E DERGİ: ÇILGINLIK MI ÇIKIŞ YOLU MU?

İnsanoğluna bahşedilen en büyük güç sanırım iletişim kurma yeteneği. Birbirimize dair oluşumuzu, bu kadar bir arada oluşumuzu ve birbirimize muhtaç oluşumuzu (1 milyon kişi istatistiktir diyenleri, Irak’taki intihar saldırılarını hiçe sayan, bize dokunmayan yılan bin yaşasıncıları saymıyorum.) iletişime borçluyuz. Faşist rejimlerin meydana getirdiği iletişimsizlik problemi, bugün iletişim sektörünün en çok kazandıranı olan sinemada sürekli işleniyor; çünkü en büyük trajediler iletişim kopukluğu sonucunda ortaya çıkıyor.

 

Nazi Almanyası ve Almanya işgalindeki insanların iletişimsizliklerinin en güzel işlendiği filmlerden biri olan Piyanist, Roman Polanski’ye ait.

İşte bu iletişimsizliğe bir çözüm bulmak, görüşleri yaymak, birbirimizi anlayabilmek adına e-dergi’ler açıyoruz ya da portallar, forumlar…

TÜRK E-DERGİ NEDİR NE DEĞİLDİR?

Türk E-Dergi de benim tanıştığım dergi türleri arasında kendine önemli bir yer edinmiş, belirli bir çizgisi ve en önemlisi hedefleri olan, bir okul projesi sanarak girip bir evren projesi olduğunu anladığım bir oluşum. Türk gencinin kendini anlatmasıyla ilgili çünkü Türk E-Dergi. Bize cuntacıların armağanı olan anayasayı başka bir cunta getirmek isteyenler değiştirmek isterken aslında dünyanın daha başka bir şekilde de mümkün olabileceğine inananların dergisi Türk E-Dergi.

Burada ne kimi gazetelerdeki yazarların satılmışlıklarına ne de körü körüne düşüncelerini savunan Önder Sav ya da Bülent Arınç’ımsı bireylere rastlayabilirsiniz. Zaten Türkiye’nin aradığı basın anlayışı da budur.

BAĞIMSIZ BASIN MÜMKÜN MÜ? TÜRK E-DERGİ NE KADAR BAĞIMSIZ?

Çeşitli yönleriyle eleştirilse de internetin insanoğlunu bir başka seviyeye taşıdığı gerçeğini hiçbirimiz tartışmıyoruz. Bu sonsuz alanda basın da kendine bir yer buluyor. Gazetelerin tirajlarındaki düşüş de gösteriyor ki alternatif seslerin yükselişi ve internete açık ajans haberleri, kırk yıldır aynı köşede yazan yazarlardan daha çok ilgi çekiyor. Sağa ya da sola çeken değil doğruyu söyleyen bir anlayış ortadan kalkıyor. Bu durumda Murat Belge gibi düşünenler TARAF oluyorlar. Radikal gibi gazeteler de farklı fikirleri bir arada bulunduruyor. Hasan Celal Güzel, Namık Kemal Zeybek ve Baskın Oran’a yazdırıyor aynı anda. 

İnternet dergiciliği Radikal’in patrona yalakalık yapmayan ya da Zaman’ın cemaate hizmet etmeyen halidir benim bakış açımla. Zaten içinde barındırdığı yazar kadrosuna ve konulardaki çeşitliliğe bakıldığında burada bir Türkiye profili oluşturmaya çalışılıyor.

Sizin okuyup tadını çıkardığınız bu derginin tek maliyeti harcadığınız zaman. Açıkçası, bu en az bir slogan kadar etkili olmuştu bu sayfayı ilk açtığımda.

Zamanınızı ayırdığınız ve karşılığında sadece başkalarının iyiliğini istediğiniz şeyi kimsenin baskısı altında kalmadan yaparsınız.

Özgür medya anlayışı budur. Ensesi kalınların da ensesine şaklatabileceğiniz bir ortamdır. İnternet kimsenin çiftliği değil; ama bu ülke de öyle. Buraya sahip çıkan, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının aksinde hareket etmeyen herkes burada yazabiliyor.

301’in de kalkmasıyla (düşünceye vurulan pranga) bazı konularda daha net ve daha sert tavırlar koyacağını düşündüğüm bu günlerde internet bir basın yayın organı olarak tek kelimeyle çok güçlü bir silah. Bu silahı iyi kullananların, geleceğin basınına hükmedeceğini düşünüyorum.

Özellikle çoğu e-dergi bu işin peşini bırakıp kalite değil hit peşinde koştuğundan, e-dergi’lerin ömrü uzun olmuyor.

Karşınızda her ay yayınlanacak 4 yaşında bir dergi var. Bu yazı 5 Temmuz’da yayında olduğunda çok uzun zaman geçmiş olacak bugün olan şeylerin üstünden ve balık hafızamız yine bizi kandıracak.

İşte bu yüzden Gelmiş Geçmiş‘e bol bol bakmakta fayda var… Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir gelmiş geçmiş köşesi olsa da bazı şeyleri aşabilsek keşke. Belki o zaman Tayyip’lerden Dennis’lerden Derin Devlet’ten, Tokuşan İnsan Devlet’ten kurtulabiliriz…

Kendi adıma istediğim ideolojik değil hümanist dergi yaklaşımı var olduğu sürece E-Dergi geleceğin medya trendidir.

Bir Cevap Yazın