Tags
Related Posts
Share This
İHTİYARLARA YER YOK KARDEŞİM!
Deseler de inanmayın.. Çünkü insan tabiatı gereği yaşlandıkça sahip olduğu şeylere daha çok bağlanır.Kazandıkça sever, sevdikçe kazanmaya çalışır.. Kazandıkça da sadece yığar. İhtiyacı olana verdiği falan da yok (verse onu da vergiden düşer).Piyasa aktörleri gibi saygın bir ünvana sahip olan ama gerçekte tam bir ”pörsümüş dinazor” olanların bütün dünyada en büyük şirketleri, en büyük servetleri, en büyük payı (dünya servetinin %96′sı) ellerinde tutmaları bu gerçeği gösteriyor. Ve aynı şekilde sırtında kamburu çıkmış bir bunak hala sabahın 7′sinde kalıkp işe geliyorsa ve neden bu kadar çok çalıştığını sorduğunuzda çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalıştığını söylüyorsa bilin ki bu gerçek cevap değil. Bu öyle bir çark ki sömürülen de sömüren de köle. Sömürülen sömürene, sömüren de içindeki o iğrenç hırsa ve yığmaya köle..
Gelelim filme..Herşeyden önce filmin -bitiş jeneriği çıkana kadar- gerilimi öyle bir kıvamında ki birden jenerik yazısı çıkınca insanı afallatıyor. Ve düşünün ki gerilim ve şiddet dolu bir filmde hiç müzik yok..! Sadece meksikalı -oldukça komik bir grubun- çok kısa bir süre gitar tıngırdatıp para dilenmek için adamımızın başına dikilmesi var. Tabi adamımızın – kahramanımız demiyorum çünkü değil, zaten Coen kardeşlerin bu filmlerinde -bazı açılardan bir başyapıt- yaptığı şey de tam olarak bu kahramanlık olgusundan tutun da film müziğine kadar neredeyse bütün Hollywood klişelerini altüst etmesidir- üzerindeki kanı görünce de susuyorlar. Grupta şişman olanı tabii olarak olayı geç kavradığı için biraz geç susuyor. Bu sahnedeki gibi komiklikler film boyunca sürüyle var. Hele bir gaz istasyonunda bir diyalog var, filmin gerilimi yüzünden ancak ikinci izleyişinizde oturup kahkahalara boğuluyorsunuz. Ve bütün bunlar tam da Coen kardeşlere has bir şekilde sunulmuş seyirciye. İşin burasında şunu söyleme ihtiyacı hissediyor insan. Sinema, edebiyat, müzik gibi sanat dalları tamamen subjektif -öznel- dir ve birisinin beğendiğini bir başkası beğenmek durumunda değildir kesinlikle, ama bazı filmler olur ki hemen hemen herkes üzerinde hemfikir olur. Bütün İzmirli kızların Titanic üzerinde hemfikir olmaları gibi..
Neyse biraz ciddiyet.. En azından bir paragraflık..! Film Amerikalı romancı Cormac McCarty’nin 2005′te yayımlanan aynı adlı romanından (No Country For Old Men) uyarlama. Uyarlamayı da Coen kardeşler yapmış ve en iyi uyarlama senaryo dalında Oscar aldı – diğer ödüller en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi…. müzikti galiba
içinde hiç müzik olmayan filme ödül mü verilir, bunlar aklını peynir ekmekle mi yedi? Diğer ödül en iyi yardımcı erkek oyuncu dalındaydı-.
Filmin hikayesi kısaca şöyle: Ters giden bir uyuşturucu anlaşması kanla noktalanınca, olaylarla hiçbir ilgisi bulunmayan Llweleyn Moss ( Josh Brolin) tamamen tesadüf eseri içinde 2 milyon dolar bulunan bir çantayı ele geçiriyor (Tabii daha sonra tamamen insani yönünden ötürü onca tehlikenin içine giriyor) . Bir Vietnam gazisi olan Moss, pek de refah dolu olmayan yaşamını tümden değiştirip karısı Carla ile birlikte mutlu bir hayat sürmek için parayı saklamayı düşünüyor. Daha sonra işler sarpa sarıyor ve parayı bulması için peşine salınan Anton Chigurh isimli psikopat kiralık katil Moss’un peşine düşüyor. Chigurh genel ahlak yargılarının çok ötesinde prensipleri bulunan (yazı-tura oynamak gibi) uzlaşılması imkansız, belli bir sebebe ihtiyaç duymaksızın gözünü kırpmadan adam öldürebilen soğukkanlı bir profesyonel ve daha da kötüsü Moss’u avlamayı onur meselesi haline getiren bir baş belası..Öte yandan bölge şerifi Ed Tom Bell ( Tommy Lee Jones) – bu kişi işin felsefesi gereği filmin belkemiğini oluşturur, zira kendisi artık zamanın çok değiştiğini, kendisinin de ihtiyarladığı için olaylara eskisi gibi müdahale edemediğini düşünüp emekliye ayrılmayı düşünür- olayların izini sürerek Moss’u bulaştığı bu tehlikeden olabilecek en az hasarla kurtulmasını sağlamaktır.
İşin özü: izleyin piskopat görün… Ha eğer Coen kardeşlerin mizah anlayışlarına aşinaysanız 2. kez izleyin de biraz da gülün… Neden 2. kez mi ?.. Çünkü ilk izleyişte filmdeki gerilimden ötürü insan gülemiyor, sadece mal mal bakıyor…
Sevgiyle kalın..





Son Yorumlananlar