YEREL YÖNETİMLERDE KADIN TEMSİLİYETİ
“Oğlum! Bil ki, Sümer ülkesinin eski kralları, tufandan önceki büyük krallar, iktidarlarını daima bir kadınla paylaşırlardı. Çünkü ne erkekler, ne de dişiler tek başlarına hiçbir şey için yeterli değildirler; mükemmelliğe ulaşmaları için birbirlerini tamamlamaları gerekir. Ancak uyum içinde bir arada oldukları zaman gerçek değerlerine ulaşırlar.”
Bilge Ana Ninsun’dan Uruk Kralı Gılgameş’e öğütler
Gılgameş Destanı’ndan
Bilge Ana Ninsun’un Kral Gılgameş’e verdiği bu öğütler o gün olduğu kadar; bugün de değerini korumaya devam etmektedir ve gelecekte de öyle olacaktır. Erkeğin tek başına iktidarı elinde bulundurduğu bir yaşamın ne kadar yetersiz ve eksik olduğunun yanı sıra böylesi bir yönetimin ne kadar zararlı sonuçlar doğurduğu da aşikardır. Tarihteki nice savaşın, kıyımın ve katliamın gerisinde duran neden belki de kadının iktidardaki karar alma süreçlerinden sürekli uzak tutulmuş olmasıdır. Kadından ve onun daha barışçıl olması muhtemel yaklaşımından yoksun bırakılmış olan karar alma süreçleri, tarihin bir utanç deryasına ve bir çirkinlikler mezarlığına dönmesine neden olmuştur. Kadının uğradığı bu haksızlığa istinaden bu sürecin kötü sonuçlarından en çok etkilenmek de yine kadının payına düşmüştür. Ezilip, sömürülen; alınıp, satılan; emeği ve tüm güzelliği gasp edilen çokça kadın olmuştur. Öyle ki; kimi zaman, bu girdaptan kurtuluşun tek yolu olarak intihar bir çığlık olarak düşmüştür meydanın tam ortasına. Ama ne yazıktır ki bu çığlık(lar) bile az biraz da olsa utanmamıza neden ol(a)
mamıştır. Cinsiyetçi toplum, cinsiyetçi siyaset, cinsiyetçi yaşam varlığını ve ağırlığını korumaya devam ediyor.
Bu konuşmaların üzerine bu yazımda asıl olarak değinmek istediğim konuya gelebilirim artık. Son yerel seçimlerin(29 Mart 2009) ardından ortaya çıkan sonuçları merkeze alarak, kısa ve kısmi bir tarihsel perspektifle, Türkiye’de kadının karar alma mekanizmalarındaki yerini; siyaset , bürokrasi, üst düzey yöneticilik ve akademideki varlığı gibi bazı göstergeleri baz alarak incelemek istiyorum. Fırsat eşitliğinin ya da eşitsizliğinin (negatif ayrımcılığın) ülkemizde ne alemde olduğunu görmek açısından iyi bir analiz olacağı kanaatindeyim.
Kadının siyasetteki varlığı ve temsili konusunda Türkiye’nin en iyi durumda olan partisi hangisi dersiniz? Kadınları sadece propaganda aracı ve ayak işlerini yaptırmanın dışında, kadınlara temsiliyette yer veren parti hangisi dersiniz? Seçmenlerin yarısını oluşturan kadınların yönetim ve idarede ne kadar yer aldığını biliyor ya da merak ediyor musunuz? Bu konuda Avrupa ve dünyanın geri kalanı ne durumdadır sizce? Tüm bu sorulara cevap vermeden önce birkaç istatistiki veriden yola çıkarak Türkiye’deki tabloyu gözler önüne sermek istiyorum.
29 Mart yerel seçimleri öncesi, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER) mecliste çoğunluğu oluşturan iktidar, ana muhalefet ve ikinci büyük muhalefet partisinin liderlerinin kol kola girerek poz verdikleri bir posteri web sitelerine koyarak -ki hala duruyor o poster.- mevcut üç büyük partinin yerel yönetimlerde 50% kadın aday hedefi konusunda hem fikir olduklarını duyurarak seçimler öncesi propagandalarına nacizane katkılarda bulundu. Bu katkılarının sonucuna gelmeden önce yine KA-DER’in 2004 yerel seçimlerinin sonuçlarına dair yayınladığı bir basın açıklamasından sizlere birkaç anektod aktarmak istiyorum.
YEREL YÖNETİMLERDE KADIN (Kaynak: KA-DER 2004 )
| KADIN | TOPLAM | TOPLAM İÇİNDEKİ PAY (%) | ||
| 2004 | ||||
| Belediye Başkanı | 18 | 3225 | 0,558 | |
| Belediye Meclis Üyesi | 817 | 34477 | 2,369 | |
| İl Genel Meclisi Üyesi | 57 | 3208 | 1,776 | |
Toplam 3 bin 225 il, ilçe ve belde belediye içerisinden toplam 18 kadın belediye başkanı seçilmiş ve bunların 9′u DTP’den, 5′i CHP’den, 2′si AKP’den, 1′i SHP’den, 1′i DYP’den olmuştur. Bu rakam ve oranlardan da anlaşıldığı gibi yerel yönetimlerde kadın nerdeyse yoktur. Ancak ne var ki; bu durumda bizleri sert bir basın açıklamasıyla aydınlatan KA-DER, iktidar ve muhalefetin kadın konusundaki riyakar siyaset anlayışına kendisi de alet olmaktadır. Bir taraftan bu riyakarlığa ortak olurken diğer taraftan da ciddi bazı kazınımları da görmezden gelmektedir. O posteri web sayfalarında yayınlamaya devam eden KA-DER ne yaman bir çelişkinin içinde olduğunu ise yayınladığı basın açıklamasındaki şu ifadelerle ele vermektedir:
“Kadınların siyasette rol alması için “sözde” destek veren siyasi parti liderlerine en güzel cevabı rakamlar veriyor, rakamlar Türkiye’nin gerçek resmini çiziyor.
Neredeyse hiçbir konuda anlaşamayan üç partinin lideri, kadınların yerel yönetimlerde temsili konusunda büyük bir dayanışma gösteriyor. Kadınların siyasette yer almaması için el ele, kol kola, göz göze, omuz omuza mücadele ediyor.
Üç partinin lideri bir kez daha aynı fikirde. Hedefleri bir kez daha yerel yönetimlerde kadınları görmemek!”
Şimdi isterseniz biraz da Mart 2009 seçimleri öncesi ve sonrası neler oldu ona bakalım. Yerel seçimler öncesi pişkin pişkin sırıtarak poz veren üç büyük partinin liderleri sıra belediye başkanlıkları için kadın aday göstermeye gelince gayet cimri bir tavır sergileyip dünya görüşlerinin sığlığını, acizliğini ve zavallılığını hepimize ispatlamış oldular. Aşağıdaki tabloda bu durumu rakamların yardımıyla daha net göreceksiniz. Tablo, 25 Mart 2009 tarihinde KA-DER’in partilerin açıkladığı verilere dayanarak tespit ettiği kadın ve toplam aday sayısını göstermektedir. Bu verilere göre partilerin gösterdiği kadın adayların toplam adaylara oranı şu şekilde olmuştur:
MHP’de 1.15%, AKP’de 0.61%, CHP 2.34%, DTP’de 10.75%, DSP 4.64%, SP’de 1.36%, LDP’de 15.7%, HÖP’te 4.16%, ÖDP’de 7.69%, EMEP’te 7.69%, TKP’de 22.15%, BBP’de 1.51%.(Toplam aday sayısına ulaşılamayan partiler için oran hesaplanamamıştır.)
En kötü durumda olan parti hangisidir? Cevap çok da şaşırtıcı değil. Değil mi? İktidar partisinin ve onun başkanının sahip olduğu tüccar siyaseti anlayışı içerisinde kadına yer olmaması gayet normal ve olağandır. Zira kadınlar ne anlarlar ticaretten! Hem anlasalar kaç yazar? Sayın başbakan ve takımının karşısında durabilirler mi? Evellallah buldozerlerle ezip geçerler! Yetmedi bi güzel coplatırlar.(İnanmayanlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların başına gelenleri videoları bir daha izleyerek anlayabilirler.) İktidar partisinin yanı sıra, genel olarak, tüm partilerin durumlarının içler acısı olduğu aşikardır. Sağ partilere oranla nispeten daha iyi durumda olan sol ve liberal partilerde bile oranlar çok düşüktür. En iyi durumdaki TKP’de bile oran ancak yüzde 22 olabilmiştir.
2009 Yerel Seçimlerinde Partilerin Kadın Aday Sayıları:
| PARTİ | Belediye Başkanlığında Kadın Aday Sayısı | Belediye Başkanlığında Toplam Aday Sayısı |
| MHP | 34 (İlçe 15, belde 19) | 2946 |
| AKP | 18 (İl 1, ilçe 8, belde 9) | 2946 |
| CHP | 46 (Büyükşehir 1, İl 7, ilçe 22, belde 16) | 1964 |
| DTP | 37 (Büyükşehir 1, il 6, ilçe 27, belde 3) | 344 |
| DSP | 62 (İl 4, ilçe 43, belde 11) | 1335 |
| ANAP | 25 (İl 6, ilçe 14, belde 5) | Sayı veremiyorlar. |
| DP | 36 (Büyükşehir 1, il 3, ilçe 26, belde 6) | Henüz hesaplamamışlar. |
| SP | 40 (İl 1, ilçe 11, belde 28) | 2946 |
| LDP | 19 (İl 1, ilçe 18) | 121 |
| HÖP | 1 (İlçe 1) | 24 |
| ÖDP | 3 (İlçe 3) | 39 |
| EMEP | 3 (İlçe 3) | 39 |
| TKP | 37 (İl 14, ilçe ve belde 23) | 167 |
| BBP | 5 (İlçe 5) | 330 (Bu sayı değişecek, sonra açıklayacaklar) |
| Bağımsız Kadın Aday | 3 | YSK henüz listelerini açıklamadı |
| Ortak Platformun Adayı | 5 |
Kaynak: KA-DER
Hal böyleyken seçim sonuçları nasıl oldu dersiniz? Elbette ki hüsran. Toplam 300 civarında il ve ilçe kadın belediye başkan adayından sadece ve sadece 17 tanesi seçilebildi. Bunlardan 2′si il(Tunceli DTP, Aydın CHP), 15 tanesi ise ilçe belediyelerden seçilmiştir. Bu seçilenlerin partilere göre dağılımına geldiğimizde ise DTP 13(1′i il 12 ilçe), AKP 1, CHP
2(1′i il), DP 1 belediyede kadın adayıyla başarıya ulaşmıştır. Bu rakamlara partilerin gösterdikleri kadın adaylarda başarı oranları; AKP’de 5.5%, CHP’de 4.3%, DP’de 2.7% ve DTP’de 35.1% olmuştur. Bu oranlardan yola çıkarak -DTP’yi bu durumda kısmen tenzih ediyoruz.- partilerin kadını aday göstermemekle kalmadığını ayrıca gösterdikleri adayları da daha çok seçilmeleri imkansız olan yerlerden yani ölü adaylar olarak gösterdiklerini görüyoruz.
Bu durum karşısında neden her hangi bir kadın kurumunun ve kuruluşunun çıkıpta bir açıklama yapmadığını anlamak da pek mümkün değildir. Propagandalarına alet oldukları partilere çıkıpta bir çift laf etme gereği duymadılar nedense. Türkiye siyasetindeki bu berbat durumu biraz da olsa iyi yönde değiştirenleri nedense görmediler. Zira seçilmiş 17 belediye başkanından 13 tanesini, yani 76.5%’sını, çıkarmış olan bir partiyi bir basın açıklamasıyla duyurma gereği duymadılar. Bu ciddi kazanımı diğer tüm partilere de örnek olması için hiç mi ama hiç önemsemediler. Sanırım bu parti DTP olduğu için kadın kurum ve kuruluşları da erkek egemen partilerin kadınlara yaptığı gibi onlar da DTP’ye negatif ayrımcılık yapıyorlar. Zira cumhuriyet tarihinin en çok kadın vekilinin bulunduğu 2007 seçimleri sonucunda oluşan meclis yapısında 20 milletvekilinden 8′i yani 40%’ı, çıkardığı toplam 91 belediye başkanından 13 tanesi yani 14.3%’ü, 2 eşbaşkanından biri kadın olan parti de yine DTP’dir. Kimileri temsiliyetteki bu göstergelerin bu partinin kadın konusunda durduğu noktayı tam olarak anlamamızı sağlayamayacağını, ev içinde kadına nasıl davranıldığının da bilinmesi gerektiğini söyleyebilir ancak; siyasi görüşleri, ideolojileri ya da inançları ne olursa olsun kadın kurum ve kuruluşları ve bireysel olarak tek tek tüm kadınlar, bu siyasi parti örneğinde kazanılmış olan başarıları diğer tüm siyasi ve idari otoriteleri zorlamak için kullanmalıdır. Zira; diğer partilerin hiç birinin de ev içlerinde, mahalle aralarında ya da günlük yaşamın her hangi bir alanında kadın konusuna yaklaşımda DTP’den daha ileri bir noktada olduğunu zannetmiyorum. Bürokraside 18%, akademide 40%, mecliste 9.1%, yerel yönetimlerde ise 0.5% gibi oranlar kadının zaten ne kadar dışlanıp ayrımcılığa uğradığının kanıtıdır.
Sonuç olarak; yerel yönetimlerin rantiyeye müthiş açık oluşunun da etkisiyle sanırım, kadınların bu alana girişi tamamıyla engellenmektedir. Bu da bize gösteriyor ki, özellikle yerel seçimlerde, partilerin karar alma süreçleri eşitlik, adalet, hakkaniyet yerine tamamıyla rantiye yoğunluklu ilişkilere dayanmaktadır. Okulun, sokağın, seçmenin kısacası toplumun yarısını oluşturan kadınların daha adil bir temsiliyet ve var oluşa sahip olduğu bir gelecek umuduyla hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sevgiyle kalın.
Kaynaklar: KA-DER, YSK, TUİK verileri





Son Yorumlananlar