<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk E-Dergi &#187; Naçizane</title>
	<atom:link href="http://www.turkedergi.com/category/nacizane/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkedergi.com</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Sanal Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 07:33:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>MERHABA&#8230;</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/merhaba-2-3311?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=merhaba-2</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/merhaba-2-3311#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 18:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Oktay</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[beysim öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[editör]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[turgut maraş]]></category>
		<category><![CDATA[turkedergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3311</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="230" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/eslemnokta_zorzaman2-300x230.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="eslemnokta_zorzaman2" title="eslemnokta_zorzaman2" /></p>Merhabalar, Türk e-derginin 64.sayısıyla sizlerle yeniden buluşmamızın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sayı da ayrı bir heyecan daha taşıyorum her zamankinden biraz farklı olarak. Türk e-derginin editörü olarak yazdığım ilk sayımız. Kelimeler hangi yerlere konacağını bilemiyor, sözler havada asılı, sözlerin hepsi sizlere tutsak.. &#160;     Değerli ağabeyim Mehmet Egemen Özkan&#8217;ın üniversitede yıllarında kurduğu bu dergiye , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="230" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/eslemnokta_zorzaman2-300x230.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="eslemnokta_zorzaman2" title="eslemnokta_zorzaman2" /></p><p><strong><em>Merhabalar, Türk e-derginin 64.sayısıyla sizlerle yeniden buluşmamızın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sayı da ayrı bir heyecan daha taşıyorum her zamankinden biraz farklı olarak. Türk e-derginin editörü olarak yazdığım ilk sayımız. Kelimeler hangi yerlere konacağını bilemiyor, sözler havada asılı, sözlerin hepsi sizlere tutsak..</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>    Değerli ağabeyim Mehmet Egemen Özkan&#8217;ın üniversitede yıllarında kurduğu bu dergiye , üniversite birinci sınıftaki bir öğrenciyi editör koltuğuna getirmesi bazılarının kafalarında soru işaretleri , bazılarımızda neden soruları bırakmış olabilir. Biz bir aileyiz . Ayaklarımızın altına bir uçan halı serilmiş ve bana &#8220;dümene geç&#8221; denildi. Şimdi bu köklü dergiyi ileri götürebilmek, sizleri memnun edebilmek için ayaklarım titreyerek geçiyorum dümene&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>   </em></strong></p>
<p><strong><em>    Türkçe&#8217;nin gücüyle, haykırmaya devam ediyoruz bir düşünceyken kalbimize yağan her şeyi&#8230;</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>   </em></strong></p>
<p><em><strong>Sözü şerbet bilip, Türkçe yazanlar</strong></em></p>
<p><em><strong>Merhaba diyorum, özden merhaba!&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>Bükülmez kalemler edip ozanlar</strong></em></p>
<p><em><strong>Ocaktan ataştan közden merhaba!&#8230;</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>     </strong></em><strong><em>Aramızdaki yeni arkadaşlarımıza &#8221; hoşgeldiniz &#8221; derken , siz eskimeyen dostlarım gönülden bir merhaba deyip Nihal Mirdoğan&#8217;ın bu dizeleriyle şimdilik veda ediyorum&#8230;</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>ALİ OKTAY ÖZBAYRAK</em></strong></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p><em><strong>TÜRK E-DERGİ EDİTÖRÜ</strong></em></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p><strong><em>    </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/merhaba-2-3311/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AH… ŞU CAM PİPETLİ BALIKLAR</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/ah-su-cam-pipetli-baliklar-3320?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ah-su-cam-pipetli-baliklar</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/ah-su-cam-pipetli-baliklar-3320#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 18:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadi atay</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[Şairane]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[şairane]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[turkedergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3320</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="168" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/05220632_100-300x168.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="0,,5220632_1,00" title="0,,5220632_1,00" /></p>Mavişin bir kediyim; Bağdaş kurmuşum, Kutbun en yalçın buzdağının… En yüksek platosuna. Çok seneler öncesinden bellediğim Bir tek oyunu oynar dururum; Bir solumda… Bir dişlerimin arasında, Bir sağımda… Bir dişlerimin arasında kuyruğum. Görür gibi olmuşluğum var güneşi Ama ağladığı zamanları iyi bilirim Anlarım burun çekişlerinden Güneş şakır şakır buz ağlar. Mavişin bir kediyim kutupta… Yeşil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="168" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/05220632_100-300x168.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="0,,5220632_1,00" title="0,,5220632_1,00" /></p><p>Mavişin bir kediyim;<br />
Bağdaş kurmuşum,<br />
Kutbun en yalçın buzdağının…<br />
En yüksek platosuna.</p>
<p>Çok seneler öncesinden bellediğim<br />
Bir tek oyunu oynar dururum;<br />
Bir solumda…<br />
Bir dişlerimin arasında,<br />
Bir sağımda…<br />
Bir dişlerimin arasında kuyruğum.</p>
<p>Görür gibi olmuşluğum var güneşi<br />
Ama ağladığı zamanları iyi bilirim<br />
Anlarım burun çekişlerinden<br />
Güneş şakır şakır buz ağlar.<br />
Mavişin bir kediyim kutupta…<br />
Yeşil bıyıklarımdan ter damlar.</p>
<p>Keyiflenirim;<br />
Kardaki zikzaklı kızak izlerini…<br />
Kuşbakışıyla gördüğümde.<br />
Bilirim;<br />
Menzilimin yakınından geçen…<br />
Kutup köpekleri tedirgindi yine<br />
Böbürlenir, kasılırım…<br />
Ki o ne kasılmalar…<br />
O ne kasılmalar…<br />
Bıyık altında tutamam gülüşümü,<br />
Bıyığımın üstünde kahkahalar…</p>
<p>Huzurluyum…<br />
Huzurlu olmasına da<br />
Şu cam pipetli balıklar var ya;<br />
Ta… Ötelerin ötesindeki o çölde…<br />
Kımıl kımıl oynayan,<br />
Rengârenk cam pipetleriyle…<br />
Çöl kumu soluyan<br />
Durup da kulak kesilirler ya bazı…<br />
O gamsız balıklar.<br />
Diken diken olur mavi tüylerim,<br />
Sarı yüreğim hop hop, hoplar.</p>
<p>Mavişin bir kediyim;<br />
Kuyruğumun ucunda zamanlar.<br />
Huzurluyum…<br />
Huzurlu olmasına da<br />
Ah… Şu cam pipetli balıklar!<br />
Sadi Atay</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/ah-su-cam-pipetli-baliklar-3320/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YÜREK RENGİM</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/yurek-rengim-3331?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yurek-rengim</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/yurek-rengim-3331#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 18:42:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nihal Mirdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[Şairane]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3331</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/03_03_2009_0749328001236108283_oprisco-300x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="03_03_2009_0749328001236108283_oprisco" title="03_03_2009_0749328001236108283_oprisco" /></p>Ellerini uzatıp tenimi titretirsen Bil ki ! esir almışsın kölen bile sayıver Ömrümü bir nefeste eritip kirletirsen Sensiz dil bayram etmez, vefasız anlayıver Aşkın uçar giderse izbe viranelere Dönerim hasretinden,deli divanelere Ömrümün sokağından git yetimhanelere  Yandım oy ! alev alev boğuştuğum külü ver  Eyvâhla zararını telafi edemem ki Kimselerden merhamet isteyip diyemem ki &#8220;Şehit düştüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/03_03_2009_0749328001236108283_oprisco-300x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="03_03_2009_0749328001236108283_oprisco" title="03_03_2009_0749328001236108283_oprisco" /></p><p><strong>Ellerini uzatıp tenimi titretirsen</strong><br />
<strong>Bil ki ! esir almışsın kölen bile sayıver</strong><br />
<strong>Ömrümü bir nefeste eritip kirletirsen</strong><br />
<strong>Sensiz dil bayram etmez, vefasız anlayıver</strong></p>
<p><strong>Aşkın uçar giderse izbe viranelere</strong><br />
<strong>Dönerim hasretinden,deli divanelere</strong><br />
<strong>Ömrümün sokağından git yetimhanelere </strong><br />
<strong>Yandım oy ! alev alev boğuştuğum külü ver </strong></p>
<p><strong>Eyvâhla zararını telafi edemem ki</strong><br />
<strong>Kimselerden merhamet isteyip diyemem ki</strong><br />
<strong>&#8220;Şehit düştüm bağrında&#8221; cephenden dönemem ki</strong><br />
<strong>Kızarsan eğer bana dilinde bükülüver</strong></p>
<p><strong>Gözlerimin ezgisi ! her yerde âh eyledim</strong><br />
<strong>Beri gel daha beri bu ney vuslatım dedim</strong><br />
<strong>Hayallerimi yıkma gururumu söyledim </strong><br />
<strong>Sen de rengi biçtiğin sesleri söyleyiver</strong></p>
<p><strong>De ki ! yüreğimdeki beyaz kurtuluş besten</strong><br />
<strong>Dokuduğun nakışla seherde duy da seslen</strong><br />
<strong>&#8220;Şöyle doyasıya iç, bağrımdan aşkla beslen&#8221;</strong><br />
<strong>İşte böyle birtanem, sevgiyle sökülüver</strong></p>
<p><strong>Açtım ellerimi yâr ! ufkuma ördüm seni</strong><br />
<strong>Dağların ardında da buluta sürdüm seni</strong><br />
<strong>Yürek gözümle uçup rengimde gördüm seni</strong><br />
<strong>Gönlünü gülşenimde, imbik imbik süzüver</strong></p>
<p><strong>Nihâl MİRDOĞAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/yurek-rengim-3331/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜÇLÜ UYUMU</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/uclu-uyumu-3295?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uclu-uyumu</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/uclu-uyumu-3295#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 11:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alparslan Zengin</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[HUZURSUZLUK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3295</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/pencere-yağmur-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="pencere yağmur" title="pencere yağmur" /></p>Pazartesiyi Salıya bağlayan gece bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Pencerenin pervazından sızan yağmur suları gömleğimin yenini ıslatmış, bu yapışkan ıslaklık huzursuzlaşmama sebep olmuştu. Huzursuzluğumun tek sebebi ne yazık ki kolumun ıslanması değildi. Hatta yağmur suyu huzursuzluğuma teşne olmuş bile olabilirdi. Yağmuru, pencereyi, ıslaklığı ve huzursuzluğu unutup kendimi kuzinenin sıcaklığına bırakmaya çalıştım. Aksi gibi ıslak olan kolum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/pencere-yağmur-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="pencere yağmur" title="pencere yağmur" /></p><p>Pazartesiyi Salıya bağlayan gece bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Pencerenin pervazından sızan yağmur suları gömleğimin yenini ıslatmış, bu yapışkan ıslaklık huzursuzlaşmama sebep olmuştu. Huzursuzluğumun tek sebebi ne yazık ki kolumun ıslanması değildi. Hatta yağmur suyu huzursuzluğuma teşne olmuş bile olabilirdi.</p>
<p>Yağmuru, pencereyi, ıslaklığı ve huzursuzluğu unutup kendimi kuzinenin sıcaklığına bırakmaya çalıştım. Aksi gibi ıslak olan kolum sobadan uzak yanda kalıyordu. Islaklığı, haliyle huzursuzluğu unutmam mümkün değildi bu vaziyette. Çareyi gömleği çıkarmakta buldum. Hatta hızımı alamayıp fanilamı da çıkardım. Böyle üst yanı çıplak altta ütülü pantolonlu halimle Hollywood filmlerinden fırlamış aktörlere benzettim kendimi. Ne ki o filmlerde böyle giyinen (yahut giyinmeyen) aktörlerin her birine birer adam oturacak genişlikte omuzları, kaya gibi göğüsleri ve baklava dilimi desenli karınları olur. Bense omuzlardan yana fena sayılmasam da emziren bir anneninki kadar yumuşak göğüslerim ve kemerimden sarkan göbeğimle olsa olsa bir şarlatan olabilirdim.</p>
<p>Mamafih hiç de şarlatan sayılmazdım. Memleketin en önemli adamı olmadığımı biliyordum fakat kendi çapımda önemli bir insandım.</p>
<p>“Hocam iyi misiniz?”</p>
<p>“Gel Ahmet gel. Gömleğin yeni ıslandı, ben de huylanıp çıkardım. Şurada, sandalyeye asılı vaziyette kuruyor.”</p>
<p>“Atletinizi neden çıkardınız hocam?” diye sormasını bekledim ama sormadı. Anlayışlı çocuktu Ahmet. Öyle olur olmaz her işe burnunu sokmazdı. En çok bu huyunu seviyordum galiba.</p>
<p>“Hocam arabaya bakan arkadaş elinde yedek parça olmadan tamir edemeyeceğini söyledi. Bu akşam buradayız maalesef. Ben sigorta şirketini aradım, yol yardım için yarın sabah gelecekler.”</p>
<p>“Tamam Ahmet, rahat ol. Geceyi burada geçiririz, ne olacak. Şansımız yaver gitti yine. İnin cinin top oynadığı bir yerde de bozulabilirdi kerata.”</p>
<p>Ahmet benim huzursuzluğumu arabanın bozulmasına vermiş olacak ki pek rahatlamamıştı. Arabayı kullanan kendisi olduğu için de biraz mahcubiyeti vardı galiba. Oysa benim huzursuzluğumun bozulan arabadan ve ıslanan yenimden ziyade kızımın sevgilisi yerine yanlışlıkla bana gönderdiği mesajdan kaynaklanıyordu. Her ne kadar senede birkaç defa yüzünü görüyor olsa da kızının uyuşturucu kullandığını öğrenmesi –benim durumumda içine bu şüphenin düşmesi- insanın keyfini kaçırıyordu.</p>
<p>Pazartesiyi Salıya bağlayan gece bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Ben Prof. Dr. Cezmi Keser, saha araştırması için bir Karadeniz köyüne giderken bozulan arabam yüzünden başka bir köyün misafirhanesinde geceliyordum. Su sızdıran penceresiyle misafirhane, ıslak yeniyle gömleğim  ve içimi sarıp sarmalayan huzursuzluğumla ben belki en mükemmel değil ama en uyumlu üçlülerinden birini oluşturuyorduk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/uclu-uyumu-3295/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLETİŞİMİN İLETİŞİMDEKİ ÖNEMİ</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/iletisimin-iletisimdeki-onemi-3286?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisimin-iletisimdeki-onemi</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/iletisimin-iletisimdeki-onemi-3286#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 11:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Turgut Maraş</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[ifade etme]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim ve ifade yeteneği]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim yeteneği]]></category>
		<category><![CDATA[kendini ifade etme]]></category>
		<category><![CDATA[turgut maraş]]></category>
		<category><![CDATA[turkedergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3286</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="297" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/iletisim-297x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="iletisim" title="iletisim" /></p>        Sağlıklı bir iletişimdeki başlıca sıkıntı konuşanların birbirlerini anlamamaları ve anlatmaya çalışmaları için sarf ettikleri çabadan dolayı vericilerin açık alıcıların kapalı olmalarından kaynaklanır. Bu durumu sağırlar iletişimi olarak da adlandırabiliriz. ........]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="297" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/12/iletisim-297x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="iletisim" title="iletisim" /></p><p style="text-align: justify;">        Sağlıklı bir iletişimdeki başlıca sıkıntı konuşanların birbirlerini anlamamaları ve anlatmaya çalışmaları için sarf ettikleri çabadan dolayı vericilerin açık alıcıların kapalı olmalarından kaynaklanır. Bu durumu sağırlar iletişimi olarak da adlandırabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">        Hz. Mevlana&#8217;nın bu konuyla ilgili olarak: &#8220;Ne kadar bilirsen bil, nasıl anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anlayabileceği kadardır.&#8221; sözü konuya açıklık getirmektedir. Mevlana bu sözüyle bir şey anlatırken karşıdakinin algılama kapasitesini, bilgi dağarcığını da göz ardı etmememiz gerektiğini anlatıyor. Aksi halde anlatan da dinleyen de iletşime kapalı olacaktır. Yine özlü bir sözde: &#8220;Dinlemesini bilen en cahilinden bile bir şeyler öğrenir.&#8221; diyerek dinlemenin ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştir. Tabi dinlediğimiz konunun özünü de bilmemiz dinlemenin etkisini güçlendirecektir. Konuşmacı anlattığı konuyu beden dilini de kullanarak anlatımını güçlendirmesi gerekir. Zira anlatıcı hareketsiz bir şekilde durmak suretiyle anlatma yoluna gitse dinleyiciye anlatmak isteğini güçlükle anlatır. Yahut dinleyici hiç bir şey anlamayabilir. Bu noktada beden dilinin iyi bir şekilde kullanılması çok önemlidir. Ayrıca beden dilini kullanarak bir şeyler aktarmaya çalışan kişi, konunun aktarılması hususunda rahat olacak  ve anlatmak istediğini net bir şekilde anlatacaktır. Atalarımız &#8220;Bin bilsen bir bilene sor&#8221; diyerek her insanın bilmediğimiz bi şeyi bilebileceğini ve önemli olanın da bu bilmedikleirmizi karşıdaki kişiden öğrenebilmemiz gerektiğini ve her insandan bir şeyler öğrenebileceğimize vurgu yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">        İyi bir iletişimin sağlanmasında amacımız kendimizin ve karşıdakinin gelişmesi olmalıdır. Sorunların çözümünde kendi potansiyelimiz içinde kalmayıp, sorunun bir parçası olan herkesin çözüm önermesine izin vermeliyiz. Bu şekilde iletişimin önemini idrak ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayatta iyi bir iletişim kurmanız temennimle. Sağlıcakla kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/iletisimin-iletisimdeki-onemi-3286/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsaniyetin İstem Gücü&#8230;</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/insaniyetin-istem-gucu-3254?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=insaniyetin-istem-gucu</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/insaniyetin-istem-gucu-3254#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 13:29:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Ahmetbeyoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[ahmetbeyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[insanın istekleri]]></category>
		<category><![CDATA[İslami]]></category>
		<category><![CDATA[istek]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3254</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="251" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/fny8gw5-300x251.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="güneş." title="fny8gw5" /></p>    Bu dünyaya ait olmadığımı, aklımın hep bir karıştan çok yukarılarda;Atmosferin ötesinde gezindiğini düşünmüşümdür.Bir bakıma destekleyici düşüncelerim var ama çoğu zaman &#8216;bu dünyaya gelme sebebim&#8217;i  hatırlayıp &#8216;burada olmaktan memnunum&#8217; derim&#8230; Sevgili dünyamıza bir gözlem bakışı atalım;İstekler&#8230; Keşkelerle dolu anılara sahibizdir.Bu anıları unutmak ya da geriye dönüp her şeyi isteyeceğiniz şekle sokmak istersiniz&#8230; Acaba&#8217;ları tavan arasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="251" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/fny8gw5-300x251.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="güneş." title="fny8gw5" /></p><p><a href="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/fny8gw5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3255" style="border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid; margin: 5px;" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/fny8gw5-300x251.jpg" alt="güneş." width="300" height="251" /></a>    Bu dünyaya ait olmadığımı, aklımın hep bir karıştan çok yukarılarda;Atmosferin ötesinde gezindiğini düşünmüşümdür.Bir bakıma destekleyici düşüncelerim var ama çoğu zaman &#8216;bu dünyaya gelme sebebim&#8217;i  hatırlayıp &#8216;burada olmaktan memnunum&#8217; derim&#8230;</p>
<p>Sevgili dünyamıza bir gözlem bakışı atalım;İstekler&#8230;<br />
Keşkelerle dolu anılara sahibizdir.Bu anıları unutmak ya da geriye dönüp her şeyi isteyeceğiniz şekle sokmak istersiniz&#8230;<br />
Acaba&#8217;ları tavan arasına saklayıp ne yapmanız gerektiğini anlatan uzun bir not ile kararlarınızı tek kalemde alıp, işi keşkeye bırakmamak istersiniz&#8230;<br />
Aldığınız kararların genel itibariyle hep olumlu ve fayda sağlayıcı olmasını istersiniz&#8230;<br />
Sahip olduklarınızın takdir görmesini ,kendinizin de her alanda en önde olup her kulvarda fark atmak isteyebilirsiniz.<br />
Çok sevilmek istersiniz.Birilerinin sizin için fedakarlık yaptığını görmek ve aynı sevgiyi ona verebilmek istersiniz&#8230;</p>
<p>İstenecek çok şey var biz insanoğlu istiyoruz!İstemeye devam ediyoruz.Çoğumuz her şeyde mükemmel&#8217;i diliyoruz.Peki mükemmellikten kastımız nedir?Mükemmellik, kemale ermek, kusursuzluk&#8230;Bu konu da bakış açısıyla şekillenmekte.<br />
Felsefi ahlakta &#8216; Erdem&#8217; olarak nitelenir.İslami ahlakta örnek insan Rasulullah (aleyhi&#8217;s-Selatu ve&#8217;s-Selam)&#8217;dır.Şüphesiz o ahlakı tamamlamak için gönderilmiştir.Bunların dışında kişide mükemmellik bakışı yok mu?Elbette var ancak her bir bakışa değinmek konuyu kaydırabilir.<br />
Toplumda mükemmellik yine felsefede boy gösteren Platon&#8217;un devlet anlayışı ya da sosyalizm&#8217;in temel taşları&#8230;İslam&#8217;da ise kaynak Kur&#8217;an-ı Kerim ve sünnetlerdir(icma ile kıyas dahil) .Yine toplumun mükemmelliği adına farklı bakışlar mevcuttur&#8230;<br />
Düşüncede mükemmeliyet, duygularda, insan ilişkilerinde, ferdi meselelerde mükemmeliyet&#8230;Hepsi birbiriyle bağlantılı nihayetinde&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Peki.Madem bu derece incelenmiş bir konu.&#8217;Kusursuzluk&#8217; her insanın özlemini çektiği bir gerçek ve fazlasıyla irdelenmiş&#8230;O halde neden oturmuyor taşlar yerine?<br />
Mükemmellik bakışı kişiye göre değişip birinin istediği diğerinin hayatına engel oluyor olabilir.İnsan fertten topluma geçtiğinde her istediğinin olmayacağını fark ediyor ancak bu istekler yoğun olmasa da varlığını koruyor.</p>
<p>Dilersek hayatı herkes için yaşanılır hale getirebiliriz.Bu ancak herkesin aynı şeyi düşünmesiyle olur.Bunun için evrensel bir adım gerekli.Şu an dünyanızda var olan yaşam kurgularını düşünün&#8230;</p>
<p>Ve&#8230;Bu mükemmellik isteği, boş bir istek değil.Hepimizin böyle bir özlemi varsa, dünya düzeni mükemmel olmadığı halde olabileceğini düşünüyorsak&#8230;Sizce de tuhaf değil mi?İçimizdeki bu his boş olmamalı&#8230;Mutlaka bir varış noktası olmalı&#8230;<br />
Ben kendi cevabımı buldum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/insaniyetin-istem-gucu-3254/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şakayık&#8230;</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/sakayik-3220?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sakayik</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/sakayik-3220#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 23:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Ahmetbeyoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[64. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[adem ile havva]]></category>
		<category><![CDATA[erkek ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[gelincik]]></category>
		<category><![CDATA[iskender pala]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Şakayık]]></category>
		<category><![CDATA[şakayıku'r-rical]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3220</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0" title="Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0" /></p>&#8221;İnnema&#8217;n-nisâ&#8217; şakâyıku&#8217;r-ricâl.&#8221;Peygamber Efendimiz buyuruyor :&#8221;Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.&#8221; İskender Pala&#8217;nın Kitab-ı Aşk kitabından &#8216;Şakayık&#8217; bölümünü okuyorum&#8230;Bölümün etkilendiği söz bir Hadîs-i Şerîf. Şakayık&#8217;ın Türkçe&#8217;deki karşılığı &#8216;gelincik&#8217; çiçeğidir.Arapça anlamdırılmasına göre şu şekilde Şakayık kelimesini açıklamış sayın Pala; &#8230; &#8221;Öncelikle kadının, erkeğin &#8216;kürek kemiği&#8217;nden bir parçası olduğu, ardından erkeğin &#8216;öteki yarısı (elmanın iki yarımı gibi birbirini tamamlayan değerler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0" title="Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0" /></p><p><img class="size-medium wp-image-3223 alignleft" style="border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid; margin: 5px;" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/Gelincik-Tarlasi-Tuval-uzerine-yagliboya__38455943_0-300x225.jpg" alt="" width="270" height="203" /></p>
<p>&#8221;İnnema&#8217;n-nisâ&#8217; şakâyıku&#8217;r-ricâl.&#8221;Peygamber Efendimiz buyuruyor :&#8221;Şüphesiz kadın, erkeğin şakayığıdır.&#8221;</p>
<p>İskender Pala&#8217;nın Kitab-ı Aşk kitabından &#8216;Şakayık&#8217; bölümünü okuyorum&#8230;Bölümün etkilendiği söz bir Hadîs-i Şerîf.<br />
Şakayık&#8217;ın Türkçe&#8217;deki karşılığı &#8216;gelincik&#8217; çiçeğidir.Arapça anlamdırılmasına göre şu şekilde Şakayık kelimesini açıklamış sayın Pala;<br />
&#8230;</p>
<p>&#8221;Öncelikle kadının, erkeğin &#8216;kürek kemiği&#8217;nden bir parçası olduğu, ardından erkeğin &#8216;öteki yarısı (elmanın iki yarımı gibi birbirini tamamlayan değerler bütünü;Şakk&#8217;ı)&#8217; olarak düşünüldüğü ve nihayet &#8216;şakayık(yaban lalesi, gelincik)&#8217; çiçeği olarak ifade ettiği görülür.&#8221;</p>
<p>Aklımıza gelen ilk misal Hz.Âdem&#8217;in kürek kemiğinden yaratılan Hz.Havvâ&#8217;dır.Erkek ile kadın bir bütünün parçaları olarak yaratılmıştır.Birbiri olmadan olamayan iki varlık.Kadın olmadan erkek eksik kalacaktır.</p>
<div id="attachment_3221" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/balanyali_hb_gelincik.jpg"><img class="size-medium wp-image-3221 " src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/balanyali_hb_gelincik-300x184.jpg" alt="" width="300" height="184" /></a><p class="wp-caption-text">&#39;&#39;Hikmet Barutcugil&#39;den&#39;&#39;</p></div>
<p>Peki İskender Pala&#8217;nın da değindiği üzere Gelincik çiçeğinin özelliklerini düşünelim. Şakayık her türlü coğrafyada insanî bir etki olmadan yetişebilen , bir çok türü olmasına karşın bunların hepsinin kırmızı olduğu bir çiçektir( turuncuya kaçan tonları da mevcut).Gelincik çiçeği de yapı bakımından kadına benzer.Dalından koparıldığında bir iki dakika içinde ölen, yahut dalını koparmaya gitmeden kırmızı yapraklarından birini kopardığınızda diğer üçü de ardından solar ve sarkar.<br />
Hadîs-i Şerîf gayet açık.Şakayık&#8217;ı iki yönden de ele aldığımızda &#8216;kadın&#8217;a gerekli değerin verilmesi hususunda önemli bir kanıt.İnsan kendinden bir parçayı nasıl kırabilir?Yahut şöyle demek daha doğru; Bir erkek en ufak bir darbede solan bir çiçeği kendinden bir parça olmasına rağmen nasıl görmezden gelir de kırar?&#8230;**</p>
<p>Şakâyıku&#8217;l-arz&#8230;Şakâyıku&#8217;r-ricâl&#8230;<br />
Kadının fıtratında &#8216;zarafet&#8217; hasıl olur.Erkeğin güçlü yapısında hayat bulur.Onun &#8216;asalet&#8217;inin kıyısındadır.Günde beş öğün sevgi ister, korunmaya muhtaçtır, ezilmek istemez&#8230;Kadın ait olmak ister.Sahip olmak ister&#8230;</p>
<p>Hassasiyet, masumiyet, merhamet&#8230;Özü itibariyle tıpkı gecenin dolunayı, gonca gülün saf dokusu, sahralarda bir meltem esintisi, bir yardımcı, bir yolcu&#8230;</p>
<p>Sessizliğinin huzuru&#8230;Huzurunun mahiyeti&#8230;Pahası yok&#8230;</p>
<p>Elbette ki bunlar fıtratının özünü giyinmiş olana has.Yoksa erkeğe çalan ya da fazlasıyla salan bir kadın bir olabilir mi?</p>
<p>Mecnun&#8217;un Leylası, Ferhat&#8217;ın Şirin&#8217;i&#8230;Ali&#8217;nin Fatıma&#8217;sı&#8230;Güzel bir söz var ya :</p>
<blockquote><p><em>HZ.FATIMA GİBİ OLMADAN HZ.ALİ GİBİSİNİ BULAMAZSIN&#8230;FATIMADAN BAŞKASINI GÖZÜ GÖRMEYEN ALİYİ BULMAK İÇİN,ALİDEN BAŞKASINA TIRNAĞINI DAHİ GÖSTERMEYEN FATIMA OLMAN GEREK&#8230;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p></blockquote>
<p>**:Yazının buraya kadar olan kısmı 02.03.2011 tarihinde yazıldı&#8230;İskender Pala&#8217;nın kitabı Aşk eserindeki &#8217;Şakayık&#8217; yazısından etkilenerek alıntılarla yazıldı&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/sakayik-3220/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HİSLENEN HİKAYELER</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/hislenen-hikayeler-3146?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hislenen-hikayeler</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/hislenen-hikayeler-3146#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 00:42:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alparslan Zengin</dc:creator>
				<category><![CDATA[63. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hisler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3146</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/hikaye-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="hikaye" title="hikaye" /></p>Ben hikayeler yazıyorum. Uzunlu kısalı hikayeler. Kimi sadece birkaç cümleden ibaret oluyor. “Hasan hasmının husumetinden çekmemişti hocasından çektiği kadar. Evvela parasını kaptırmış, sonra mahalle kahvesinde alemin önünde galiz küfürlere maruz kalmış, nihayet bir araba dayak yemişti. Ne ki bunların hiçbiri hocasının onu kopya çekmekle itham etmesi kadar yaralamamıştı.” mesela. Bu benim kısacık hikayelerimden biri. Gerçi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="225" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/hikaye-300x225.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="hikaye" title="hikaye" /></p><p>Ben hikayeler yazıyorum. Uzunlu kısalı hikayeler. Kimi sadece birkaç cümleden ibaret oluyor. “Hasan hasmının husumetinden çekmemişti hocasından çektiği kadar. Evvela parasını kaptırmış, sonra mahalle kahvesinde alemin önünde galiz küfürlere maruz kalmış, nihayet bir araba dayak yemişti. Ne ki bunların hiçbiri hocasının onu kopya çekmekle itham etmesi kadar yaralamamıştı.” mesela. Bu benim kısacık hikayelerimden biri. Gerçi buna hikaye diyecek çok fazla insan bulacağımı sanmıyorum. Ben de kendim için yazıyorum böyle hikayeleri. Ara ara dönüp okumak hoşuma gidiyor. Başkalarının okuması için yazdıklarım daha uzun oluyor. Yirmi otuz sayfayı bulanlar da oluyor içlerinde. Halit Ağa’nın kızı Hatem ile marabadan Hafız’ın aşkını anlattığım hikaye onlardandır örneğim. Onu burada yazamam zira yazının odağı kayar.</p>
<p>Hikaye yazmayı seviyorum. Hikaye yazmayı iki sebepten ötürü seviyorum. Hikayeler bana sınırsız olanaklar sunuyor. Ömrüm boyunca yaşamayacağımı bildiğim mutlulukları, heyecanları, kimi zaman üzüntüleri yaşamış gibi hissetmemi sağlıyor. Hiçbir zaman atmosferin dışına çıkamayacağımı biliyorum; baba olamayacağımı, Honolulu’ya gidemeyeceğimi, Grand Slam finali oynayamayacağımı, banka soymayacağımı, adam öldürmeyeceğimi, hayat kurtaramayacağımı biliyorum. İşte hikayeler bana bu saydıklarımı ve daha nicesini yaşama olanağı sunuyor. Elbette bizzat kendi başımdan geçtiğinde hissedeceğim gibi hissetmiyorumdur hiçbir durumda, ama bir hayli keyif alıyorum. Üç boyutlu film izlemek gibi biraz. Gördüğün hiçbir şeye dokunamayacağını biliyorsun, lakin her şey gözünün önünde olanca canlılığıyla cerayan ediyor.</p>
<p>Ben hikaye yazmayı yaşamadıklarımı yaşamış gibi hissetmek için ne kadar seviyorsam hissettiklerimi anlatabilmek için de o kadar seviyorum. Düşündüklerimi hikayelerde anlatmayı sevmiyorum. Düşündüklerimi hiçbir biçimde anlatmayı sevmiyorum. Hiçbirinin gerçekte bana ait olduğuna inanmadığımdan olsa gerek. Hissettiklerimse bana has. Herkesin özgün bir düşüncesi yok belki ama herkesin şahsına münhasır hisleri var. Bazı insanlar eylemle anlatıyor hislerini. Hislerinin gereğinin ne olduğuna kaniyse ona göre harekete geçiyor. Bazıları resim yapıyor. Aynı manzarayı resmeden iki insanın farklı resimler yapmasının sebebi manzaraya karşı farklı hisler beslemeleri oluyor herhalde. Kimileri beste yapıyor. Kah hareketli kah ağır aksak melodiler oluşturuyor. Şiir yazanlar var. Benim hiç anlamadığım türlü türlü imgeler tercüman oluyor hislerine. Böyle böyle daha pek çok yolu var insanoğlunun hislerini anlatmasının. Ben eyleme dökemiyorum hislerimi, pısırığın tekiyim. Bırakın resim yapmayı imzamı bile doğru düzgün atamıyorum. Bir udum var, iyi kötü tıngırdatıyorum ama aşk ile çaldığım bestelerin nasıl yapıldığına dair en ufak fikrim yok. Kelimelerle uğraşmayı sevsem de şiirin dilinden anlamıyorum. Ben de hislerimi hikayelerle anlatıyorum.</p>
<p>Ben hikaye yazıyorum, severek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/hislenen-hikayeler-3146/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MERHABA!</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/merhaba-3195?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=merhaba</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/merhaba-3195#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 23:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Ahmetbeyoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[63. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Es-Selamun Aleyküm]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[saf iman]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=3195</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="300" height="214" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/92a224c89df24cea55d43bd93a685866_1295179467-300x214.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Selam" title="Selam" /></p>Hoşbulduk yazısı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="300" height="214" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/11/92a224c89df24cea55d43bd93a685866_1295179467-300x214.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Selam" title="Selam" /></p><p>Es-Selamu Aleyküm!..</p>
<p>Benim için yeni bir yol, yeni bir tecrübe, yeni bir tebessüm kapısı aralama şansı. Herkese merhaba…</p>
<p>Heyecanlı olduğumu varsayalım; çünkü hayatta her adım özeldir, her yaptığınız yenilik size bir şey ya da şeyler<br />
katar. Mutlu olmak için bahane aramaya gerek yok, yahut heyecanlanmak için… Hemen<br />
ilk yazıdan gıcıklığım tutsun istemiyorum. Gıcık da sayılmam pek. Beni çok seversiniz.</p>
<p>…</p>
<p>Yaşımın verdiği<br />
toyluk, acemilik ve cahilliğin kuru cesaretiyle söylemek istediğim, söylenmesi<br />
gereken ve söylenirse iyi olurları kendi çapımda saygı çerçevesinde dile<br />
getirmeye çalışacağım. Allah’ın izniyle…</p>
<p>…</p>
<p>…</p>
<p>Şimdi bir giriş<br />
yapma zamanı&#8230;</p>
<p>Madem bu bir giriş,<br />
o halde her insanın hayata nasıl girdiğini düşünelim derim. &#8216;Bebeklik…&#8217;  (Yan odada ağlayan bir bebek olduğu için bu<br />
konuyu seçmem kolay oldu)</p>
<p>…</p>
<p>O bir  dünya… Yalnızca dokuz aylık bir oluşma evresinin neticesinde güneşe gözlerini<br />
açan, ilk bakışının tedirginliği ve bulunduğu ortamı yadırgamanın verdiği<br />
huysuzluk ile gözyaşlarını kullanmadan ağlayan biricik dünya özeti… Bu mucizenin<br />
ötesidir. Eti ile kemikleri ile bir canlıdır. Canlıların en masumu, en<br />
savunmasızı getirilip elinize verilir.</p>
<p>Ahh o nokta… Bebek ya da evlat ne derseniz; emanettir… Biricik Yaradanın bize verdiği<br />
emanet. Yalnızca ona iyi bakıp, fıtratını müdafaa edebilelim, onu hayata en<br />
hakikatli şekilde hazırlayalım diye…</p>
<p>Günahsız, masum ve tertemiz… Yüzünde bir yol<br />
haritası gizli. Satır satır takip edip, satır satır yürümek için. Bakan göze,<br />
gören göze verilen yol haritası… Yürümek isteyen?..</p>
<p>…</p>
<p>Dünyama hoş geldin<br />
biricik yeğenim ve hoş geldiniz Türk e-dergi …</p>
<p>…</p>
<blockquote><p>Dipnot: Saf iman, 20 günlük bir bebeğin Kur&#8217;an-ı Kerim<br />
okunduğunda yüzünde beliren tebessümdür&#8230;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/merhaba-3195/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YARATICILIK VE İNSAN BEYNİ</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/yaraticilik-ve-insan-beyni-2950?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yaraticilik-ve-insan-beyni</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/yaraticilik-ve-insan-beyni-2950#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 08:53:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MELDA AKIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[62. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Melda]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Mozart]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[şizoptik özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=2950</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="245" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/albert-einstein-26-245x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="albert-einstein-26" title="albert-einstein-26" /></p>Büyük dehalar elbet çılgınlığa yakındır; Ve aralarındaki sınırı çok ince duvarlar çizer. John Dryden, Absalom ve Achitopel &#160; Yaratıcılık, binlerce bakış arasında, farkındalığı yaratacak somut bakış açısına sahip olabilmektir, görülmeyeni görmek, hissedilmeyeni hissetmek,  evrende hiç yer almamış ya da soyutluktan öteye geçememiş varlıkları somutlaştırmaktır. Yaratıcılık; özel olanın doğal olmasını, doğal olanın özel olmasını sağlayan harekettir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="245" height="300" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/albert-einstein-26-245x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="albert-einstein-26" title="albert-einstein-26" /></p><p style="text-align: center;"><span style="text-align: center;">Büyük dehalar elbet çılgınlığa yakındır;</span></p>
<p style="text-align: center;">Ve aralarındaki sınırı çok ince duvarlar çizer.</p>
<p style="text-align: center;"><em>John Dryden, Absalom ve Achitopel</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaratıcılık, binlerce bakış arasında, farkındalığı yaratacak somut bakış açısına sahip olabilmektir, görülmeyeni görmek, hissedilmeyeni hissetmek,  evrende hiç yer almamış ya da soyutluktan öteye geçememiş varlıkları somutlaştırmaktır. Yaratıcılık; özel olanın doğal olmasını, doğal olanın özel olmasını sağlayan harekettir.</p>
<p>Yaratıcılık, kişiden kişiye, zamandan zamana değişkenlik gösterir. Örneğin; yaratıcılık deyince; bazı insanların aklına; Picasso, bazılarının aklına; Leonardo Da Vinci, bazılarının aklına Mozart gelir. Kimisi içinse, yaratıcı olan; Einstein,  Newton, Abraham Lincoln, Edison’dur.</p>
<p>Zamana, mekana, eğitime, aileye vb. bir çok etkene göre değişkenlik gösteren yaratıcılık sürecinde, psikolojik rahatsızlıklar kendini  göstermektedir. Bu tür rahatsızlığı olan üstün yetenekli ve yeteneğini yaratıcılığına yansıtan insanları saptamak hiç de zor değildir.  Müzik, edebiyat, felsefe, matematik, fizik, kimya, resim, siyaset, tarih de dahil olmak üzere pek çok alana yayılmış olan bu insanlara örnek vermek gerekirse;  John Nash, Einsten, Nietzche, Tolstoy, Einstein, Abraham Lincoln, Ludwig Von Beethoven, Samuel Johnson, Jonathan Swift, Graham Greene gibi  insanlığa ve hayata yön veren bir çok insan sayılabilir.</p>
<p>Yaratıcılık ve insan beynindeki ilişki, Antik Yunan döneminden bu yana ilgiyle takip edilmekte,  bu ilişkiyi çözümlemek</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2952" style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid; margin: 5px;" title="Beyin ve Yaratıcılık" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/beyin-3206.jpg" alt="" width="210" height="209" /></p>
<p>için pek çok çalışma yapılmaktadır. Fakat bu konu üzerinde sistematik çalışmalara ancak on dokuzuncu yüzyılda başlanabilmiştir. İlk kapsamlı inceleme, İtalyan Psikiyatr Cesare Lombroso tarafından yapılmıştır.  Yaratıcı olan insanların psikolojik rahatsızlıklara yatkın olduklarını saptamıştır.</p>
<p>Yaptıkları, keşfettikleri bu günümüzü dahi etkileyen, Albert Einstein’ında normalden uzak bir tarzı ve psikolojik sorunları olduğu bilinmektedir. Örneğin, insanlarla ilişki kurmakta sorunlar yaşıyor, kendine bakmıyor ve temizliğine dikkat etmiyordu. Bu tür davranışlar, şizoptik özelliklerden sayılıyor. Aynı zamanda, ilk evliliğinden olan oğlu da, şizofrendi.</p>
<p>Bir başka örnek ise; Isaac Newton. Isaac Newton prematüre olarak doğmuş ve ilk yıllarını ciddi zorluklar yaşayarak geçirmiştir. Yaşamı süresince, sürekli bir kuşku içinde olduğu, gizemli inançları olduğu, çeşitli şizoptik özellikler sergilediği bilinmektedir. Başkaları tarafından rahatsız edildiğine inanmış ve çeşitli psikolojik ataklar geçirdiği kayıt altına alınmıştır.</p>
<p>Akıl Oyunları (1998) adlı kitapta yer alan, aynı zamanda da aynı isimle yayınlanan film ile Oscar ödülü olan filmde yer alan, John Nash’in yaşam öyküsü de hepimize tanıdık gelecektir.  Oyun teorisinde yaptığı inanılmaz buluş ile Nobel ödülü kazanmasının yanısıra müthiş bir matematikçiydi. Genç yaşlarda, o da, yoğun şizoptik özellikler göstermeye başlamış ve otuzlu yaşlarının başındayken psikoza girmişti, kendi adını verdiği oğlu da, bir şizofrendi.</p>
<p>Yaratıcılık ile psikolojik rahatsızlıkların derin bir ilişkide olduğunu görmek kaçınılmaz. Fakat asıl önemli olan nokta şudur: Yaratıcılığı, psikolojik rahatsızlıklar mı yaratıyor yoksa yaratıcı insanlar mı psikolojik rahatsızlıklara yatkın oluyor?</p>
<p>Bilim ve tıp dünyası hala bu sorunun cevabını arıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/yaraticilik-ve-insan-beyni-2950/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZOMBİ OLMAK İSTEYEN</title>
		<link>http://www.turkedergi.com/zombi-olmak-isteyen-2888?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=zombi-olmak-isteyen</link>
		<comments>http://www.turkedergi.com/zombi-olmak-isteyen-2888#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 08:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beysim Öztürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[62. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Naçizane]]></category>
		<category><![CDATA[beysim öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaköy Sahil]]></category>
		<category><![CDATA[Thrill The World]]></category>
		<category><![CDATA[TTW]]></category>
		<category><![CDATA[TTW İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkedergi.com/?p=2888</guid>
		<description><![CDATA[Dünya çapında pek çok noktada binlerce insanla aynı duyguları paylaşmak için 30 Ekim gecesi dirilmek üzere zombiler aranmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/siyahbeyaz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2893" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/siyahbeyaz-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Hayatlara yön veren insanlar vardır. Genellikle  tek bir şeyi en iyi şekilde yapanlardır ilham alınacak insanlar. İşte  ‘’Pop’un Kralı’’  Michael Jackson da yaptığı işin en iyisiydi. Benzersizdi. Burada onun hayatını anlatacak değilim, sizlerle paylaşmak istediğim şey 30 Ekim’de gerçekleşecek bir hadisedir.</p>
<p>MJ’nin hayranları tarafından dünya üzerinde onun için pek çok etkinlik düzenledi ve düzenlenmekte. Efsanevi sanatçının  fikirlerinden esinlenen ayrıca onun hatırasını canlı tutmak ve dünyaya birlik mesajları göndermek isteyen insanlar bir araya gelip tüm dünyada pek çok şey yapıyorlar ve işte bunlardan biri  Thrill The World  (TTW).</p>
<p>TTW 2006 yılından beri dünya çapında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bir dans gösterisidir.   Gönüllü TTW organizatörlerinin dünyanın herhangi bir yerinde kendi etkinliklerini merkez ofisle iletişime geçerek düzenleyebildikleri , herhangi bir yaş, bilgi sınırlamasının olmadığı ayrıca bir şehir için etkinlik sayısının da sınırlı olmadığı aynı anda dans etkinliğidir. Benim açımdan en cezbedici etkinlik özelliği şudur :  Her bir etkinlik kendilerinin seçeceği kar amacı gütmeyen bir yardım kuruluşu için para toplar. Yani orada dans eden insanlar ve onları izlemeye gelen kişiler o gece bir yardım kuruluşuna destek olacaklardır. Sanırım çoğu etkinliğin kar para hırs kısacası çıkar için düzenlendiği dünyamızda böylesi temiz çalışmalara da oldukça ihtiyaç var.</p>
<p>TTW etkinliği kısaca  MJ’nin Thriller parçası eşliğinde tüm dünya üzerinde belirli yerlerde insanların ‘aynı anda’  dans etmesidir. Dans Thriller parçasındaki zombi kurgusu üzerine oturtulmuştur ve kareografisi de tüm etkinliklerde aynıdır. Yani dünya üzerinde aynı anda aynı dansı  binlerce kişinin yapıp bir dünya rekorunu ortaya çıkarmasıdır TTW.</p>
<p>TTW Türkiyede de düzenlenmektedir.  Bu yazıyı yazma sebebimde TTW İstanbul’un hasbelkader bir parçası olmamdan ileri gelmektedir.  TTW İstanbul 2009 yılından beri gerçekleştirilmektedir. İlk yılında 211 kişi katılımcı olmuştur. TTW İstanbul&#8217;un amaçları kısaca herkesin dans edebileceğini göstermek,  MJ’yi anmak,  farkındalık yaratmak ve belirleyecekleri bir yardım kuruluşuna destek olmak şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>TTW İstanbul  etkinliği bu yıl  Beşiktaş Belediyesi&#8217;nin de desteğiyle Ortaköy Sahil’de gerçekleştirelecek. Etkinliğin saati dünya ile aynı anda olacağından gece 04:00’dır. Dünya saatinden nasibimizi almış olsak da etkinlik  gecesi Ortaköy Sahil’in oldukça şenleneceğinden  hiç şüphem yok.</p>
<p><a href="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/istt.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2896" src="http://www.turkedergi.com/wp-content/uploads/2011/10/istt.jpg" alt="" width="180" height="199" /></a></p>
<p>Etkinliğe eğer sizler de katılmak istiyorsanız Depo Dans Kafe&#8217;de gerçekleştirilen ve 2 bölüm halindeki eğitimlere katılabilirsiniz.  Bir buçuk saatten oluşan her bir bölüm sonrası toplamda üç saatlik bir eğitimle herkes (yaş sınırı yok) çok kolay bir şekilde Thriller dansını öğrenebiliyor. (Dans eğitimlerinin tamamı ücretsiz). Eğitim saatleri için link yazının sonunda bir yerde olacak.</p>
<p>Bir araya gelme, dans etme, eğlenme ve yeni arkadaşlar edinme gibi güzel anlamlarıda içinde barındıran bu etkinliğe katılmak isteyen herkesle  Ortaköyde 30 Ekim gece 04:00 ‘da görüşmek üzere… Zombi makyajı ve kostümleriyle yeniden dirilinceye kadar hoşçakalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Depo Dans Kafe&#8217;deki eğitim saatleri için link :  <a href="http://www.depodans.com/du86-thrill_the_world_ders_saatleri.html">http://www.depodans.com/du86-thrill_the_world_ders_saatleri.html</a></p>
<p>TTW İstanbul Etkinliği&#8217;yle alakalı detaylı bilgi isteyenler için link : <a href="http://www.thrilltheworldistanbul.com/">http://www.thrilltheworldistanbul.com/</a></p>
<p>TTW Facebook : <a href="https://www.facebook.com/ttwistanbul?sk=info">https://www.facebook.com/ttwistanbul?sk=info</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkedergi.com/zombi-olmak-isteyen-2888/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

