DİPLOMASİ BENİM İÇİN BİTMİŞTİR

Öncelikle genel bir bilgi verecek olursak; Davos, İsviçre adı verilen küçük orta Avrupa ülkesinin doğusunda yer alan, on bin nüfusa sahip, kayak cenneti olan bir şehirdir. Bu şehri özel kılan bir diğer faktör de dünya ekonomik forumunun her sene bu ülkede toplanmakta olmasıdır. Bundan dolayı Davos bir nevi dünyanın ekonomik anlamda kalbinin bulunduğu şehirdir de denebilir.

 

Takvimler 2009 yılının ocak ayının 29’unu gösterirken, 39. ekonomi forumu başladı. Bu seneki forumun ana konusu hâlihazırda dünyayı kökünden sarsan küresel ekonomik kriz dolayısıyla, "küresel kriz sonrasının dünyasını biçimlendirmek" idi. Bu seneki forumda Türkiye’yi, başbakan Recep Tayip Erdoğan temsil etti. O öyle bir temsildi ki, dünya bile kolay kolay unutamayacak gibi görünüyor.

 

Sayın başbakanımızın üslubu herkesçe gayet iyi bilinmektedir. Dilinin ayarı yoktur, halk ağzıyla ve diplomatik ağızdan gayet uzak bir dille konuşur. Başbakanlık koltuğuna seçimle gelmekle beraber, diplomasi dersi almamıştır hayatı boyunca. En nihayetinde uluslararası siyasette sahip olunan bu kadar noksanın, tüm dünyanın gözü önünde patladığı yer Davos olmuştur. Sayın başbakanımız, mevkice kendinden üstün olan İsrail cumhurbaşkanına "sen" diye hitap etmiş ve üstüne forumu terk edip aynı gece yurda dönmüştür. Atatürk Havalimanı’nda kendisini yüzlerce vatandaş beklemiştir.

 

Üslubu analiz etmek kolay değil, zira uzunca bir yazı dizisi çıkar detaylar incelendiği zaman. Ne var ki, yıllarca susmuş bir insanın, sonunda olabilecekleri düşünmeden bu derece düşüncesiz davranmış olması açıkçası akla 29 mart yerel seçimlerini getirmekte. Zira bilindiği gibi uzun süre sonra üç büyük şehirde de AKP’nin gerçekten güçlü rakipleri var. Ve işin daha da karamsar tarafı, zaten İzmir ellerinde değil ama iki büyük şehri de kaybetme ihtimalleri var. Bilhassa son zamanlarda oy oranı düşmekteydi AKP’nin. Bu durumda yapılması gereken en akılcı yöntem, dış ilişkilerde aslanı oynayarak yurt içinde puan toplamaktı. İsrail’in Gazze’ye saldırısı da bu işi kolaylaştırdı. Halkın din kardeşlerine karşı, işlenmiş bir insanlık ayıbı olarak gördüğü bu saldırıdan en fazla puan toplayan lider olmuştur Erdoğan. Tebrik etmek işten değil zira ancak her şey olup bittikten sonra analiz edilebilirdi bu seçim propagandası.

 

Bugün halk arasında az buçuk siyasetten bahsedildiği zaman, "Hayatımda hiç AKP’ye oy vermedim ." diyen seçmenlerin bile "Helal olsun, bu seçimde oyum onlara." dediğini duyabilirsiniz. Bu demek oluyor ki 2 ay öncesine kadar seçimi kıl payı kazanacağına inanılan iktidar partisi, daha önce belki Türk demokrasi tarihinde görülmemiş bir oy patlaması yaşayabilir. Ve bunun kaynağı, başbakanın İsrail cumhurbaşkanı Peres’e karşı çıkışıdır. Bundan sonra İsrail-Türkiye ilişkileri daha farklı olacaktır kesinlikle. Söylendiği üzere Ortadoğu’da denge ülke konumunu kaybetmiştir Türkiye bu söylemle birlikte. Hep beraber bundan sonra Ortadoğu’yu izlemek gerekecek. Çünkü hiçbir şekilde tahmin edilemeyecek gelişmelere sahne olmaya başlamıştır bu coğrafya.

 

Son olarak, 29 ocak gecesi TRT’de yayınlanan kriz konulu programda konuğun sözlerini bilmek gerekiyor: "Az soru soran insanlar, duygusal davranır".

 

Bir Cevap Yazın