Naçizane

68’LİLER…

2 Mins read
Naçizane

68’LİLER…

2 Mins read

Onlar bir devre adını verenler, onlar ki yola kelle koltukta çıkanlardılar. Anlaşılmak isteyen ama anlamamakta direttiklerimiz, onlar. Asker devlete, manda haline getirilmiş devlete, sömürülmüş devlete, gerici devlete, kısacası Demirel ve O’nun gibilerin yarattığı devlete karşıydılar. Onlar özgür bir ülkede yaşamak istiyorlardı. Yabancı bayrakların gölgesinden gün ışığına çıkmış bir ülkeydi tek hayalleri. 68 kuşağı İstanbul Üniversitesi’nin kürsülerini tek tek işgal edeli 40 yıl olmuş. Bugün 68’in bayrağı Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi isimler ne yazık ki öldükleri yaştalar. Kaderin cilvesi ki ülke ne kadar yaşlanıp çürümeye yüz tutarsa tutsun devrimin genç yüzleri hâlâ gençler ve hâlâ efsane…

 

O gün o kürsüde olan 68’lilerin yüzündeki yorgunluk kırk yıl önce gerçek bir umuttu. Onlar umut taşıyordu. Slogan atarken asılan ve sertleşen ifadeler kocaman yürekli adamlara aitti. İnandıkları bir mücadeleyi veriyorlardı. Bu yazıyı yazmadan önce birçok 68’linin yazı ve röportajlarını okudum. İstisnalar haricinde aralarından dönek çıkmayışı ve saklanmaya gerek duymayışları, kendilerini piç addeden vatana kendilerini adamışlıkları o kadar güzeldi ki onlar hakkında yazmak onları yaşatmak ihtiyacı güttüm. Web sitelerini gezerken onlarca şeyle karşılaştım. "Ankara’nın Taşına Bak"ın bir uyarlamasını gördüm sonra:

Ankara’nın taştır yolu
Yenkee sarmış sağı solu
Sen gösterdin halk savaşı
Devrim için doğru yolu

Zulüm bir gün duracaktır
Halk zinciri kıracaktır
İşçi-köylü yoksul halkım
İktidarı alacaktır

Bugünü düşündüm. Şimdi çoğunun o kürsüyü işgal ettiği yaştayım ve o salonda olma ayrıcalığına bile erişemeyecek kadar tembeldim belki de. Belki de haberim yoktu ama ben onlardan biri olmak istesem bile onlar kadar inanan kaç kişi bulabilirim, kıyafette değil kafada etki bırakacak büyük devrime.

 

Haberi izlerken baktım ve genç yüzler gördüm. Haberin sonunda birbiriyle çatışan genç yüzler… Kendimi onların yerine koymak istedim, dayanamayıp kestim bu hayali bir yerde. 68’lilerin yerini almaya çalışan 08’lilerin kalbinde de gözlerinde de umudu göremedim ve yalnızca sustum.

Belki de tüm devrime inananlar bir süreliğine susup kendini dinlemeli demeyeceğim. 80’de 70’te susturulan ilerici kesim, bugün yaşlandı. Susturulmaktan korkmadıkları için, işkenceden yılmadıkları için bugün 68 kuşağı zaman zaman kafa tokuşturanlardan bile aferin alabiliyor. Bugün 68 kuşağının en çok okuduğu şairi Nazım Hikmet, sözde özgürlükçü başbakan için şiirini okuduğu bir şair oluyorsa, bu 68’in yok olmuşluğunu değil, haklılığını gösterir. Populizme alet olmadan diğer şiirler ve marşlar, CHP’nin sözde gayretlerine meze olmadan Nazım’lar, Yılmaz’lar bir şeyler yapma zamanı geldi de geçiyor.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: