70. SayıNaçizane

Düşlerimin Prensi

1 Mins read
70. SayıNaçizane

Düşlerimin Prensi

1 Mins read

Seni düşünmek çok, çok önemli bir görev… Yazı yazmak, kitap okumak, uyumak, saçlarını taramak, gökyüzünü seyretmek gibi bir şey… Her tavrını; ellerinin başına değişini, yüzünü saran o gergin bekleyişi, yürüyüşünü, bakışını, parmaklarınla oynayışını ve tebessüm edişini… En çok tebessüm edişini…Ve  sonra seninle birlikte gülümseyebilmek… Çok önemli bir görev…

Uzak olduğunu bildiğim halde… Oysa herkesten daha yakınsın bana… Bunu bilerek… Kimselere aldırmadan… Neden (?), nasıl (?) bilmeden, seni düşünmek… Aldığım her nefeste hakkın olduğunu bildiğim bir güne uyanırken, her anında pay sahibi olmam gerektiğini hatırlayarak yürümek, günün batan seyrine doğru… Ellerimde yaşam arzumu saklamak ve sana sunabilmek…

Olamadığın halleri değil, olabildiğin her hali düşünmek… Seni yalnızca sen olduğun için… Yalnızca benim olduğun için… Tasımı, tarağımı toplayıp yanına geleceğim günü; yeni taslar, taraklar alacağın günü… O hayallerin ötesinde, içinde yalnızca sen olduğun için güzel, evceğizimi düşünmek… Sonra o tebessümün geliyor sahneye… Bir insan nasıl bu kadar güzel gülebilir, hayret!

Bana bu ömrü veren Allah’a hamdolsun… Bu görevi bir hayat gayesi sayıp hep seni düşünebilir insan… Yalnızca seni araştırmaya adayabilir ömrünü… Her insan bir dünyaysa eğer içinde sakladığın o yılları, bağları, bahçeleri, denizleri, dağları, ovaları… Olabildiğin her şeyi, her yeri düşünebilir insan… Yalnızca seni düşünüp sen olabilir insan…

O insan ki bir ben olabilse… Gerisini bir de sen düşün… Düşün ki o insan ben olabilse; düşün ki elinde bavulu yola düşmüş bile… Sana düşen yalnızca, tebessüm etmek… Olduğun yerde rahat etmek bir de… Gerisi  görev sınırlarımla benim aramda. Merak etme her şey düşlerden daha güzel olacak Allah’ın izniyle…

About author
1992 yılında, Ağustos'tan bir gece yarısı dünyaya geldi. Bebekliğinde çok sakin ve rahattı.Büyüdükçe konuşmaya başladı, büyüdükçe çok, çok, çok konuştu... Küçük bir çocuk iken kendine ait birden fazla dünyası vardı ve o, en çok cenneti sever... Mutluluk ve huzur çocukluk felsefesiydi, o yıllarda en çok etkilendiği kitap ''POLLYANNA''dır... İlkokulun son yıllarına doğru eline bir ajanda geçse kendi çapında bir roman yazmaya kalkmıştır. (Hali hazırda bu huyundan vazgeçebilmiş değil.) Günün birinde kendini hakkıyla ifade ettiği romanlar yayımlayabileceğine inanıyor. Hatta bu sevdası onu hayatında çok değerli bir yere sahip olan çok değerli hocası, yol göstericisi, gönül dostu Gülşen ÖZER ile irtibatlanmasına vesile kılmıştır. Onunla tanıştıktan sonra yazarlık konusunda daha emin adımlar atmaya başlar. Henüz liseyi bitirmemişken ailesiyle İstanbul'dan Gebze'ye taşınır. Orada yazılarını yayımlama dürtüsü artar ve yerel bir gazetede yazmaya başlar... Bir buçuk yılın sonunda bazı resmi konular neticesinde gazeteden ayrılır ve boş durmamak adına kendi kendine dertlenir... Sonunda Turk e-Dergiyi keşfeder. Bir yılı (henüz) aşkın süredir buradadır. Sadece, doğrucu ve hakikati savunan bir yazar olma derdindedir. Hayattaki en büyük amacı DOSDOĞRU olmak... Bütün enerjisini bu doğrultuda harcayabilir. 2012 yılında ise hayatına bir insan dahil oluverir. Böylece, şimdiye dek tek başına kat ettiği yolları iki kişilik yürüyecektir.
Articles

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: