65.SayıNaçizane

“ÃŞIĞIM” DEMEK İSTEMİYORUM

2 Mins read
65.SayıNaçizane

“ÃŞIĞIM” DEMEK İSTEMİYORUM

2 Mins read

İki insanın birbirine yakınlaşabildiği kadar yakınlaşmasıdır, aşk. Ne kadar da şık bir sözcük aslında. Üç harften oluşuyor. Alfabenin en karizmatik harfi en başta, sonra iki sessiz harf. En çok “ş” harfi sırıtıyor bu sözcükte. Kelimeye bir çekicilik katıyor. Şuh bir harf şu “ş”. Bakın, bu yaptığım tek cümlelik iltifatta bile ne kadar fazla “ş” var.

Aşkı tanımladık üstünkörü. Ama konu aşkın genel anlamına değil de benim yaşadığım yegâne tecrübeye gelirse, asla kelimelerle anlatmam partnerime, eşime olan sevgimi. İlla ki belli mi etmeliyiz bu hissettiğimiz duyguları tek bir kelimeyle? Tamam, sosyolojik bazda incelenirse, bu bir ihtiyaç. Ama beni sorarsanız, ben hiçbir zaman demedim “Ben âşığım.” diye. Her zaman kaçtım bu kelimeden. Çünkü anlatamam, anlatmak istemem tek bir kelimeyle. Bir ilişki yaşarken arkadaşlarım sorar bana, “Ona âşık mısın?” diye. Bir keresinde aynen şöyle cevap verdiğimi hatırlıyorum: “Yeşil gözleri var. Bazen o kadar büyüyorlar ki yüzünü seçemiyorum sevgilinin. Küçücük elleri var. O kadar yumuşaklar ki, yumuşaklık olgusunu yeniden tanıyorum. Ve teni var. Elim teninde gezerken o kadar mutlu ki, ayrılmak bilmiyor o narin dokudan, şimdiye kadar kabul gören çekim kuvveti hızından şüphe ediyorum. Şüphe etmediğim tek şey o aslında. Ezgi… Zaten onun varlığından asla şüphe edemem. Çünkü o var olduğu için ben varım ve prensiplerim gereği asla kendi varlığımdan şüphe etmem.” “E, âşık mısın yani?” dedi dostum. “İlla ki yapıştırılacaksa o kelime, durma sen koy ismini ama bunu bana mal etme.” dedim ben de.

Bazı şeylere isim koyamayız. Belki de koymak istemeyiz. Çünkü o ismi koyduğumuzda, yaşadığımız tecrübe bizim ona içimizden, söylemeden verdiğimiz ve asla kelimelerle anlatamayacağımız tanımından uzaklaşır ve aynı zamanda limitlenir. İçimizdeki duyular beynimiz iflas edene kadar vücudumuza ciddi bir kaos halinde salınır. Bu duyuların birbirleriyle olan salınma kombinasyonları sınırsızdır. İsimler ne de olsa toplum algısı için oluşturulmuş olgulardır. Her “Ona âşığım!” dediğimizde aklımıza her zaman kabul görmüş aşk çağırışımları gelecektir. Bu da bizi, yaşadığımız tecrübenin özgünlüğünden uzaklaştıracaktır. Her neyse… Ben “Âşığım.” demek istemiyorum. Belki eşime karşı duyduğum o uçsuz bucaksız duygulara olan saygımdan ya da sadece kendime, kendi içime olan saygımdan…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: