APOLİTİK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

  Merhaba Sevgili e-okur. Tatilde bol bol bronzlaşılan, genel olarak gülünmesi gereken şeyler yüzünden sinir krizleri geçirdiğimiz siyasi krizlerle ilgili yorumsuzluğumuzun artık boyumuzu aştığı bir ay daha bitti. Tatilde değil de sokakta çalışarak bronzlaşan vatandaşlarımız için elbette yeterince anlamlı değildi bu temmuz. Oysa bu temmuz öyle bir temmuz ki bundan bir sene önce e-muhtıra ile bir nevi köpek çekilen hükümet tek başına muktedir olmuştu. Gün oldu devran döndü ve bugün e-muhtıranın yapamadığını Google davası yapmak üzere. Taraflar zaten anlaşmış gibi çapraz dava ile birbirini sıkıştırmaya devam ediyor. Bir yanda cebren, fikren ve kömür ile iktidara sahip sırça bıyıklı AKP diğer yanda ise her daim iktidarda olan ulusalcı ırkçı ve benzerleri karması.

Tanrı’ya (God, Allah, Yehova, x, y, z) teşekkür etmek lazım ki apolitik olmakla ilgili bir kural koymamış. Konuyla ilgili yasalarda da oy kullanmama cezası dışında herhangi bir caydırıcılık bulunmuyor. Zaten 12 Eylül’ün kurduğu sistem, politikayla ilgili bir gençliği gazoz şişeleriyle susturduğundan ve o gazoz şişelerini sokanlar şimdi devletin kurumlarına tesadüfen (!) müsteşar olduklarından apolitik olmak devletimizce suç sayılmıyor. Küçük İskender’in "Sol Açıktan Mektup" isimli yazısında da belirttiği gibi biz artık değiştik. Shakira’yı Britney’i takip edip sizin açtığınız yoldan sizden bile istekli biçimde geliyoruz Mister Evren.

Elbette yaratılan kuşak -kısacası biz- her şeye sizin istediğiniz kadar da yabancı değil sevgisiz büyüklerimiz. E-okur e-yazar düzeyinde bir kucaklaşma da olsa Türkiye’de hala örgütlenme var ne yazık ki. Nokta, Aydınlık gibi zıt görüşleri seslendiren dergiler de basıldı ve Doğan Grubu’nun birçok gazete sahibini kucaklayan (!) tesislerindeki dergilerden daha çok inanan oluyor onlara. Bir de bu dergilere inanmayanlar, daha doğrusu onları okumaya tenezzül etmeyenler -insanları okudukları gazetelere göre ayırmak bir nevi ırkçılık elbette- Posta ve benzeri gazeteleri okuyan insanların o renk cümbüşünden çıkaramadıkları, en azından bir parçası olamadıkları renkli hayattır apolitik gençliğin eseri ki ne yazık ki bu ülkeden umudunu kesen, geçmişte geleceğe umutla bakmışların yerine onlar gidiyor seçim sandıklarının başına, birbirlerine  asla onlar gibilerin kurmadığı vatanın geleceğine değer verdikleri imajını vermek için. İşte o insanlar, ne yazık ki Heryenekon’la Google davası arasında kalan o üçüncü gruptan bile değiller. Onlar kararsızlar. Ne yapacağı belli olmayan insanlar. Aristo’nun demokrasi karşıtlığını günden güne tarihin haklı çıkardığı bu dünyada gerçek demokrasinin aydınlanmış bir halkla olacağına inananlara çok görev düşüyor. Aramızdaki apolitik beyinleri karıştırmamak adına bir Vedat Özdemiroğlu alıntısıyla bitiriyorum: "Bizde demokrasinin olsa olsa demosu vardır!"

Bir Cevap Yazın