ArşivNaçizane

5 soruyla 50 Sayı

8 Mins read

Ben Türk E-Dergi’yi uzun bir seyahate benzetiyorum, o yüzden dergi içinde oluşan mutluluklar, hüzünler, başarılar ya da beklentilerin boşa çıkmasını seyahat esnasında oluşabilecek olaylar olarak adlandırıyorum bu yüzden olgunlukla karşılıyorum pek çok şeyi ama her olaydan sonra da sonucu iyi olsun kötü olsun bir ders çıkarmayı da ihmal etmiyorum. İyi olarak adlandırdığım şeylerin daha iyisini yapabilmek, kötü olarak adlandırdıklarımın da bir daha yaşanmaması için gerekli önlemleri almaya çalışıyorum.

Birde bu seyahatte benim karşılaştığım, yolun bir bölümünü yürüdüğüm ve yürümeye devam ettiğim arkadaşlarım var. Türk E-Dergi bugüne geldiyse, bu seyahatte bir yol kat ettiyse onların sayesindedir. Özellikle zamanla yarış halindeyseniz işiniz bunu gerektiriyorsa destek almadan bir adım atsanız bile daha sonraki adımı atmaya haliniz kalmaz ve ilerleyemezsiniz. Diğer bir deyişle içinde bulunduğumuz seyahate ancak bir grupla çıkılır bu iş bir takım oyunudur, ekip işidir.

Türk E-Dergi’yi bugüne gelmesinde büyük katkıları olan Orçun Kaynardağ ve Seda Tekeci, dergiyi ayakta tutan insanların başında yer alan Alparslan Zengin ve derginin geleceği Beysim Öztürk ve Damla Şenol’a 5’er soru sordum, içlerinden geldiği gibi sorularımı yanıtladılar.

hepsine şükran borçluyum. Hep birlikte nice 50. Sayılara

SEDA TEKECİ

SedaTekeciSizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Göçmen bir İzmirliyim. Yüksek lisans dahil tüm okullara İzmir’de gittim.. İzmir Ekonomi Üni ekonomi mezunuyum. Dokuz Eylül sosyal bilimler enstitüsü Türk İslam edebiyatında yüksek lisans yaptım. 2.5 yıldır evliyim ve İstanbul’da yaşıyorum. Bankada Kambiyo biriminde çalışıyorum. Fotoğrafçılık, edebiyat, sinema ilgi alanlarım arasında. Bir de gezi. Gezmeyi çok seviyorum. İnsanlarla tanışıp sohbet etmeyi de.

Dergimizle tanışmanız nasıl olmuştu?

İşte dergi ile tanışmam da tam da bu sayede bu projenin içerisinde yer alan arkadaşlarla sohbetim esnasında neden ben de katılmayayım, bu projeye bu kadar inanan insanlara destek olmayayım şeklinde gelişti. O zaman projenin yaratıcısındaki heyecanın bu işi çok uzun seneler yürütmeye yeteceğine inanmıştım. Bu gün 50. sayı yarın 500 olacaktır.

Dergimizde yazarken aklınızda kalan bir anı var mı ?

Dergide yazarken o zamana kadar entelektüel olarak zihnimi bu kadar çalışmaya zorlamamışken biraz düşününce ortaya neler çıkartabileceğimizi görmek, yazdıklarımın insanlar tarafından okunduğunu duymak, dergi hazırlık aşaması için yaptığımız toplantılardan aldığım zevk aklımda kalan ve hiç unutmayacağım deneyimlerdir. Barış Manço için yazacağım bir yazı sayesinde Barış Manço’nun oğlu Doğukan’la röportaj yapabilmek de ayrıca unutulmaz bir deneyimdi.

Türk E-Dergi’yi diğer dergilerden ayıran sizce bir şey var mı ?

Türk E-dergi tüm projeler gibi bir hayal sonucu ortaya çıkmış; ancak onu hayal edenin motivasyonu başka hiçbir projede bu kadar zirve yapmamıştır. Yazarların özgürce istedikleri konuda yazabilmesi ve kimsenin yazısına müdahale etmemesi buna rağmen yazarların seviyesini hiç bir zaman bozmaması da bir başka ayırt edici özelliktir.

Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz ? Ve İleri ki dönemlerde Türk E-Dergi’den bir bekletiniz var mı ?

Açıkçası etraftan gelen onca çatlak sese rağmen az önce de bahsettiğim motivasyon nedeniyle 50. değil 500. sayıya ulaşabilir bu dergi. Gençlik var olduğu sürece bu dergi de yaşar. İleriki dönemde derginin yaşı ilerleyecek yazarlarının işi gençlere bırakırken kendilerini soyutlamayıp misafir olarak da olsa yazmaya devam etmeleri ve bir gelenek oluşturup bu geleneğin sürmesi için çaba sarf etmelerini bekliyorum. Kendi adıma bardağım dolmadan yazmak istemediğim için ayrıldığım dergimiz için sizlerin doldurmaya devam ederken yazmayı bırakmaması dileğim. Nice 50 sayılara.

 

ORÇUN KAYNARDAĞ

Orçun Kaynardağ

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

18 Mart 82 doğumluyum. İzmir ekonomi üniversitesi 2. sınıfa af ile geri döndüm. askerliğimi Edirne’de jandarma olarak yaptım ve Adnan Menderes havalimanında yer hizmetleri müşteri temsilcisi olarak görev yaptım. Üniversitedeyken işletme kulübünü kurduk ve aktif olarak yönetim kurulunda yer aldım.

Dergimizle tanışmanız nasıl olmuştu?

  Dergiyle tanışmam bu işin fikir aşamasındayken oldu. Egemen ile üniversitenin başından beri arkadaştık ve bu fikirle bize geldiğinde benimsedik ve birlikte işe koyulduk.

Dergimizde yazarken aklınızda kalan bir anı var mı ?

Yazı yazarken henüz tam bir anım oldu diyemeyeceğim ama aklımda kalan ilk sayılarındaki yazılarımı oluştururken epey bir araştırma yapıp zorlandığımı söyleyebilirim.

Türk E-Dergi’yi diğer dergilerden ayıran sizce bir şey var mı?

Enteraktif ve dinamik bir ekibin olmasını her zaman takdir ettim.

Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz? Ve İleri ki dönemlerde Türk E-Dergi’den bir bekletiniz var mı ?

İlk fikir aşamasındayken ilk hedefimiz 50 idi zaten ama bu kısa zamanda gerçekleştirilecek bir olgu değildi ama ben Egemen’e her zaman güvendim ve o da bu güveni boşa çıkartmadı. İleriki dönemler için en büyük beklentim güzel bir sponsorluk ile büyük bir derginin alt grubu olmasını ve böylelikle bu dergiyi kurumsallaştığını görmek en büyük dileğim.

 

ALPARSLAN ZENGİN

Alparslan ZenginSizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Kitaplık gibi adamımdır, kısa tanımlara sığmam, taşarım. Şaka elbette bu, gayet basit biriyim, hikayem de kısa olacaktır bu yüzden. 1987 Şavşat doğumluyum. İlkokul, ortaokul (ben ortaokul öğrencilerinin son temsilcilerindenim) ve liseyi yurdumun farklı yerlerinde okuduktan sonra üniversite için İzmir’e kapak attım. İşletme mezunuyum ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Avrupa Çalışmaları yüksek lisansı yapıyorum. Ayrıca aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Gezmeyi, müzik dinlemeyi, uyumayı ve yürüyüş yapmayı severim. Boş zamanlarımda kitap okurum. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerdim ama çok kötü espriler yaptığım anlaşılmasın diye dilemiyorum.

Dergimizle tanışmanız nasıl olmuştu?

Üniversite birinci sınıftayken ara sıra kullanmak zorunda kaldığım kütüphane bilgisayarlarında tarayıcıların ana sayfası olarak dergiyi koymayı kendine şiar edinmiş militan ruhlu bir arkadaş -ki kim olduğunu hiçbir zaman bilemedim- dergiyi tanımama neden oldu.

Dergimizde yazarken aklınızda kalan bir anı var mı?

Derginin yazar kadrosuna dahil olalı üç yıldan uzun bir zaman geçti. Bu süre zarfında çok güzel anılarım oldu muhakkak. Yine de benim için en unutulmaz olanı kısa süre için genel yayın yönetmenliği yapıp çuvallamam oldu.

Türk E-Dergi’yi diğer dergilerden ayıran sizce bir şey var mı ?

Yazarları arasında benim olmam. Başka hiçbir derginin bünyesinde beni barındıracağını sanmam. (Çok kötü espri yaptığımı söylemiştim sanıyorum.) Sanırım bu derginin en önemli özelliklerinden biri ve diğer bir çok dergiden ayrıldığı nokta okuyucu sayısını çok da sorun etmeden sürekliliğini koruması. Elbette buna derginin geniş içerikli oluşunu ve yazarlarının dünya görüşlerinin çok geniş bir yelpazede olmasını eklemek gerekir.

Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz ? Ve İleri ki dönemlerde Türk E-Dergi’den bir bekletiniz var mı ?

Gönüllülük esasına dayalı bir işte 50. sayıya ulaşmak küçümsenemeyecek bir başarı. Hele hele yazmak yerine konuşmayı seven insanların çok büyük bir yekün tuttuğu bizimki bir toplumda bunu sağlamak çok daha zor. Bu zorluklara bir de gerçek anlamda “yansızlık” ilkesine sahip olmak eklenince bu soru kime sorulsa cevap “Olabilir ama çok zor.” olacaktır. Sanırım bu derginin şansı “Zor ama imkânsız değil.” diyen insanların yola koyulmuş olması. Dergiden geleceğe dönük beklentim zaman zaman hızlı değişimler yaşayan ve sayıca inişli çıkışlı bir grafik izleyen yazar kadrosunun biraz daha genişlemesi ve daha statik hale gelmesidir ki ben bunun çok geçmeden gerçekleşeceğine inanıyorum.

BEYSİM ÖZTÜRK

Beysim Öztürk

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Beysim ÖZTÜRK. İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü 3.Sınıf öğrencisiyim. Bulgaristan 87 doğumluyum.

Gülmek en büyük hobimdir. Kısaca kendim hakkında anlatabileceklerim bunlar.

Dergimizle tanışmanız nasıl olmuştu?

Sarphan UZUNOĞLU sayesinde tanımıştım dergiyi, o gir bak oku güzel şeyler var vs. diyerek benim ilgimi dergi üzerine yönlendirmişti.  En başta bu reklam kokan hareket hoşuma gitmemişte olsa sonrasında kendisine teşekkür etmiştim. Buradan bir kez daha bunu yineliyorum.  İyi ki bu tanışıklık gerçekleşmiş ve iyi ki bu derginin bi parçasıyım.

 Dergimizde yazarken aklınızda kalan bir anı var mı?

Yazarlık evresine gelirsek yine Sarp’ın desteğiyle Türk E-Dergi  bünyesinde yazmaya başladım. Benden politik konularda yazmamı  istemişti 2 sayı anca yazabildim sonrasında  şiir  yazdım. Bunun sonrasında Sarpın bir şeyler dememesi beni şaşırtmıştı. Aklımda  kalan diye değil de söylemezsem içimde kalacak bir konu var:  Türk E-Dergi içerisinde yazarların birbirleriyle olan münasebetlerinde  gösterdikleri hassasiyet! Karşılarındakini  ezmek için değil sadece fikirlerini savunmak için yazılan eleştiri içerikli gurup  mesajları kesinlikle en çok aklımda kalan anılar.

Türk E-Dergi’yi diğer dergilerden ayıran sizce bir şey var mı?

Sanal ortamda takip ettiğim dergilerle kıyasladığımda gördüğüm en bariz fark  diğer dergilerin  kağıt üstüne basılmış gibi sanal

dergi hazırlamaya çalışmaları oysa ki Türk E-Dergi sanal dergilerin okuyucuya nasıl ulaştırılması gerektiği konusunda bir örnek olarak  durmaktadır.

Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz ? Ve İleri ki dönemlerde Türk E-Dergi’den bir bekletiniz var mı ?

Derginin 100. sayıya da ulaşacağına inanıyorum. İnanmayanlarla bahisse dahi girebilirim. Türk E-Dergi’den beklentim değil ricam olabilir. Bu ricalarında zaten gerekli gördüğümde,  uygun gördüğüm şekilde ilgili kişilere iletiyorum.

 

DAMLA ŞENOL

Damla Şenol

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Damla Şenol. Yazı yazmaktan keyif aldığım gerçeği dışında Bilkent Üniversitesi’nde İç Mimarlık öğrencisiyim. Her rengin içinde gizlide olsa biraz beyaz olmasını seviyorum.

Dergimizle tanışmanız nasıl olmuştu?

Arkadaş önerisiyle dergiyi keşfettim, öneren arkadaşım her ne kadar şu an dergide yazmasada ben halimden gayet memnunum. Bir yerden başlamak gerekiyordu.

Dergimizde yazarken aklınızda kalan bir anı var mı?

”Kırmızı” yazım için ”Ateş kırmızısı bir yazı” denmesi çok hoşuma gitmişti.

Türk E-Dergi’yi diğer dergilerden ayıran sizce bir şey var mı?

İlerlemeye ve yeni fikirlere açık olması en önemli özelliklerinden biri.

Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz? Ve İleri ki dönemlerde Türk E-Dergi’den bir bekletiniz var mı ?

Bence ”Dergimizin 50. sayıya ulaşabileceğine inanıyor muydunuz ?” sorusu çok yanlış olmuş. Daha nice 50lere… 🙂

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: