55. SayıArşiv

BİR BİLİMCİ OLMAK İÇİN YETERİNCE ZEKİ MİYİM? / PETER BRIAN MEDAWAR

3 Mins read

Bazı öğrencileri rahatsız eden bir endişe vardır: Acaba zekaları bilim yapmak için yeterli midir? Sosyal alışkanlıkların yol açtığı, çoğu kez yeterince düzeltilmeyen, kendini aşağı görme duygularından dolayı bu endişe özellikle kadınlar için geçerlidir. Bu yersiz endişeden kurtulmak kolaydır. Yeterli bir bilim insanı olmak için korkunç zeki olmak gerekmez. Düşünsel hayata veya soyut düşüncelere antipati duymak veya tümden ilgisiz olmak, elbette olumsuz belirtilerdir. Ancak deneysel bilimlerde olağanüstü çıkarımlar veya tümdengelimler gerektiren bir şeyler yoktur, herkeste bulunması elzem olan sağduyu yeterlidir, ayrıca nedense artık gözden düşmüş olan eski moda bazı meziyetlere sahip olmak da fena olmaz: yani özen, çalışkanlık, bir amaç sahibi olma, dikkati yoğunlaştırabilme gücü ve uzun ve yorucu araştırmalar sonunda o güzelim hipotezimizin neredeyse tümüyle yanlış olduğunu saptamak gibi bir terslik karşısında asla yılmamak ve sebat.

Şimdi bir zeka testi: Sağduyu ile bilim insanlarının sahip olduğu veya sahip olması gerektiği sanılan baş döndürücü zekayı ayırt edici bir zeka testi uygulayacağım. El Greco’nun resimlerinde bazı figürler çoğumuza olağanüstü uzun ve ince görünür. İsmini vermeyeceğim bir göz hastalıkları uzmanı El Greco’nun bir görme bozukluğundan dolayı insanları böyle gördüğü ve bu nedenle de öyle resmetmesinin doğal olduğu açıklamasını getirmişti.

Böyle bir açıklama geçerli olabilir mi? Bir ressamda çift görme bozukluğu olduğunu varsayalım, yani her şeyi çift görme. Eğer göz hastalıkları uzmanının teorisi doğruysa bu ressam gördüklerini çift çizecek, o zaman eserine tekrar baktığında bütün figürleri tekrar dört görüp bir şeylerin ters gittiğini anlamayacak mı? El Greco’nun bazı figürleri çok uzun ve ince görünüyorsa nedeni El Greco’nun görme bozukluğunun olması değil, onların böyle görünmelerini amaçlamasıdır. Doktorun açıklamasının saçma olduğunu hemen fark eden insan şüphe götürmez şekilde zekidir. Diğer taraftan yanlışın nedenleri açıklandığı halde bile onu algılayamayanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Bilimde entelektüel ustalıkların önemini küçümsemek istemiyorum. Ancak genç isteklileri korkutup kaçıracak ölçüde abartmaktansa küçümsemiş olmayı yeğlerim. Bilimin değişik kolları değişik yetenekler gerektirir, tek bir bilim insanı tipi olmadığı gibi bilimden de tek bir uğraş olarak söz edilmez.

Vazgeçmek

Araştırma faaliyetine yeni başlayan fakat yaptığına ilgi duymayan, sıkıldığını hisseden bir kimse herhangi bir suçluluk veya yanılgı hissine kapılmadan bu işi bırakmalıdır.

Bilimci için öngördüğüm rol bilimsel meliorizm deyimiyle anlatılabilir. Meliorist, akıllıca gösterilen insan çabalarıyla dünyanın daha iyiye gideceğine inanan kimsedir. Melioristler bunu kendilerinin gerçekleştireceğine de inanır. Kanun koyucular ve yöneticiler tipik melioristlerdir, öyle olduklarını düşünmek varoluş nedenlerinin önemli bir öğesidir. Onlar kusurlu olanı saptamak ve onu düzeltmeye çalışmakla iyileşmenin pekala mümkün olduğunu kabul ederler. Melioristler nispeten alçak gönüllü kişilerdir, iyilik yapmaya çalışır, başarı belirtileriyle de mutlu olurlar. Bu akıllı bir bilimci için de yeterli bir amaçtır, bilim bakımından da küçültücü değildir.

Sadeleştirilmiş ve düzenlenmiştir.

Kaynak: P. B. Medawar, Genç Bilimadamına Öğütler, TÜBİTAK Yayınları, 2005, Ankara.


Üniversite adayı genç arkadaşlarımıza da bölümlerini sevemediklerini anladıklarında vakit çok geç olmadan bırakmalarını ve tekrar sınava girmelerini tavsiye ederiz. Yaşanmış birçok deneyim, bunu yapmayanların pişmanlıkları ve yapanların memnuniyetleri bu tavsiyeyi doğrulamaktadır. (Fatih Akıcı – 48. Sayı Editörü)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: