Naçizane

DERKEN PERİHAN SAHNEDEN İNER

3 Mins read
Naçizane

DERKEN PERİHAN SAHNEDEN İNER

3 Mins read

Perihan Mağden… Dinciler sevmediği ezan gürültüsü, kadın yandaşlığından dolayı sevmiyor onu. Kemalistler kendisine satılmış, sorosçu, herbibokçu diyor. Liberaller bazı yazılarını fazla pop buluyorlar, apolitik görüyorlar bazen. Aktüel’de de Radikal’de de her daim muhalif olan, bazen kendine bile muhalif bir kadınla ilgili bu yazı. 31 Ocak’ta Radikal’i terk eden ya da etmek zorunda bırakılan, 29 Ocak’ta gidiş için sinyali çoktan vermiş Mağden’in Radikal’den son gidişi üstüne yazmak da bana kısmet oldu.

 

Türkiye garip bir döneme girdi diyorum her yazımda; ancak bu yazıda da kullanmamak sanırım enayilik olacak bu güzelim kalıbı. Anarşik kraliçemiz, Perihan Mağden’in Radikal’den ayrılmasını beklemediğimi itiraf etmeliyim. Yazılarında bir seyrelme meydana gelmiş olsa da, yazdıkları keskinleşen Mağden ve yazdıklarını okumak daha keyifli hale gelmişti son dönemde. Ayrıca interaktif bir sözlükte yazan tanımda olduğu üzere benim için “Radikal Perihan Mağden’dir.”. Peki İsmet Berkan Perihan Mağden’den nasıl vazgeçti?

 

Mağden’in belirttiği üzere İsmet Berkan’la Mağden’in tanışıklığı 20 yıla dayanıyor. Bu süre iki insanın birbirini tanıması için gerçekten önemlidir. Bu iki kişi arasında herhangi bir terslik olabilme ihtimalini düşünmek benim için oldukça zor. Berkan’ın Mağden’in Vicdani Ret yazısını köşesinde tamamen yayınlayabilecek kadar Mağden’e arka çıktığı göz önüne alındığında bunun kişisel bir problem olmadığı ortada.

 

Doğal olarak gözler Radikal’in künyesine ve medya grubuna kayıyor. Aydın Doğan okların hedefi konumuna geliyor. Bildiğiniz gibi Perihan Mağden aralarında Haluk Şahin ve birkaç yazarın bulunduğu kitlenin Radikal’de yazmasını hunharca eleştirmiş, üstüne bu yazarları okuyan tiplerin (!) kendisini okumamasını istemişti. Bunun Perihan Mağden ve demokrasi anlayışı için ne kadar mantıklı olabileceği tartışılır, çünkü benim beynimdeki Perihan Mağden imgesi bu faşist yaklaşımla pek alakadar değildi. Medya grupları, Dallas Smythe amcamızın da belirttiği üzere, ticari yatırımlardır. Bu ticari yatırımlar, enine, boyuna ya da başka ticari yatırımlarla beraber tek holding bünyesinde faaliyet gösterebilir. Bu doğaldır. Bu enine, boyuna ve paralel ilerleyen süreç doğal olarak beraberinde pazardaki çıkarları koruma ihtiyacı getirir. Doğan grubu şu anda CHP’ye yaklaşmış durumda. Ertuğrul Özkök’ün yazdıkları ve mainstream gazetelerin yayın politikaları da bunun en kesin göstergeleri zaten. Doğal olarak AKP Hükümeti, Doğan’ın her hamlesinde bu garip satranç müsabakasını tıkayacak hamlelerle cevap veriyor.

 

Böyle bir dönemde Doğan Grubu’nun ne kadar tarafsız haberler yapabileceği doğal olarak şaibeli bir mesele. Perihan Mağden içinde bulunduğu grubu eleştiren bir yazı yazmış ve bu yazı gazetede yayınlanmamış olabilir ki bunun oldukça mümkün olduğunu düşünüyorum. Emin Çölaşan ya da Perihan Mağden gibi yazarların özel statüleri bu gibi zamanlarda sarsılabilir.

 

İkinci bir yorum da Aydın Doğan ve savunduğu statükonun korunması açısından Perihan Mağden’in uzaklaştırma almış olma ihtimali. Sistemin zengin ettiklerinden, başının üstüne koyduklarından olduğundan Perihan Mağden gibi “Kemalist kişilik bozukluğu” ve “dekoltemanyak İzmirli kadınlar” üzerine sık sık yazan bir insanın Radikal’de barınması Doğan’ı artık kızdırır hale getirmiş olabilir. Bu dönem içerisinde Perihan Mağden’in Ermeni Sorunu, Hrant Dink ve Ahmet Kaya ile ilgili yazıları da bu ihtimali zayıflatıyor.

 

Özetlemek gerekirse Perihan Mağden eğer bahsettiği gibi gerçekten kişisel bir kararla roman yazmak üzere inzivaya çekilmiyorsa -sanmıyorum- , büyük patrondan gelen emir demiri kesmiş ve Radikal okur kaybetme pahasına sahibinin dediğini yapmıştır. Bu durumsa ne medya etiğine ne de ekonomik çıkarlarla bağdaştırılabilir. Bu Aydın Doğan’ın egosundan başka bir şey değildir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: