63. SayıAraştırma

İZLE KENDİNDEN GEÇ! ~ 1

3 Mins read

Adına televizyon denildi ilkin, söyleyemeyenler de vizontele dedi. Türk Dil Kurumu: Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, diye anlamlandırdı. Nerden bilebilirlerdi ki televizyon izleyenlerin kendinden geçeceğini. Bizlere hep televizyonun fiziki zararlarından bahsettiler. Üç metre geriden izlenecek de, karanlıkta izlenmeyecek de vs. gibi… Kimse çıkıpta televizyonda verilen yayınlardaki, programlardaki, filmlerdeki ve sinemalardaki zararlardan bahsetmedi. Bir bakış açısı oluşturur diye değinmek istiyorum. ………

Read more
63. SayıAraştırma

İNTERNETTE 2011 TURİZM SEZONU

1 Mins read
Rusya, Belarus ve Kazakistan’da yoğun kullanılan popüler arama motoru Yandex verilerine göre: 2011 yaz sezonun ortası olan Temmuz ayında günde 1,5 milyondan fazla seyahat içerikli sorgu yapılmıştır. [1] Bu rakam mart ayı sayahat içerikli yapılan sorgularının üçkatıdır.Bahar aylarını temsilen Mart, yaz sezonunu temsilen Temmuz ayının seçildiği istatistiklere göre seyahat anahtar kelimeleriyle birlikte en çok aranan ülke Türkiye oldu. Mart ayında Türkiye’yi Tayland, Temmuz ayında ise Bulgaristan izledi. Türkiye karşılaştırmalı istatistiklere göre her iki aya göre en yakın takipçilerine göre 3 kat fazla aranmıştır.

Yine karşılaştırmalı istatistiklere göre Antalya’nın “Kemer” ilçesi tek başına “İtalya” ve “Roma” anahtar kelimeleriyle aynı sayıda aranmıştır.

“Türkiye” içerikli aramaların %40’ında kullanıcılar şehir, bölge, otel ve tur ismi vererek bilinçli bir sorgulama gerçekleştirmiştir. Bu durum kişilerin daha önce bu bölgeleri ziyaret ettiği ya da tavsiye aldıklarını göstermektedir.  Kullanıcılar aramalarında özellikle herhangi bir şehir için bilet ve tur, otel ve fiyat bilgisi sorgusu gerçekleştirmiştirler. İstanbul anahtar kelimesiyle birlikte de en çok aranan kelime “alışveriş” olmuştur. Buradan Rusça konuşan ülkeleri cezbeden noktanın İstanbul’un turizm niteliğinden daha çok ticari ve alışveriş alternatifleri olduğu çıkarılabilir.

“Türkiye” anahtar kelimesiyle birlikte “otel” en çok aranan anahtar kelimedir. Kullancıların aradığı örnek sorgular: “Türkiye’deki en iyi ve ucuz oteller”  “çocuklar için Türkiye’de ideal otel görüşleri” , “Türkiye’de coşkulu tatil” ve “Türkiye Oteller”

[1] Seyahat içerikli sorgular  Otel, otel, özel sektör, resort, tatil, tatiller, seyahat, turizm, vize,  uçak, tren veya uçak bileti

Kaynak:
63. SayıNaçizane

HİSLENEN HİKAYELER

2 Mins read

Ben hikayeler yazıyorum. Uzunlu kısalı hikayeler. Kimi sadece birkaç cümleden ibaret oluyor. “Hasan hasmının husumetinden çekmemişti hocasından çektiği kadar. Evvela parasını kaptırmış, sonra mahalle kahvesinde alemin önünde galiz küfürlere maruz kalmış, nihayet bir araba dayak yemişti. Ne ki bunların hiçbiri hocasının onu kopya çekmekle itham etmesi kadar yaralamamıştı.” mesela. Bu benim kısacık hikayelerimden biri. Gerçi buna hikaye diyecek çok fazla insan bulacağımı sanmıyorum. Ben de kendim için yazıyorum böyle hikayeleri. Ara ara dönüp okumak hoşuma gidiyor. Başkalarının okuması için yazdıklarım daha uzun oluyor. Yirmi otuz sayfayı bulanlar da oluyor içlerinde. Halit Ağa’nın kızı Hatem ile marabadan Hafız’ın aşkını anlattığım hikaye onlardandır örneğim. Onu burada yazamam zira yazının odağı kayar.

Hikaye yazmayı seviyorum. Hikaye yazmayı iki sebepten ötürü seviyorum. Hikayeler bana sınırsız olanaklar sunuyor. Ömrüm boyunca yaşamayacağımı bildiğim mutlulukları, heyecanları, kimi zaman üzüntüleri yaşamış gibi hissetmemi sağlıyor. Hiçbir zaman atmosferin dışına çıkamayacağımı biliyorum; baba olamayacağımı, Honolulu’ya gidemeyeceğimi, Grand Slam finali oynayamayacağımı, banka soymayacağımı, adam öldürmeyeceğimi, hayat kurtaramayacağımı biliyorum. İşte hikayeler bana bu saydıklarımı ve daha nicesini yaşama olanağı sunuyor. Elbette bizzat kendi başımdan geçtiğinde hissedeceğim gibi hissetmiyorumdur hiçbir durumda, ama bir hayli keyif alıyorum. Üç boyutlu film izlemek gibi biraz. Gördüğün hiçbir şeye dokunamayacağını biliyorsun, lakin her şey gözünün önünde olanca canlılığıyla cerayan ediyor.

Ben hikaye yazmayı yaşamadıklarımı yaşamış gibi hissetmek için ne kadar seviyorsam hissettiklerimi anlatabilmek için de o kadar seviyorum. Düşündüklerimi hikayelerde anlatmayı sevmiyorum. Düşündüklerimi hiçbir biçimde anlatmayı sevmiyorum. Hiçbirinin gerçekte bana ait olduğuna inanmadığımdan olsa gerek. Hissettiklerimse bana has. Herkesin özgün bir düşüncesi yok belki ama herkesin şahsına münhasır hisleri var. Bazı insanlar eylemle anlatıyor hislerini. Hislerinin gereğinin ne olduğuna kaniyse ona göre harekete geçiyor. Bazıları resim yapıyor. Aynı manzarayı resmeden iki insanın farklı resimler yapmasının sebebi manzaraya karşı farklı hisler beslemeleri oluyor herhalde. Kimileri beste yapıyor. Kah hareketli kah ağır aksak melodiler oluşturuyor. Şiir yazanlar var. Benim hiç anlamadığım türlü türlü imgeler tercüman oluyor hislerine. Böyle böyle daha pek çok yolu var insanoğlunun hislerini anlatmasının. Ben eyleme dökemiyorum hislerimi, pısırığın tekiyim. Bırakın resim yapmayı imzamı bile doğru düzgün atamıyorum. Bir udum var, iyi kötü tıngırdatıyorum ama aşk ile çaldığım bestelerin nasıl yapıldığına dair en ufak fikrim yok. Kelimelerle uğraşmayı sevsem de şiirin dilinden anlamıyorum. Ben de hislerimi hikayelerle anlatıyorum.

Ben hikaye yazıyorum, severek.

63. SayıNaçizane

MERHABA!

1 Mins read

Es-Selamu Aleyküm!..

Benim için yeni bir yol, yeni bir tecrübe, yeni bir tebessüm kapısı aralama şansı. Herkese merhaba…

Heyecanlı olduğumu varsayalım; çünkü hayatta her adım özeldir, her yaptığınız yenilik size bir şey ya da şeyler
katar. Mutlu olmak için bahane aramaya gerek yok, yahut heyecanlanmak için… Hemen
ilk yazıdan gıcıklığım tutsun istemiyorum. Gıcık da sayılmam pek. Beni çok seversiniz.

Yaşımın verdiği
toyluk, acemilik ve cahilliğin kuru cesaretiyle söylemek istediğim, söylenmesi
gereken ve söylenirse iyi olurları kendi çapımda saygı çerçevesinde dile
getirmeye çalışacağım. Allah’ın izniyle…

Şimdi bir giriş
yapma zamanı…

Madem bu bir giriş,
o halde her insanın hayata nasıl girdiğini düşünelim derim. ‘Bebeklik…’  (Yan odada ağlayan bir bebek olduğu için bu
konuyu seçmem kolay oldu)

O bir  dünya… Yalnızca dokuz aylık bir oluşma evresinin neticesinde güneşe gözlerini
açan, ilk bakışının tedirginliği ve bulunduğu ortamı yadırgamanın verdiği
huysuzluk ile gözyaşlarını kullanmadan ağlayan biricik dünya özeti… Bu mucizenin
ötesidir. Eti ile kemikleri ile bir canlıdır. Canlıların en masumu, en
savunmasızı getirilip elinize verilir.

Ahh o nokta… Bebek ya da evlat ne derseniz; emanettir… Biricik Yaradanın bize verdiği
emanet. Yalnızca ona iyi bakıp, fıtratını müdafaa edebilelim, onu hayata en
hakikatli şekilde hazırlayalım diye…

Günahsız, masum ve tertemiz… Yüzünde bir yol
haritası gizli. Satır satır takip edip, satır satır yürümek için. Bakan göze,
gören göze verilen yol haritası… Yürümek isteyen?..

Dünyama hoş geldin
biricik yeğenim ve hoş geldiniz Türk e-dergi …

Dipnot: Saf iman, 20 günlük bir bebeğin Kur’an-ı Kerim
okunduğunda yüzünde beliren tebessümdür…

63. Sayı

ELLERİN SOPHIE, ELLERİN

1 Mins read
ellerin Sophie, ellerin

uzanmasına uzanırım da

içi yanan bir kor gibi

ellerin Sophie, ellerin

ilk tanıştığımız gün gibi aklımda

sustuklarımızın kendini ele verip

ilk çarpıntımızın belirdiği an gibi…

 

ellerin Sophie, ellerin

yasak bir aşkın başlangıcı

asırlık bir ağacın altında..

konuşamadığım tüm dillerde

adını aşkla haykırmak 

tok bir sesle…

ellerin Sophie, ellerin

şiirlerimin tutunması gibi

kulağa hoş gelen bir ezgiye

 

ellerin Sophie, ellerin

şairliğimi bilmemen gibi

bilmemen gibi şiirlerimi

ellerin Sophie, ellerin

ılık bir yaz meltemi

 

bir şair gibi kurulup mısra başına

uzaktan sevmeliyim seni

yasaksın

ağzımdan çıkaramadığım adın gibi

ve sen bilmeyeceksin

saat yalnızlığımızı vurana dek

bilmeyeceksin Sophie

anlamayacaksın seni sevdiğimi…

 

bir gün öğrenecek herkes

gözlerini açtığında dünyayı öğrendiği gibi

ana dili gibi Sophie, ana dili gibi

bilecekler ikimizi

 

geç başlayacağız yaşamaya

karlar altında kalmış bir çiçek

yahut Sophie, yahut

gözlerim gözlerine vakitsiz değecek…

 

yüzümüz kızaracak belki

yangınlar kavururken

bakmazsızın etrafa

tutuşacak ellerimiz

dilimizde 

beraberliğimize dair ilk şiirimiz…

 

ellerin Sophie, ellerin

beni arayacak her saniye

aşkla bağlanmış bi kere

gözlerimiz, dudaklarımız, kalbimiz…