70. Sayı

Biz

1 Mins read
70. Sayı

Biz

1 Mins read

Kendini tanıyamayan bir avuç insandık başta. Daha sonra tanıdık. Kendi benliğimizi fark ettiğimizde geç kalmıştık, çok geç. Zoraki tutunduk hayata. Sebeplerimiz vardı sonuca gitmeyen, yarı yolda bırakan. Sevdik mesela. Ölürcesine. Değmiyor dediler unut gitsin bitsin. Unuttuk gitti bitti. Ya da onlar öyle bildi. Nereden bilebilirlerdi ki içimizdeki sevgiyi ? Her yeni başlangıçta söz verdik. Önce kendimize sonra karşımızdakine. Biz kendine verdiği sözleri tutamayan bir avuç insan olduk. İçimiz acıdı, kayıplar yaşadık her yeni günde yeni bir kayıp. Birileri hep gitti. Alıştık, zamanla umursamamayı öğrendik. Belki dahada az acır oldu yüreklerimiz, duygumuzu kaybettik. Biz bir avuç gamsız insan olduk. Hayatı takmayan her şey gönlünce olan insanlar. Bu seferde bizden nefret ettiler. Biz hep kaybedenler olduk. Bir cesaretimiz kaldı. Gurur nedir bilmeyen kayıplardan korkan ve her fırsatı değerlendiren insanlardık. Cesaretimizin sınırı, durağı ve bitişi yoktu. Gecenin en koyu mavisinde günün en aydınlık anını yaşayabilirdik biz. Kendi kendine ümit verenlerdendik. İçten içe yalnız kalarak büyüttüğümüz sevgilerimiz vardı bizim. Kimseye anlatmaya kıyamadığınız ama içimizde tutamadığınız bir kaç küçük yaşanmışlık. İşte alıp götüremeyeceğiniz şey bu. Gitmeniz hayatımızdaki önem arz eden yeri boş bırakmanız demek. Öz güvenimizi, sevgimizi, inancımızı hatta bütün güzel duygularımızı yok edebilirsiniz ama yok edemeyeceğiniz tek şey cesaretimiz.Siz alıp götürenlerken biz kim miyiz? Biz kalanlarla yetinenler.

Related posts
70. Sayı

BİR BAKIŞ İŞTE!..

1 Mins read

Yazar ResmiYazar ResmiHani bakarsın ya bazen semalara, uzaklara…
Ne kimseler bilebilir gördüklerini, ne gözlerin şekil verebilir onlara.
Ama sen görürsün o uzaklara bakarken zihninde dolaşan düşünceleri, hayalleri…

Baktığın uzak diyarlar gibi hayallerinde uzaktır çoğu zaman sana.
Bazen yaklaştığını hissedersin onlara, bazen de imkansızlaşır aklında yer ettikçe.
Ve o bakış belirler çoğu zaman gideceğin yolu, atacağın her adımı…

Hatta kimi zamanlarda o da çaresiz kalır, kafan karışır.
Bakışına engel olmaya başlar göz kapakların.
Ve kapanır bazen hayallerine giden bütün yollar.

Bir bakış işte…
Kimi zaman şair eder aşığı; ak sayfasına bakarken düşündükleriyle, kimi zaman deli eder insanı aynaya bakarken canlanan korkularıyla.

Yunus LEKESİZ

67. SayıNaçizane

Hiçbir zaman eskisi gibi olmaz

1 Mins read

         

           oc5Mvr.48k.v3

          ‘’Gitmem lazım’’ dedi adama dönüp. Adam son zamanlarda çokça duyduğundan olsa gerek şaşırmadı…

          Kadınların hep gitmek zorunda olduklarını düşündü. Hep gidecek bir yerleri vardı. Sonra gidecek bir yeri olmadığını düşündü. Çok fazla düşündüğünü fark etti, sigara yaktı…

          Yine aynı tren garındaydılar. Tren garları artık ona pek yabancı gelmiyordu. Sanki bir gün gitse buralardan, onu yalnız bu tren garı özleyecekmiş gibi hissediyordu. Çok sonraları yandığını öğrenince, -ayrılıkları hatırlattığı için- , sevinecekti içten içe.

          Sizin de tahmin edeceğiniz gibi kadın yine gidiyor, adam O’na görkemli vedalar düzenlemiyor, ikisi de susuyordu. Bu susma anında adam mutlu günleri hatırlayıp, mutlu olmanın imkansızlığını ve kolay kaybedilir olduğunu düşündü. Hep böyle olurdu, olmuştu. Mutlu olmak için çok fazla faktörün bir araya gelmesi gerekirdi, mutsuz olmak için ise tek bir şey yeterdi…

          Çok soğuk ve çok kısa bir gündü, çok soğuk ve çok uzun bir gece olacaktı. Adam yine ikilemde kalmıştı. Ya gitmesine ses çıkarmayacak ya da itiraz edecekti. Bu tür kararsızlıkları ufak kumar oyunlarıyla çözerdi, yine öyle yapacaktı. Kadına dönüp ‘’zar atmayı deneyelim’’ dedi. ‘’Küçük atarsan kalırsın’’.  Kadına bu teklif adamın son isteğiymiş gibi geldi, acımayla karışık bir duyguyla ama kendine güvenen bir ses tonuyla ‘’kabul’’ dedi kadın.

          Adam cebinden iki zar çıkardı. Kadına zarlardan birini verdi. Kadın avucunun içinde bir iki salladı ve fırlattı. Zarın gökyüzüne bakan yüzünde beş nokta vardı. Bu, adamın şansını iyice azaltmıştı. Adam, gülüyordu; ki böyle olmaması gerekirdi…

          Zar sırası adamdaydı. Adam zarı fırlattı. Zar bulundukları noktadan daha uzağa gitti. Kadın yerinden kalktı, zarın arkasından koştu, telaşlı bir ses tonuyla ‘’üç geldi yine kaybettin’’ dedi.

          Adam ‘’yine’’ dedi, her yüzeyinde altı nokta bulunan hileli zarı yerden aldı, cebine koydu, ‘’belki de gerçekten gitmesi gerekiyordur’’ diye düşündü. Gitti…

 


65.SayıŞairane

Umut Bestesi..

1 Mins read

 

Yalnızlar köyünde bir yalnız.
Yalnızlar köyünde köşeye sıkışmış bir umut.
Umut, yalnıza hasret…
Umut, elinde kağıttan bavulu boş bir banka oturuyor.
Sokaklar sessiz, sokaklar ıssız, sokaklar karanlık.
Sokaklar geceye teslim…

Yalnız bir hayal… Elinde karalanmış bir defter.
Bankın önünden geçerken yüzü yer ile buluşuyor.
Yerdeki koyu derinlik ona kendini gösteriyor.
İçindeki kaybolmuşu… İçindeki gizlenmişi…
Ve umut kalkıyor yerinden. Elinde kağıttan bavulu…;
Yalnız’ın önüne dikiliyor en kararlı haliyle.
Elindeki defteri alıyor ve bavulunun içine atıyor.
Yalnızın gözleri umutla parlıyor ve sonra yere iniyor.
Önce kağıttan bavulun dibindeki deliği;
Ve sonra koyu derinlikte yüzen defteri görüyor.
Umut, ‘Bana bak’ diyor… Gülümsüyor içten ve kendince.
Yalnız, umutlanıyor ve korkuyor delinen kalemucu değesiceyle.
Korku ile umudu ayırt etmeye takati yok…
Umut ‘Bana bak’ diyor. ‘Gerçek olan benim…-
-Adını değiştirmeye geldim’…
İlk defa söylüyor yalnız ‘Ya taşıyamazsam…?-
-Benim yüküm ağır. Kaldıramazsam?’
‘Korkma.’ Diyor umut. ‘Ben senin için dua edeceğim.’
Şaşırıyor yalnız. ‘Nasıl yani? Hani adımı değiştirmeye gelmiştin?’
Gülümsüyor umut. Birkaç adım ile banka dönüyor.
Uzaktan sesleniyor sonra;
‘İleride bir gün… Beni tekrar isteyeceksin. Ama şimdi değil.
İşte o zaman… Hep yanında olacağım. Sadece. Hak etmelisin…
Yürü şimdi… Adın adımlarınla yazılacaktır. Korkma…
Senin için dua edeceğim…’

Yalnız, umuttan bir parça almıştı hayatına.
Yürü diyordu… Ondan olan yanıyla gülümsedi.
Merakını da alıp yanağındaki yaş damlasıyla ilerlemeye başladı.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: