58. SayıNaçizane

YALNIZLIK VE ÖZLEM

1 Mins read

Hayatta, iki elinin avucuna yazılmış iki şey vardır: yalnızlık ve özlem. Her açışında avuçlarını, ikisinin de kanatlanarak uçup gitmesini beklersin ellerinden. Ama boşunadır umutların. Uçup gitmezler bir yere. Her geçen saniye işlerler damarlarına.

Yalnızlık ve özlem… Ellerinde tuttuğun seni asla bırakmayacak yegâne dostların. Kovarsın gitmez, sıkarsın boğulmaz, unutmaya çalışırsın unutulmaz. Hep seninledirler sonsuza dek. Dost diye alır ellerini bağrına basarsın, sevda ateşleri yüreğini kavurur. Dost dersin seni canından alır.

Ayrılmaz ikilidirler çoğu zaman. Biri varsa hayatında muhakkak diğeri de vardır. Ama ikisini de aynı anda çekmeye koy; ellerini birbirine dokundurmaya koy; öyle bir acıyla yanar ki bedenin, yağmurun seni susturuşları kar etmez.

Yalnızlık ve özlem… Yaşamaya gör ikisini bir arada, sinene almaya gör, çok canını yakıyor, çok içini acıtıyor be insanın. Hangisini anlatsın şimdi bu deli yüreğim size? Hangisinden dert yansın? Sevdam ayrı bir ateş yanar durur içimde, bir de ona bunlar eklenince ne olur zavallı yüreğim. Zor, zor, zor…

Yalnızlık ve özlem… Yazılamayacak kadar derin ve kederli. Kimi zaman da sözcüklerde anlam bulup saklanabilen tek hazine. Kimi zaman göklerde yol arayan bir sevda kervanı… Kimi zaman da…

İşte böyle gecenin karanlığında ellerini semaya açmış, ateşi söndür diyebilen o ellerde ve yüreklerde.

58. Sayı

UYKU ÖNCESİ SOHBETLERİM-I

1 Mins read

Tüm yazdıklarımı sana hibe ettim  diye başladı söze,

Tahtalara vur  evlat dedi, gelmeyelim kem göze.

Anlattı anlattı ve anlattı geçmiş zaman kipleriyle dolu cümlelerle

Aşk, meşk ve yazdığı şiirleriyle, yaşadıklarını anlattı süsleyerek vecizelerle

Boşluğa düşenin neler çekeceğini anlattı; önce dedi ”bırakacaksın”

Zamanı geldiğinde anlayıp, dedi ki  su gibi  o boşluklardan akacaksın

İlk çaylarımız bitmişti ki, devamını dinle sevdamın dedi bombaladı

Körelmeye bile razıydım en keskin yerimden dedi sevgilim bile anlamadı

Sevgiliye inat evlat dedi, tükendim anlamsız olduğunu hissettim

Sanki o sevgi cümleciklerini bir araya getiren  kalemi elinde tutan ben değildim

Sonrasında bir üçlük döküldü  gönülden gelen sesiyle ince ince okudu

Satırlarda içime işleyen birşeyler  vardı tamda benim yüreğime dokundu

” Kalem küstü kağıda, gittiğinde anladım sandım

Sanaydı tüm o yazılar, varlığındı satırlarımı anlamlı kılan

Ayrıldığımız gün değil, kalemi elime aldığımda anladım”

Benimde belirli zamanlarım olmuştu, kalemin elime ağır geldiği

Beyaz sayfalara kelimeler karalamak yerine

Deve kuşu gibi gömüldüğüm ders kitaplarım olmuştu.

Canlandım sayende dedim ki ne iyi geldin

Gülümsedi, evlat dedi uyan farkında  var dünyanın

Kaç saattir konuşuyoruz sen daha anlamadın

Neyi anlamadım dedim, anlat o zaman bana

Boşuna mı ısmarlıyorum burada onca çayı sana

Güldü yine, beğendim dedi aferin

Ama benden sana  tavsiye ısmarladığın çayı  kakma başıma, kalkar giderim

Hoş ortada bir çay var aslında, anlatan da sensin dinleyende derim

Ben gitsem artık sen de yazsan çok iyi edersin…

58. SayıŞairane

HAYAT DEDİĞİN NEDİR Kİ?

1 Mins read

Mavi bir mercandı benim en güzel manzaram

En güzeline de o ismi koymam;

Yakışanı yakasına kondurmam

Gibi bir cümle

Ve bir de mısra,

Parmak uçlarımdan akan

Ve bir sabahtı gördüğüm güneşi, mercan renginde

Candı mercan

Candan ister, yürekten geçer

Denizin dalgalarına aldanır

Adalarına sığınır

Gecedeki sesine aşık olmuştu ruhen sahip olduğum emel

Bir balkondan onu izledim, alnımda selamı yel

Ne leylaktı kokusu ne yasemen

Ne bilemediğim bir ırk, bu doğasına hapseden

Kalemimi aldım

Hareketsiz pozuyla onu çizdim bulduğum yırtık bir kağıda

Adını da fesleğen koydum, doyamadığım tadına

İçeri girdiğinde ayağının altından geçen ahşabı

Karşıdaki duvarında mumdan şamdanı

Kahve kokusu kadar temiz

Okyanus teni kadar ipektendi gerdanı

Mercan kadar saf

Evren kadar dardı alnı

Tuttum belinden hayatı

Benimle uğraşmak sana ne kattı

Ya da benimle geçen vaktin senden ne aldı

Dedim

Düşünüyorum ki senden büyüğüm

Ben kaçtıkça beni takip edişinden

Fark ediyorum ki özenişin kendini inkar edişinden

Öğren sende

Sen beni yem gördüğünde

Ben seni çoktan yemiş olacağım

Güzel gözlü mercan hayatım.

58. SayıŞairane

YANLIŞ

1 Mins read
Elden girer, beyden çıkar,
Otu ite verir, eti ata.
Arada olur yanlışlıklar,
Sıkma portakal tadında bu dünya.
Akarsu yatağını kendi kazır,
Böğründe yara iste hemen hazır.
Geçip giden zaman
Akıp giden su
Ne çok anlam taşır.
Su gibi  derler ya
Saatlerde bir kaç tık sesi
Boğazda bir gemi
Ne güzel sesleri taşır.
Akıp gider kulağından gönlüne,
Aldığın cevap
Sınıfta kalır.
Suyun yavaş akanından korkmazsın,
Derinliğine aldırmazsın,
Çoktur içinde sakladığı
Dalamadığın derya olur
Bir bardaktaki fırtına.
Neyse tüm bunlar bir yana,
Boşu boşuna vermişsen güzel günleri
Bu satırlar
Ne anlam taşır.
58. SayıŞairane

ANLAMI YOK

1 Mins read
Kaldırımın bittiği yerde
Yukarı doğru tırmanan merdivenler.
Tam ortasında bir çocuk,
Gözleri masmavi,
Elinde bol sayıda mendilleri
Al bir tane, okul parası diye
Seslendi küçük çocuk.
Gözlerinde ışık  ılık yok…
Yanakları pembe pembe
Mutlulukla alakası yok.
Dışarısı rüzgarlı, serin, soğuk.
Pek düşünmeden aldım
Akan burnumun bu işte günahı yok.
Okullu olması gereken bir çocuk.
Almayın derler, alışmasın derler
Aldım, belki bir kaç dakika da olsa
Evine erken gider.
Yirmi dokuz ekim diyorduk
Demokrasinin, Cumhuriyetin
O çocukta bir anlamı yok…
Gözlerinde masmavi bir  soğuk
Buz gibi hava
Akan burnumunda
Verdiğim liranında
Bu işte gühanı yok.
Lirada yazanlarında…
58. SayıNaçizane

FUTBOL VE TARAF-TAR

3 Mins read

Kısa Kısa Futbol

Bir ara merak ettim bu futbolun tarihini,açtım ansiklopediyi ve baktım. Aklımda kalanları söylüyorum. Futbol dünyanın en eski sporlarındandır. M.Ö. 4000 yıllarında Çin’de ortaya çıkmıştır. Belirli bir kuralı olmadığından ilk başlarda maçların skorları şimdiki basketbol skorları gibi yüksek bitiyordu. Sadece iki direk arasından geçen bütün toplar gol tabelasına yansıyordu. Bu durumda kaleciler bile gol atabiliyorlardı. O zamanki liglerde kaleciler gol krallığında forvetlerle yarışıyor olabilirlerdi. – Bu kısım espriydi tabi gülmek ise size kalmış.

Futbolu futbol yapan bu kadar sevilen ve yaygınlaştıran ana neden futbol oynamak için gereksinim duyulan araçların kolay bulunur olması, kurallarının basit olması ve oynanmak istendiğinde oyun alanının kolay bulunabilmesidir. Rakiplerin eşitliği basketbol, voleybol ve diğer spor oyunlarındaki gibi önemli değildir. Hatta biz eşitliği sağlamadan bile maçlar yapardık. Örneğin voleybol oynamak istediniz oyuncu az olursa çok sayı yersiniz fazla olursa top yere düşmez. Basketbol da ise fazla olunca alanda birbirinize çarparsınız az olunca yorulursunuz. Futbolda ise sayı azaldıkça saha küçülebildiğinden dolayı oyuncuların eşitliği dert değildir.  Haa, şunu söyleyeyim: Basketbolda bizim Asil Milletimizin evlatları kendince çare bulmuşlardır. Sayı az olunca tek potada maçlar yapabiliyorlar. Çok iyi ya, değil mi?

*(Dipli bir not) : Toplumumuzda yanlış bilinen  ve nedense çoğu kez devam ettirilen bir durum vardır. Önyargı. Bu çok tehlikeli bir illettir. Bulaşmayın, Eğer hastalık mevcutsa tedavi olun.  -Baba şu matematik’i bir türlü anlayamıyorum. – Takma kafana oğlum salaklık sende değil ki bende; çünkü ben de Matematik yapamıyordum.  Ulen demek ki ikinizde dersi dinlemiyormuşsunuz.  – Abi biliyon mu? Bizim deli Arif’in oğlu Sadık tıbbı kazanmış. – Deme yav! Bak sen hele şu delinin akıllı oğluna. Kim inanırdı be! Helal olsun demek delinin oğlu akıllı çıkabiliyormuş. Evet işte kardeşim kurtar şu önyargılardan kendini de artık geniş bir perspektiften bak şu hayata.

Not: Önyargının tedavisini duymadım ama bir yöntem var: Önyargılı olmamak.

İşte arkadaşım sevgili okurum sana futbolu yaygınlaştıran birkaç sebepten bahsettim. Futbol kuralsızlıklar oyunu olmamalıydı. Sonuçta M.S. 8. Yüzyılda İngiltere’de futbola daha düzgün evrensel kurallar getirildi. İki direğin üstüne bir direk eklenerek skorların büyüklüğünden ve kalecilerin gol krallığı sevdasından vazgeçilmesi sağlandı. Bu kurallara günümüze kadar bir çok kural eklenerek günümüz futboluna ulaşılmıştır.

Taraf-tar

 

En yaygın spor futbol olunca en büyük taraftar toplulukları da futbolda olacaktır. UltrAslan, Genç FenerBahçeliler, dünya çapında bir grup ÇARŞI, Leoparlar, TurBeyler, Mavi Şimşekler, Timsahlar vs. taraftar toplulukları oluşmuştur. Bu saydıklarım Türkiye’den birkaçı. Bu grupların çokluğu futbolun ne kadar sevildiğini ortaya koyuyor. Fakat gel gör ki bu anlattıklarımın dışında bir vahim olay var: “Küfür”.  Adam maça küfretmek için mi geliyor ne? Maça gelmişsin iyi hoş da neden küfrediyorsun? Küfrederken hakeme küfrediyor, normaldir diyebiliriz, belki hakem hatalı karar vermiştir ve adamın zoruna gitmiştir. Fakat bu bile normal değil. İnsan kendi takımının oyuncusuna da küfreder mi? Nasıl olur ki bu? Diyebilirsin, ama oluyor işte. Herife soruyorsun neden kendi oyuncuna küfrediyor ve oyuncunun moralini bozuyorsun?

Kendini taraftar zanneden şahıs:

-Parasını alıyor, neden oynamıyor?

Tekrar soruyorum:

-Peki parasını sen mi veriyorsun bu oyuncunun?

Yanıt yok. Herif susup maçını izlemeye devam ediyor.

Bu ve bunun gibi şahıslar stada girerken ödediği para yüzünden midir acaba küfür etme ihtiyacını kendinde görüyorlar? Yoksa küfür ağızlarına sakız mı olmuş? Bana göre ödediğim biletin hakkını çıkarırım diye küfrediyor. Ama yanlış bir davranış. Bazılarına göre de stres atmak için küfür ediyor. Sana bir şey söyleyeyim mi? Stres atmak istiyorsa takımını desteklesin, bağırsın, çağırsın ama küfretmesin. Kaldı ki stadyum stres atma yeri değildir. Stres mi atmak istiyorsun? En iyisi git arkadaşlarınla halı saha maçı yap, sinemaya git. Bence bu ve bunun gibi yerler stres atmak için birebirdir. Sen okumaya devam ederken bile aklına bir çok stres atabileceğin mekanlar gelecektir.  İşte o aklına gelen yerler kafa dağıtmak için ideal yerlerdir.

Altın Öğütler:

Karar Verirken: Sana faydalı olacağını hissettiğini seç, sana zor görünenler sana iğrenç gelenler faydalı olabilir, iyi analiz etmek gerek. Zira ilaçlar insanı iyileştirir ama ilaçlar acıdır. Zorluklarla mücadele ederken pes etmeyi düşünme ve mücadeleci ol. Zorlanmadan başarı elde edilmez. Zaten mühim olan zoru başarmaktır. Sana zor gelen doğru olandır. Kararsız kalırsan sana en faydalı olanı seç.

Sağlıcakla Kalın.

58. SayıTeknodrom

Hayatı Kucaklayan Araba – Opel Meriva

2 Mins read

Kapıları sanki açılımı  ile insanı kucaklıyor….  Eylül ayında Türk kullanıcısıyla buluşuyor. Çoğumuzun alışık olmadığı kapıların tersine açılma durumu 1961 yılında güvenlik zaafiyeleri  nedeniyle yasaklanan sistem günümüz teknolojisi ile tekrar Yeni Meriva ile can buluyor.  Güvenlik ise en üst düzeyde. Fonksiyonellik ise ana teması. 2003 yılında piyasaya çıkan küçük sınıf MPV olan Meriva nın bu yeni jenerasyonu bir çok yeniliğe sahip.

Peki bu fonksiyonelliği sağlayan özellikler neler? Hemen ilk bakışta göze çarpan, tersine 84 dereceye kadar açılabilen kapılar araca giriş ve çıkışta geniş bir alan sağlıyor. Kapılar, araç 4km/s hıza ulaştığında otomatik olarak kilitleniyor. Arka kapı camlarında bulunan dalga formu arkada oturan yolculara özellikle çocuklara dışarıyı izleyebilmeleri için kolaylık sağlıyor. Arkada bulunan 3 koltuk birbirinden bağımsız olarak hareketli. En sağ ve solda bulunan koltuklar ileri-geri ve sağa-sola hareket etmesi ile rahat bir oturma alanı sağlıyor bu FlexSpace ile isimlendiriliyor. Arka koltukların tamamı yatınca düz kargolama zemini oluşuyor. Opel buna FlexFloor diyor. Araçta alışık olduğumuzun aksine ön iki koltuk arasında bulunan mekanik el freni tarihe karışmış. Yüksek konumlandırılmış vites kolunun hemen altıda bulunan Elektrikli el freni minik bir parmak hareketi ile aktif oluyor. Kazanılan bu el freni alanında FlexRail adlı raylı bir kullanılıyor. Bu sistemde ilk rayda ön kol dayama desteği ve altında mini bir kutu, alt rayda hareket edebilen bardak tutacağı bulunuyor. İkisi de ileri geri hareket edebilyor. Bu  durum araç içinde saklama alanlarını arttırıyor özelliklebayanlar için çantalarını saklayabilmek için bir alan oluşturulmuş durumda.  Bagajda bulunan hareketli taban sayesinde bagaj tabanı 5 cm yükseltilebiliyor bu sayede bagajda zemin altında gizli bir bölme oluşuyor buraya laptop vb değerli objeleri koymak mümkün.

Lüx sınıf arabalarda bulunan gündüz farları standart donanımlar arasında. Ve güvenlik donanımları arasında ABS, ESPplus, fren destek sistemi, çekiş kontrol sistemi  bulunmakta. Enjoy ve Cosmo olarak 2 farklı donanım seviyesine sahip olan Yeni Meriva’nın motor seçeneklerine CO2 ve ortalama yakıt tüketimlerine değinmek gerekirse;

* CO2 emisyon değerleri 100 km de ortalama yakıt tüketimi

Benzinli
1.4 ECOTEC®  100HP 144 6,1
1.4 Turbo ECOTEC® 120HP 143 6,1
1.4 Turbo ECOTEC® 140HP 156 6,7

Dizel
1.3 CDTI ecoFLEX 95HP 119 4,5
1.7 Turbo ECOTEC® 100HP 134 5,1