Naçizane

BİR ANAYASA NASIL YAPILMALIDIR?

3 Mins read
Naçizane

BİR ANAYASA NASIL YAPILMALIDIR?

3 Mins read

 

      20 Kasım 2007 tarihinde, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Anayasa Yapmak, Yazmak ve Tartışmak konulu bir panel düzenlendi. Katılımcılar çeşitlilik gösteriyordu; gündemdeki anayasa taslağını hazırlayan grubun bir üyesi olan Levent Köker en çok eleştiri alan katılımcı oldu. Onun yanı sıra felsefe profesörü Nilgün Toker, uluslararası ilişkiler profesörü Mehmet Alkan, KA-DER Başkanı Hülya Gülbahar ve DİSK üyesi Serhat Salihoğlu da bu organizasyonda yer aldı.

       Katılımcıların üzerinde durduğu soru şuydu: Bir ülkede anayasa nasıl yapılmalıdır? Levent Köker haricindeki tüm konuklar anayasa yapım sürecinin katılımcı, uzlaşmacı ve uzun bir sürede olması gerektiği görüşündelerdi. Onlara göre pek çok ülkenin de deneyip uyguladığı anayasa yapım süreçlerinde çeşitli siyasal partiler, sivil toplum örgütleri, çıkar grupları ve daha niceleri özgürce bu sürece dahil edilmeli ve en az iki yıllık bir tartışma sürecinden sonra ancak maddeleme aşamasına gelindiğinde hukuk profesörlerinin bilgilerine danışılmalıdır. Sonuç olarak şu an gündemde olan, birkaç profesörün (ki içlerinde Levent Köker de vardır) bir kampa girerek hazırladığı anayasa taslağının toplum için yarar sağlayamayacağı görüşüne varmışlardır. Nilgün Toker’in de belirttiği gibi yeni bir anayasa ancak yeni toplumsal inşa ile mümkün olabilir. Bu durumda toplumdan kopuk, teorik bir anayasa o topluma uygulandığında kırılmalar, uzlaşmazlıklar yaşanılması kaçınılmazdır.

       Yeni taslağın tartışılması sırasında en çarpıcı açıklamalar taslağın bireysel hak ve özgürlükler konusunda ne kadar kısıtlayıcı olduğunun altını çizen Hülya Gülbahar’dan geldi. Kadın hakları açısından incelendiğinde yeni taslak değil yeni haklar vermek, kadının sahip olduğu hakları da alıyor. 2004 yılında AB uyum sürecinde anayasamıza eklenen kadın erkek eşitliğinin korunmasının devletin sorumluluğunda olması ile ilgili 10. madde yeni taslakta yer almıyor. Bunun yanı sıra kadın için; engelliler, yaşlılar ve çocuklarla beraber “korunmaya muhtaçtır” ifadesi kullanılıyor. Gülbahar konuşmasında son elli yılda kadının istihdam, mal edinme oranlarındaki ciddi düşüşü işaret ederek bu konuyla ilgili ciddi atılımların yapılmasının gereğini vurguladı. Siyasal alanda kadınların güçlenebilmesi için gerekli olan kota için de destek verilmesi gerektiğini söyledi.

       İşçi hakları ile ilgili maddelerin yetersizliğini de Serhat Salihoğlu dile getirdi. Böylelikle yeni anayasa taslağının 21. yüzyıl Türkiyesine uygun olmadığı anlatılmış olundu. Ülkemizdeki hak ve özgürlüklerin temel kaynağı olan anayasamız, katılımcı ve aceleye getirilmemiş bir süreçte yazılmalıdır. Yıllardır darbe anayasalarıyla yönetilen ülkemiz için bu değişim şarttır.                                                                                           

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: