Okumanın Hüznü

Lovecraft okumayan birisini hiç kabus görmek istemeyen birine benzetmişti. Hiç kabus görmeden yaşamak duygusu , onu lovecraft okumamasını sağladığına inanıyordu. Peki ya mitolojik kahramanlar ? onlarda bilinmezliğin verdiği evrilmeyle insanların yarattığı bir olgu değil miydi ? Korkularına yenik düşen insanların bilinmezlikle yaşamaya çalışması değil miydi? Lovecraft okumamak onu hiçe saymaktır. Ve insan okumadığı için kabuslar görmeyebilir. Kendine bu şekilde birsavunma mekanizması geliştirebilir. Ama ya okuduysak? İşte o zaman karanlıktan korkmaya başlar insan. Gölgelerden, biçimsiz yaratıklardan korkmaya başlar. Belli bir saatten sonra mezarlığın sokağından dahi geçmek istemez. Harabeler, terk edilmiş izbe evler hep ona aynı kabusu yaşatır. Bu öykülerin hayata yansımasını, kurmaca bir kabusu.
        Beyaz taçlar giymiş yaratıklar, cübbeleri, biçimsiz yüzüne yakışmayan bir fötr şapka yeşilimsi yüzüne yakışmayan bir fötr şapka. Biz mehtabı izlerken bir anda bizi bulurdu bu yaratıklar. Çoğunlukla gözlerine inanamazdı insan. Hayal gördüğünü düşünürdü, alkolü fazla kaçırdığını ama değildi. Hiç kapanmayan dışa doğru çıkık gözlerini size diktiğinde insan anlardı, bunun bir hayal olmadığını. Karşısındakinin onlarca kolu olmadığına sevinirdi de. Garip yansıma seslerinden kendilerine alfabe yaratmaları da insanı bir yönden rahatlatırken bir yönden de ne dediklerini anlamak için çıldırasıya paralardı kendini. Peki ya evrim? Hep evrilmenin ileriye doğru olduğunu düşünmüşüzdür. Öyle değil mi? Peki ya değilse ?

Bir Cevap Yazın