Naçizane

ER-DOĞAN’IN GİZEMİ

4 Mins read
Naçizane

ER-DOĞAN’IN GİZEMİ

4 Mins read





ER Doğan’ı hepiniz tanıyorsunuz. “Aydın” bir kişilik. Özal sonrası dönem zengini, Özallaştırılmış medyamızın kapitalist ruhunun (ruhu batsın) övünç kaynağı (Medarıiftiharı mı desek?) Aydın Doğan aslında her tüccarın yolculuğunu yaşıyor. Farklı toptancılardan, farklı fiyatlara alıp daha fiyakalı fiyatlara bir kısım medya aracılığıyla satışlar yapıyor, ihaleler kapatıyor. Aydın doğan (?), paraya doyan bu “Bey” halk tarafından böyle tanınıyor. Milliyetçi, modernist ve fena hâlde kapitalist bir ruh hâli var. Biz onu böyle bildik, böyle -yersen- sevdik.

Çok insan sevdi Aydın Doğan. Kadın görünümlü Amerikan Valisi Arnold Çiller’i sevdi bir dönem. Messuth Yılmaz’la bir fidanın güller açan dallarıydı onlar. Erbakan’la uzaktan sevişen bir çift gibiydiler, kırmızı mendiller yoktu elbet, yeşil dollarlar vardı ortalıkta. Aydın Doğan işlerini yürütüyor, büyüyor da büyüyordu. Sevdiği de oluyordu sevmediği de. Öyle bir adamdı ki farklı gazeteleri farklı ideolojilerdenmiş gibi gösterip piyasaya sürüyor ama vatandaşa hep aynı şeyi anlatıyordu. O bir medya patronuydu ve sihirli pabuçlarını yalayan proleteryası ile mutlu mesut yaşıyordu. “Tek Adam” olmayı seviyordu ve bir iktidar o istediği sürece iktidardaydı. Kendisi gibi “Tek Adam” koltuğuna oynayan “Cem Uzan ve Dadaşlar” isimli Nasyonal Sosyalist Rakınrol grubunun tasfiyesini neredeyse elleriyle gerçekleştirdi. “Karamehmet Amca” kendisinden çektiğini ne romatizmadan ne de Kurtlar Vadisi Prodüksiyon Şirketi olan BBP çıkışlı film şirketinden çekti. Deli gülümsemesi gibi parti ismine dikiz rica ediyorum ey okur.

Sonra bir şey oldu. Çirkin bıyıklı bir adamla onun en az kendisi kadar çirkin bıyıklı arkadaşlarıyla enseye tokat, TÜSİAD’a parmak muhabbetler içine girdi. Kendini Bülent Ecevit sonrası dönemin kriz ülkesinde bırakacağı kolları seçmişti. Aslına bakarsanız ona göre Erdoğan onun kucağına oturacaktı, alışmıştı.

KOYNUMDA YILAN BESLEMİŞİM”

Aydın Doğan bir sabah yatağından böyle uyandı. Sevişgen tavırlı bir sekreterin haberiyle de olabilir, bir başka şekilde de. Turgay Ciner’i kucağından çöplüğe doğru fırlatan hüküm etme özürlüsü “HÜKÛMET” haremin yeni gözbebeğini belirlemişti: AHMET ÇALIK.

Harika bıyıkları vardı ÇALIK’ın ve Türkmen Diyarı’nda milyon dolarlık cici yatırımları. Boş pozisyonlar vardı projesinde “AİLEDEN” birkaç kişiyi kabul edebilecek ve aileyi sırtında taşıyabilecek. Çalık ve dolgun memeli bir kadını andıran muhafazakâr ve bir o kadar da yüzsüz, Türkiye özlemi taşıyan gazetesi AKP’nin yeni gözdesiydi.

KİMSE BU HATUNLA YATMAYA.” 

Padişah 007. Recep bir gün Er Doğan’ın gazete ve mecmualarının okunmamasına dair bir ferman eyledi. Beyinlerinde ampul, kadrolaşmış şahıslar off dümesine basılmışçasına davranacaklar ve Er Doğan’ı çökerteceklerdi.

Yetmedi… Yetemedi… Aydın Doğan gazetelerinin kemikleşmiş bir kitlesi vardı, kapitalizmin en güzel yanı alıştırmasıydı ve kapitallerin sadık uşakları -sözde efendileri- en büyük ekmeği bu bağımlılık durumundan yiyorlardı. 

Gün oldu, devran döndü. Aydın Doğan büyük bir kıskaçta bugün. Tüm medya organlarına ipotek konmuş sayılır çünkü yapacağı her yatırım denetim altında, vergi cezası aldı. Üstelik rekor miktarda. Kısacası devlet verdiğini tıpkı Uzan’dan aldığı şekilde Doğan’dan da güdümlü devlet terliğini kıçına vura vura alacak.

Türk Kapitalisti kıça şaplak içeren fantastik iş hayatının neferidir. Durmadan birilerinin birilerine geçirmesi üzerine kurulu düzen (düzmek fiilinden gelir) gün gelip ona geçirince günah çıkarmaz, cezasını nasıl hafifleteceğini düşünür. Türk’ün cehennemdeki dramı, Türk’ün ARAF’ı budur. Biz kötüden dönmekle kötüyü atlatmak arasındaki farkı kavrayamamış zavallı bir toplumuz. 

Yazıktır ki tarih bizi hep bu teğet geçme beklentisiyle savurmuş ve ilerlememeye eğilimli bir toplum haline getirmiştir. 

Türkiye Aydın Doğan ve benzerlerini gördü, görecek. Medya bilindiği üzere Türkiye’nin kara para olmasa da kara adam aklama kapısı hâline geldi. 

Türk Bayrağı önünde Ermeni öldürdüğü için vatan kahramanı ilan edilenlerin ülkesinde olmaktan duyduğumuz utançla bu medya patronlarının gazetelerine ve ana akım medyanın osuruktan haberlerine muhtaç kalışımıza dair utancımız birbirlerinden fazla ya da az olmamalıdır. 

O genci de bu toplumu da yaratan “medya” ve onun, sistemin boşaltım sistemine dönmüş bozuk yapısıdır. Aydın Doğan’ın hangi bağırsak olduğu ise sadece merak konusudur.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: