Naçizane

BOL BUDAKLI İNCE DAL (2)

3 Mins read
Naçizane

BOL BUDAKLI İNCE DAL (2)

3 Mins read

Barıştıktan sonra iki gün geçmişti. İşten geç çıkmış, arkadaşlarla beraber bir türkü barda fazla mesainin acısını çıkarmıştık. Eve geldiğimde vakit hayli geçti. Aynı konuyu daha önce defalarca konuştuğumuz halde sevgilim yine bildiğini okumuş, akşam yemeğini bensiz yememişti. Bunu beni sevdiğinden yaptığını biliyordum ama Tanrı’nın insana ve annenin evladına olan sevgisi haricinde hiçbir sevginin birisini aç beklemeye mecbur edeceğine inanmıyordum. Safi sevginin karşılık almaya hatta karşılık beklemeye gerek duymadığını söyleyebilirdim ki bu yalnızca sözünü ettiğim iki durum için geçerli olabilirdi. 

Lavaboya girerken sofraya kendisiyle oturmamı istiyorsa kahve yapması gerektiğini söyledim. Çıktığımda kahvem hazırdı. Yemeklerinin cazibesine karşı koyamadığımı bildiği halde blöfümü yemiş görünmüştü. Şimdi geriye dönüp baktığımda en çok kahvelerini özlediğimi fark ediyorum. Benden bile güzel yapıyordu ki kahveyi fincan yerine kupayla içen biri olarak neden bir defa olsun nasıl yaptığını sormadım diye kendime kızar dururum.

Kahveyi içip kupayı yıkadıktan sonra masaya oturdum. Önce önüme bol baharatlı bir çorba koydu. Yemekleri ben geldikten sonra ısıttığı için çorbadan buhar çıkıyordu. Baharatın kokusunu ve çorbanın buğusunu derin bir nefesle içime çektim.

Biliyor musun, seninle yemek yemeyi de sana yemek yapmayı da çok seviyorum.” dedi. “Her yemeğe öyle iştahla ve sevgiyle bakıyorsun ki.”

Bunu ilk defa duyuyordum, hoşuma gitmişti. “Senin bana baktığın gibi mi?” diye takıldım.

Bana bakmadığın gibi. Hoş, yemekleri benden çok sevmene alıştım ya artık sorun etmiyorum.” Sitem yoktu bu cevapta, küskünlük sonrası günlerimizde sitem etmezdi.

Ertesi gün işe gitmeden önce elektrik faturasını yatırmam gerektiğinden erken kalktım. Evde bir gariplik vardı. Ne olduğunu anlamakta gecikmedim, kahve kokusu yoktu. Sevgilim evde olduğunda sabah kahvemi hazırlayıp kahvaltı sofrasını kurduktan sonra işe giderdi. Benim çalışma saatlerim onunkine nispetle esnek olduğundan hep benden erken kalkardı ama ben de erken kalktığıma göre bu defaki fazla erken demekti. Elbiselerini dolapta görmesem yine evi terk ettiğini düşünmeye başlayacaktım. Cezveye su koyup kahvaltılıkları çıkarmak için buzdolabının kapağını açtığımda içeri girdiğini duydum. Sadece benim yediğim gül reçelini (sevgilim çok tatlı bulduğu için yemiyordu) ve yaz helvasını masaya koyduğumda mutfağa girdi. 

Onları yerine koy. Ocağı da kapat. Dışarı çıkıyoruz.” Bu bir emrivaki değil ricaydı.

Neden?”

Kahvaltıyı dışarıda yapacağız.”

İşe gitmen gerekmiyor mu?”

Bugün izinliyim. Hadi oyalanma da çıkalım.”

Dışarıda yemek fikri güzeldi ama yatırılmayı bekleyen bir elektrik faturası vardı.

Faturayı dert etme, ben dün yatırdım.”

Müneccim misin sen? Nereden anladın onu düşündüğümü?”

Anlarım ben. Zahmet olmazsa giyin de çıkalım. Midem kazınıyor.”

Dışarıda hava nasıl?”

Güneşli ama ortalık henüz ısınmamış. Üzerine bir şey al istersen.”

Sen alacak mısın?”

Düşünmüyorum. Üşürsem sen ısıtırsın beni.”

Olur. Sahi ne yapıyordun sen dışarıda bu saatte?”

Ufak bir işim vardı. Biliyor musun gelirken…”

Yatak odasından çıktığımı görünce yarıda kesti cümlesini. Şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu.

Ne oldu? İlk defa görmüyorsun ya beni.” dedim.

Bunu nasıl beceriyorsun?”

Neyi?”

Hız ve şıklık arasında doğru orantı kurabilmeyi. Tam tersi olması gerekmiyor mu?”

Şıklık benim genlerimde var kızım. Kontrolü bilinçaltıma bırakıyorum, olup bitiyor.”

Dışarı çıktık. Apartmanın kapısını kapatır kapatmaz koluma girdi. Üşümemişti, sadece yakın olmak istiyordu. Tuhaf olan, benim yakınlıktan rahatsız olmamamdı. Hatta abartıp başını omzuma koymasını istedim. İki yıl sonra sevgilime aşık olmaya başlamıştım galiba.

Nereye gidiyoruz?”

Bilmem. İlk gelen otobüs bizi nereye götürürse.”

Ciddiyetini anlamak için yüzüne baktım, dudaklarındaki muzip gülümsemeden başka hiçbir ipucu bulamadım.

“Yanlış duymadım değil mi? Bilmediğini söyledin az önce.”

Bir şey söylemeden yüzüme bakıp gülümsemekle yetindi. Bu onayladığını gösteriyordu. Nihayet bazı şeylerin benim isteğime uygun olmasına razı olmuştu demek ki.

Devam edecek…

Related posts
70. Sayı

Eski Sevgiliyi Geri Kazanmanın Yolları

1 Mins read

Eski sevgilinizle çok mutluydunuz, onun yanındayken hiç olmadığınız kadar çok mutlu oluyordunuz ama bir gün her şey değişti. Her şeyin sonuna gelindi. Ayrılık oldu…
Kimse hayatında en çok değer verdiği insanı kaybetmek istemez. Sizinde tekrar onu geri kazanmak istediğinizi biliyorum. Yoksa neden bu yazımı okuyorsunuz ki değil mi ?
Tabi onu tekrardan kazanmak istiyorsanız birkaç adımı uygulamanız gerekecek.
1.Adım; Ondan uzak durun
Evet yanlış duymadınız, ondan uzak duracaksınız. Onu gördüğünüzde görmemezlikten geleceksiniz ki sizi özlesin, sizi ne kadar çok alıştığını anlasın.
2.Adım; Arkadaşlarınızla Vakit Geçirin
Arkadaşlarınızla beraber zaman geçirin. Sakın ayrıldınız diye depresyona girmeye kalkmayın. Üzülen sadece siz olursunuz. Hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam etmelisiniz.
3.Adım; Sakın kıskandırmak için sevgili bulmayın.
Eğer ki bu dönemde eski sevgilinizi kıskandırmak için yeni bir sevgili arayışına girerseniz çok şey kaybedersiniz. Eski sevgilinizi gerçekten kaybedersiniz ve bu sefer geri dönüşü olmayabilir. Hem sizin amacınız eski sevgilinizi geri kazanmak, yeni sevgili bulmak değil ki.
4.Adım; İletişimi tamamen kesin
Eski sevgilinizle tüm iletişiminizi kesin. Kendinizi elinin altında bulunan birisi olarak tanımasına imkan vermeyin. Ayrıldığınız için üzgün olduğunuzu, hala onu unutamadığınızı, yeniden birlikte olmak istediğinizi söylemek iyi bir yöntem değildir. Mesaj atmayı, onu aramayı kesin ! Bu sefer tüm roller değişecek ve eski sevgiliniz kendisini unuttuğunuzu zannedecek ve size ulaşmaya çalışacaktır.
5.Adım; Sosyal Paylaşım sitelerinden durum yazmayı bırakın
Sosyal paylaşım sitelerinden ona hitaben sözler yazmayı bırakmalısınız. Bu tamamen yanlış bir düşüncedir. Orada yazdıklarınızı okuyup geri dönecek mi zannediyorsunuz ? Ben cevap vereyim kocaman bir HAYIR ! Geri dönmeyecek.

Bu adımları uygulamanız durumunda hem siz eski sevgilinizi daha çok özleyeceksiniz hem de o sizi özleyecek, ne yaptığınızı onu unutup unutmadığınızı öğrenmek için bir şekilde sizinle iletişime geçmeye çalışacaktır..

70. Sayı

BİR BAKIŞ İŞTE!..

1 Mins read

Yazar ResmiYazar ResmiHani bakarsın ya bazen semalara, uzaklara…
Ne kimseler bilebilir gördüklerini, ne gözlerin şekil verebilir onlara.
Ama sen görürsün o uzaklara bakarken zihninde dolaşan düşünceleri, hayalleri…

Baktığın uzak diyarlar gibi hayallerinde uzaktır çoğu zaman sana.
Bazen yaklaştığını hissedersin onlara, bazen de imkansızlaşır aklında yer ettikçe.
Ve o bakış belirler çoğu zaman gideceğin yolu, atacağın her adımı…

Hatta kimi zamanlarda o da çaresiz kalır, kafan karışır.
Bakışına engel olmaya başlar göz kapakların.
Ve kapanır bazen hayallerine giden bütün yollar.

Bir bakış işte…
Kimi zaman şair eder aşığı; ak sayfasına bakarken düşündükleriyle, kimi zaman deli eder insanı aynaya bakarken canlanan korkularıyla.

Yunus LEKESİZ

70. SayıNaçizane

Zamanda Eriyen Aşk

1 Mins read

Yokluk ile varlık arasında bir hikaye yaşamımız..Efsanelerin millileştirilmiş aşkların, özdeyişlerin ötesine gizlenmiş yarım varlık türünde  sevgi yontucularının serzenişi.

Hep söylenir durur zaman, bitirilmeye yüz tutmuş günlerin geri dönüşü olmayacak her şeyin çıkar yolu o hep yokken karşımızda belirir diye. Bense ne çağa uygun ne yerleşik bir düzende, konar göçer bir ruhla dolanmaktayım bu şehirde..Kendi yağmurlarımı süzüyorum hüznün imbiğinden içime yağan dışarı ise tebessüm gibi yakıcı sıcağımla doluyorum gönüllere.

Eğer su gibi yolunu buluyorsa hayat bize sunduklarıyla; bir ödül de zamana vermek gerekir.

Geçmiş zaman şarkılarını bize umutla hatırlattığı için.

 

Aşk kadar başına taş düşsün derdi bir arkadaşım. Başta anlam verememiştim söylenilene. Kulak ardı yapmam gereken onca şey varken şimdi diyorum ki niye?

Cağlayanlar oluşturuyor köpük köpük sensizlik. Kimine göre ölüm gibi bir temizlik,  senden ayrılmak. Zamanı seviyordum seninle akıyor diye seni seviyordum zamanı unutturuyor diye.

Oysa iki kişilik bir oyun perdesi değilmiş kapanan, zamanın konvoyunda akıp giden yolun hüzünlü bileşenleriymişiz. Bir ihtiyacı varsa demekten alıkoyun kendinizi. Tedariklidir ayrılmasını bilen, susmak yenilgidir ben de yazıyorum. Aşk kadar yalnızlık düştü başıma,

İki toplayıp bir yazıyorum, yenilgilerden kendimi alamıyorum.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: