Naçizane

BAHTİYAR VAHABZADE ŞİİRİNİN GENEL YAPISI

9 Mins read
Naçizane

BAHTİYAR VAHABZADE ŞİİRİNİN GENEL YAPISI

9 Mins read

Türkçe’nin en büyük şairlerinden biri olan Bahtiyar Vahabzade’nin (Azerbaycan Türkçesi’ndeki yazılışıyla BÉ™xtiyar VahabzadÉ™) can kuşu 13 Şubat 2009 tarihinde uçtu. Biz bu yazımızda bu büyük şairin poetikasını ana hatlarıyla ele almaya çalışacağız. Başlarken özetle söyleyebiliriz ki Vahabzade’nin şiirinde en belirgin öğeler şunlardır:

  1. Vahabzade, bir şair olarak kültürünün, tarihinin ve Türkçe’sinin çocuğudur. Annesi ona nasıl süt vermişse kültürü de onun şiirlerine süt vermiş, hayat vermiştir.
  2. O, hayatı boyunca istikrarlı bir düşünür olmuş, Sovyet edebiyatçılarının (özellikle Sovyet yönetimi altında yaşayan Türk edebiyatçıların) çoğunlukla uyduğu ideolojik modalara uymamış, beslendiği kültürel yapısını yazdığı idealist şiirlerinde hep ifade etmiştir. Onun 1940’lı yıllarda yazdığı şiirlerle 2000’li yıllarda yazdığı şiirler arasında temel dinamikler açısından bir fark yoktur. Vahabzade’ye göre kültürel devamlılık önemli bir toplumsal olaydır. Bununla birlikte elbette zaman içinde üslubunda ve kavrayışında farklılıklar oluşmuş, şiirlerinde bilhassa manevi derinlik gittikçe artmıştır.
  3. Onun fikri yapısına göre şair, aynı zamanda kendisini ve toplumunu sorgulayan bir aydındır, millet hayatı eğer geçmişten geleceğe uzanan bir zincirse şairin vazifesi zincirin bugüne denk gelen kısmında çelik bir halka olarak durabilmektir.
  4. Vahabzade bir sanatçıdır, toplumsal amaçlar taşıyan şiirlerinin dışında bugün başta Hilmi Yavuz olmak üzere birçok kişinin savunduğu sanat düşüncesini tasdik eden, yalnızca estetik amaç güderek yazdığı çok kuvvetli ve ahenkli şiirleri de vardır.
  5. Vahabzade, içinde bulunduğu kültürün tarihsel zenginliğini hamasi bir slogan olarak dile almaz, kullandığı kavramlara gerçekçi (duygusal değil) anlamlar yükleyerek kullanır. Geleceğe “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Kim Yapmalı?” sorularını sorarak bakar.

Vahabzade, Bayatılar adlı şiirinde anonim bir bayatıyı (mani) nakleder:

Əzizim dərdə mərdim,
DüşmÉ™sin dÉ™rdÉ™ mÉ™rdim.
Mənə dərman neyləsin?
TifilkÉ™n dÉ™rd É™mÉ™rdim. (Küçük bebekken dert emerdim)

 

ve ardından Türkçe’nin bir bayraktarı olarak bayrağı devraldığı bu kültürel mirasa olan saygısını şu beyitiyle ifade eder:

 

Bayatının tilsiminÉ™ düşüncÉ™ (büyüsüne kapılınca)
Vallah şair olduğuma utandım.

 

Şair her şeyini kültürüne ve diline borçludur, Vahabzade’ye göre:

 

Bu dil ile tanımışam

Hem sevinci,

Hem de gamı.

Bu dil ile yaratmışam

Her şiirimi,

Her nağmemi.

Yoh, men heçem, men yalanam.

Kitap-kitap sözlerimin müellifi (yazarı) menim anam!

 

Ulu dedelerin ulu nağmelerinin, kültürel değerlerin modern zamanlara uymadığını, o yüzden terk edilmeleri gerektiğini savunan fikirlere karşı çıkan Vahabzade’ye göre modernitenin dar kalıplarına sığmayan gelenek her an yeniden üretilerek yaşatılmalıdır, caz ahengi ile oyalanmak yerine saz ahengi ile coşulmalıdır:

 

Guya saz avazı, guya tar sÉ™si,
Ulu dÉ™dÉ™lÉ™rin ulu nÉ™ğmÉ™si,
Uyuşmur zamanın öz ahÉ™nginÉ™!


Əsrimiz sığışmaz saz ahÉ™nginÉ™,
Uyduq uzun illər caz ahənginə,
Bir soran olmadı, a qardaş, nÉ™dÉ™n?

 

Vahabzade’nin kendisini nasıl kültürünün çocuğu olarak gördüğünü ve geçmişten geleceğe uzanan bu kültürün “şimdi”deki halkası olmayı amaçladığını, VÉ™tÉ™n Var şiirinde görmekteyiz:

 

Vardırsa, yaranmış (yaratılmış),
MütlÉ™q (mutlaka) yaradan var.
Varsansa, özündÉ™n
Əvvəlcə atan var.

Dünya quru bir sÉ™s,
QÉ™m çÉ™kmÉ™yÉ™ dÉ™ymÉ™z.
Yüz-yüz itÉ™n (ölen) olsun,
Min-bir də bitən var.
Şükr eylÉ™yÉ™lim ki,
Bizlərdən həm əvvəl,
Həm sonra Vətən var.

 

Vahabzade öz dilini beğenmeyen kişileri, kabuğunu beğenmeyen kaplumbağalara benzetir:

 

…Bu dili beğenmeyirsen!

Ne deyek bu miskin riyakarlığa?

Yohsa öz gınını beğenmir bağa?

 

Gelelim Vahabzade’nin çoşkulu sanatsal şiirlerine. Onun şiirlerinin sanatsal gücüne ve ahengine verilebilecek en güzel örnek, Dağda ŞÉ™lalÉ™ Kimi (Gibi) adlı şiiri olsa gerek:


Bir rÉ™ngi yox, göylÉ™rin min rÉ™ngini sevirÉ™m,
Bir gülü yox, güllÉ™rin çÉ™lÉ™ngini sevirÉ™m.
MÉ™n çıxmağa tÉ™pÉ™ yox, uсa dağ istÉ™yirÉ™m,
HÉ™yatı hÉ™yat kimi yaşamaq istÉ™yirÉ™m !

 

Vahabzade’nin en estetik şiirlerinden biri de Gör NecÉ™ GüclüsÉ™n adlı şiiridir:

I

Yatmaq istÉ™yirÉ™m…sÉ™nsizliyimi
Yuxu dÉ™nizindÉ™ batıram deyÉ™.
Yuxumsa kölgÉ™ni öz kölgÉ™m kimi
İzlÉ™yir, qısqanıb sÉ™ni hÉ™r şeyÉ™.
Yuxum qaçaq düşüb mÉ™ndÉ™n yan gÉ™zir,
Yuxum küçÉ™lÉ™rdÉ™ sÉ™rgÉ™rdan gÉ™zir.

HÉ™srÉ™tin asılıb kirpiklÉ™rimdÉ™n.
Yuxum da gÉ™lmir ki, heç olmasa mÉ™n
İtirim, batırım sÉ™ni yuxumda.
MÉ™ndÉ™n vÉ™falıymış sÉ™nÉ™ yuxum da.
Yuxum qaçaq düşüb yatammıram mÉ™n,
Yuxum qorxub qaçıb fikirlÉ™rimdÉ™n…

II

GÉ™zmÉ™k istÉ™yirÉ™m… sÉ™nsizliyimi
Yollarda itirim, unudum tamam.
Hara gedirəmsə, xatirən kimi
Ağır bir yük ilÉ™ qarşılaşıram.
SÉ™ni itirmişÉ™m,
neyləyim ancaq
HÉ™r zaman, hÉ™r yerdÉ™ görünür yerin.
Yox, dözÉ™ bilmirÉ™m,
dÉ™rd ondadır ki,
ÖzündÉ™n ağırdır xatirÉ™lÉ™rin.
Şirin xatirÉ™lÉ™r bir tikan kimi
Yollara səpilib dəstəbədəstə.
XatirÉ™n tikandır, cızır qÉ™lbimi,
Yoxluğun duz sÉ™pir yaramın üstÉ™.
Yaddaşım elÉ™ bir günÉ™ş ki, gün ki,
DünÉ™ni nur kimi görürÉ™m aydın.
DeyirÉ™m, yaddaşım elÉ™ ölsün ki,
MÉ™nÉ™ dünÉ™nimi xatırlatmasın!

III

GülmÉ™k istÉ™yirÉ™m… ürÉ™yimdÉ™ki
Hönkürtü sÉ™sini batırmaq üçün.
Bilmirdim, məhəbbət bir cəllad təki
MÉ™nim gülüşümü öldürmüş bütün.

Yandırdı könlümü bu soyuqluğun,
Var ikÉ™n, sağ ikÉ™n yox olmuşam mÉ™n.
Gör necÉ™ güclüsÉ™n, sÉ™nin yoxluğun,
MÉ™nim varlığımı aldı É™limdÉ™n…

Başımda tufan var, könlümdÉ™ çovğun,
Arzu da, fikir dÉ™ qaldı yarıda,
Gör necÉ™ güclüsÉ™n,
sÉ™nin yoxluğun
MÉ™nÉ™ ögey etdi doğmaları da.

FÉ™rÉ™him, sevincim dünÉ™ndÉ™ qaldı,
DÉ™rdimdÉ™, qÉ™mimdÉ™ yaşarsan mÉ™nim.
– Yoxluğun gör necÉ™ qÉ™lÉ™bÉ™ çaldı,
Bu günüm ölüdür,
yaşar dünÉ™nim!
Çaldım öz könlümü ayrı simdÉ™ mÉ™n;
İlişib qalmışam dünÉ™nimdÉ™ mÉ™n.

 

Bahtiyar Vahabzade’nin düşünce yapısına göre aydın, şair, mütefekkir ne anlamlara gelir? Vahabzade’nin şair tanımı, Ali Şeriati’nin “kendini sorgulamak” düşüncesiyle oldukça paralel ve onun kadar değerli bir görüştür, bunu 1960 yılında yazdığı ÖzümdÉ™n Narazıyım (Kendimden Razı Değilim) adlı şiirinde çok yalın bir söylenişle görmekteyiz:

 

Bizim sÉ™nÉ™t dünyasının
Qırıq telli sazıyam;
BircÉ™ bundan razıyam ki,
ÖzümdÉ™n narazıyam.

 

Bir aydın olarak şair heyecanlı olmalıdır, ilkeli ve gayeli insan olmalıdır. Zira aydın kendine sınır biçerse, yüksek hedeflerinin zamanın şartlarına uygun olmadığını söyleyenlere kulak asarsa aydınlığını yitirir:

 

Qoy zaman ölçüsü zamanın olsun,
Bu ölçü tÉ™rs düşÉ™r istÉ™yimizÉ™.
Gün var ki, ildÉ™n (yıldan) dÉ™ uzundur uzun,
İl var ki, gündÉ™n dÉ™ qısadır bizÉ™.

 

Vahabzade’ye göre aydın prangaya vurulsa dahi özgürlüğe susamış bir kartaldır, o kafesleri kırıp gökyüzüne kavuşacaktır:

 

Min arzu bəsləyirəm
MÉ™n, axı, hÉ™r nÉ™fÉ™sdÉ™.
Qanadım var, göyüm yox,
NecÉ™ uçum qÉ™fÉ™sdÉ™?

 

Sorgulamaya öz nefsinden başlayan şair, elbette sosyal bir misyona talip olmakta ve toplumunu da sorgulamaktadır. 1998 tarihli Sual şiirine bir bakalım:

Zülmün sonu yox, haqq unudulmuşmu, ilahi?
Dünyada É™dalÉ™t yasaq olmuşmu, ilahi?


DillÉ™rdÉ™ yalan, amma könüllÉ™rdÉ™ hÉ™qiqÉ™t
Haqq zalimÉ™, düz É™yriyÉ™ qulmuşmu ilahi?

Meydan sulayan ağ yalanın al şÉ™rabından
MillÉ™t tÉ™pÉ™dÉ™n dırnağa sÉ™rxoşmu, ilahi?

ƏzdikcÉ™ vÉ™tÉ™n oğlu vÉ™tÉ™n oğlunu qÉ™sdÉ™n
BilmÉ™m, É™zÉ™nin qÉ™lbi mÉ™gÉ™r daşmı, ilahi?

Vicdan kimi, insaf kimi hisslÉ™r içimizdÉ™n
Bir yolluq atılmşmı, qovulmusmu, ilahi?

HÉ™r möcüzü idrak elÉ™yÉ™rkÉ™n, bu bÉ™lanı
Qanmaqda beyinlÉ™r bu qÉ™dÉ™r boşmu, ilahi?

 

Toplumda garibanın rızkına göz diken, harama el uzatan alçaklara şair 1998 tarihli NÉ™fsimiz adlı şiirinde bakın nasıl haykırıyor:  

Qacqının payına göz dikÉ™n alçaq,
SÉ™nÉ™ hansı haqla mÉ™n insan deyim?
MillÉ™tin qanını soran qurumsaq,
MÉ™n sÉ™nin adına soxulcan deyim.

BÉ™s hanı insanlıq, bÉ™s hanı vicdan?
Tamah insanlıqdan qabağa düsdü?
BÉ™lkÉ™ dÉ™ bu dövran dolandıgından
QiblÉ™miz gah sola, gab sağa düsdü.

Bu, sÉ™nin xalqına ürÉ™yi yanan
ÖzgÉ™ bir millÉ™tin verdiyi paydı.
Ey öz millÉ™tinÉ™ yaddan yad olan,
Paya göz dikincÉ™ gözün çıxaydı.

Xalqının dÉ™rdinÉ™ özgÉ™lÉ™r qÉ™dÉ™r
Yanmadın, bÉ™s bunu niyÉ™ qanmadın?
Yetim qismətini yeyib sərasər
O şisÉ™n qarnından heç utanmadın.
Biz necÉ™ mÉ™xluquq, anlamıram mÉ™n
NÉ™fsimiz ağırmıs qeyrÉ™timizdÉ™n.

 

Vahabzade’yi anlatacak son sözler olarak onun geleceğe gerçekçi bakışını ifade eden Besdir (Yeter) adlı şiirini sunmak isterim:

 

“Bizim müdrik, ağsaçlı, gahraman elimiz var!

Bizim goç Köroğlumuz,

Bizim Nesreddinimiz,

Bizim Füzulimiz var!”

 

Vallah, bunu çok dedik,

Billah bunu çok dedik.

Keçmişin kölgesinde

Ağzımızı havaya açıp

Yatmag istedik.

Ancak

Bunu bilmedik:

Köhne (eski) hava içinde

Ürek (yürek) susur, boğulur,

Kölgede yatanların,

Öz kölgesi yoh olur.

Hara (nereye) gede bilerik

Boş elle, guru sözle?

Yeter öğündüğümüz

Soyumuz, kökümüzle!

Yeter, yeter deyirem,

Gartal familyasıyla (kartal ailesine mensup olduğumuz halde)

Bugün hırda (küçük) guş olmag.

Dünenin humarıyla (sarhoşlukla)

Hele de serhoş olmag!

 

Bizim amblemimiz, remzimiz, şerefimiz

Goy olsun selef, dedik. (Gençlik bizim amblemimiz, ışığımız, şerefimiz olsun dedik)

Ağıllı övladımız

Sehvimizi deyende (hatamızı söyleyince)

Ona nahalef (saygısız) dedik.

 

Köroğluya, Babeke

Abide goyulsa da (heykel dikilse de)

Öğünmeyek biz bugün

Onların amalını

Yaşatmag, en möhteşem

Heykeldir onlar üçün!

Gahramanlar barede

Tarifler (övgüler) söylemekde

Gahramanıg biz ancag. (Biz ancak kahramanları övmekte kahramanız!)

Ahlımıza gelmeyir

O gahramanlar kimi yaşamag!

 

Göz gabağa bahmasa (ileri bakmasa)

Dala galar ayaglar. (geri kalır ayaklar)

Arhada galanları (arkada kalanları)

Zaman özü ayaglar. (zaman ayaklar, tekmeler!)

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: