Naçizane

BİZİM DAMADIN GAZETESİ – SABAH

2 Mins read
Naçizane

BİZİM DAMADIN GAZETESİ – SABAH

2 Mins read

Bugünlerde Sabah gazetesinin, devletin imkanlarıyla (müthiş miktarda bir kredi) Çalık’ın eline geçmesi konuşuladursun kimse Sabah’taki kabuk değişiminin sonuçlarını düşünmüyor. Emre Aköz, Mediacat’e verdiği röportajda "Biz liberal bir gazeteyiz, Hıncal’ın kemalist tavrı bize yetmiyor, Sabah’ın Atatürkçü bir yazara ihtiyacı var." diyor.

Aslında gazetelerin de yüzleri vardır ve Sabah’ın bana göre böyle bir yüze ihtiyacı var; çünkü Sabah dendiğinde akla ne yazık ki Mehmet Barlas ve Nazlı Ilıcak geliyor. Bu nedenle Sabah artık Yeni Şafak ya da Cumhuriyet’ten farklı bir imaj yakalayayım derken gazeteciliğin ağa babalarından biri olarak anılmaktan uzaklaşıp taraflı gazete haline geliyor. Hiçbir gazetenin mevcut düzende tarafsız kalamayacağı ortada; ancak vitrini sağlam tutmak gerekiyor. Ahmet Hakan insanı ile Bekir Coşkun aynı gazetede yazabiliyorsa o gazete halkın gözünde tarafsızdır.

Bugün medyayı eleştirmek aslında sistemin köklerini kazımakla bir nevi aynı çünkü devletin de gazetenin de sistemi aynıdır. Gözde görev adamları ve feda edilebilecekler… Sabah gazetesini açıp bakıyorum. Eski Sabah’la dizgi yönünden bir fark göremiyorum ama sayfalar arasında Mehmet Barlas ve Nazlı Ilıcak’ı gördüğümde bir an olsun "Ulan!" diyorum her seferinde. Verdiğim paranın nereye gittiği aklıma geliyor. Aynı şeyi İlhan Selçuk’un Fanatik gazetesi’ne benzer taraflı başlık ve yazılar içeren gazetesinde de görüyorum. Düşünüyorum ve diyorum ki "Aslında gazetecilik bir yere gitmiyor, gazeteler el değiştiriyor.".

İngiliz THE SUN gazetesini okuyorum, sonra da web sayfasını açıyorum. Dandik bir düzen ama bir gazete onca yıldır aynı düzeni ve kraliyet yalakası, işçi karşıtı  imajıyla tanınıyorsa o gazetede istikrar vardır. Sonra Sabah’ın arşivlerine bakıyorum. Dinç Bilgin zamanında Demirelci, Ciner döneminde ise dönek bir çizgi izlemişler. TMSF zamanlarında zaten AKP yayın organı gibi çalışmışlardı. Akp bugünkü seçim başarısının bir kısmını da sanırım Sabah’a borçludur.

Sanırım Sabah gazetesi bu neoliberal çizgiyle uzun yıllar işi götürür; ancak pazar sabahları sektirmeden Hıncal’a bir iki saymak için bile olsa Sabah alan beyaz türkler ve eski solcular artık Sabah almaya tenezzül etmeyecektirler.  Kısacası Sabah elit kesimi kaybedip güneş ve takvim çizgisindeki gazetelerin okurlarına daha cazip bir gazete haline geliyor.  Yakın zamanda Sabah’ı Hürriyet, Milliyet, Vatan, Radikal, Zaman reyonunda değil de Yeni Şafak’la aynı yerde görürsek şaşmamak lazım; çünkü benzer gazeteler benzer kitlelere satılır ve bu iş Mehmet Barlaslarla olacak gibi değil.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: