AYNADAKİ KAHRAMAN





Hiç hâlim yok kendimi sevmeye. Aslımı kaybetmek saniyemi alır ve yine onu bulmak için gerekir bir dervişin, bir münzevinin eşsiz sabrı. Hiç gücüm yok kendimi sevmeye. Aslımı seyretmek kalbimi kırar, tamir etmek için gereklidir bir dostun yüreğimi kaplayan sıcağı. İçimdeki bu tufanın resmi henüz yapılmadı, bir insanın içini resmedebilecek o kocaman tablo henüz yapılmadı ve bir ressam hiç yaşamadı bir ömrü resmedecek kadar dolu, beş para etmeyecek birine kendini adayacak kadar çok. Oysa aynalar her daim gördükleri kadar tanıklardır bana. O yüzden kaybetmem aslımı, bir aynada saklı tuttuğumdan onu. Başka suretlerimi görmek beni korkutur. Kenarı kırık bir aynadır beni ben gibi yansıtan.

Kadın değilimdir oysa. Ne basenlerimin genişliğidir sorunum, ne kırışıklıklar. Kırışıklıklar. Bir yüzün kişisel tarihi var mıdır? Varsa bu tarih talihsizliklerin ördüğü bir perde değil midir? Perdeyi aralamak ne kadar zamanını alır ki insanın. Dediğim gibi, kadın değilim. Kısacası kırışıklıkların nasıl oluştuğu onları nasıl yok edeceğimden mühim değildir. Bu beni zayıf kılar, bu beni çaresiz, ümitsiz bırakır.

Bir çay bardağının  çatlamaya dayandığı sıcaklıktaki hüznüyümdür. Bir çöp tenekesine en yakın, bir küfürün hedefinde, bir piçliğin ya da sıradan bir hiçliğin arifesinde.

Ruh

Karşılıksız çıkmamış bir duayımdır. Hamd edersiniz benim için. Şükür sizin isminizde saklanabilirdi, şükür vicdanınıza sığınabilirdi ama yapmadı. Şükür ömrünüzde sessizlik oldu. Oysa sesinizi kıstığınız her an izledi sizi O. O’nu anlattı tüm kutsal kitaplar ve hiçbir sıfat karşılayamadı eşsiz yalnızlığının getirdiği sonsuz gizemi. Gariptir O size hiçbir aynada görünmedi ama size kendinize dönüp bakmanız için bir ayna verdi. İşte ben o karşılıksız çıkmayan duayım, işte ben aynadaki görüntü, işte ben görebildiğim kadarıyla burada ayakta olan, yanlışı ve doğrusuyla kendini izleyen bir günahkâr, bir kul, bir kâfir, bir isyankâr. 

Boş bir sayfayımdır. Bir şairin sevgilisini asla sığdıramayacağı bir şiiri sığdırırım içime bazen. Şiirlerin olduğu sayfalarda boşluğa neler yazılmıştır, neler yazılmalıdır? Bir şiir sayfanın boşluğuna ne bırakır? Ben bu soruya cevabımdır çoğu zaman.  

Hakkımdaki sorulara böyle cevaplar vermekte zorlanmam. Kendimi beni bir başka benden ayırt edebilen aynamda görürüm. Kitab-ı Mukaddes’te yer almam, böyle bir derdim yoktur. Kutsal kitapların kötü edebiyat metinleri olduğunu düşünürüm ama bilirim tesadüf değildir bu gidiş. 

Aynada bakarım ben kendime ve korkmam kendimi görmekten. Ben, kendim, içim. Hayattayken kendimden yarattığım merhumu nasıl bilirdim? Sahi ben kendimi nasıl bilirdim? Aynam olmasaydı kendime nasıl seslenirdim?

Kimsenin gözünün içinde kendimi görecek kadar yakın olamazdım olmasaydı aynam ve en yakın su kaynağına gidecek kadar özgüvenim de olmazdı. 

Aynalar ve civarları kutsal topraklardır. Kendinizi keşfetmek için gidip kendinize gerçek bir ayna bulun. Orada bedeninizi görün, nefsinizi çürütün ve içinizi bulun. Size de iyi gelecektir.

Bir Cevap Yazın