Naçizane

EVLENDİRMECE PROGRAMLARI

4 Mins read
Naçizane

EVLENDİRMECE PROGRAMLARI

4 Mins read

   Yerel seçimler hakkında yazı çok olur kanısındayım, o sebeple evlilik programları hakkında yazmak istedim. Aslında gerçek sebep bir  pazar akşamında, evde akrabalarla cümbür cemaat otururken teyzemin "Açın şu  İzdivaç programını, izleyelim." demesi ve ardından gerçekleşen bir dizi olay sonucu boşu boşuna üzülmeleri, ayrıca reytinglerde prime-time diye adlandırılan canım zaman diliminin piç edilmesi beni tamamiyle dumura uğratmıştır. Bu sebeple olaya zaten negatif olduğumu söylemem gerek.

   Ülkemizde, malumunuzdur, hâlâ görücü usulü evlilikler yapılmakta. Görücü usulünün biraz ilerletilmiş ve görenle görülenin bir araya getirilmesi esasına dayanan programlar mantar gibi türemeye, günden güne üremeye devam etmekteler. Evlilik tv programı konusu olunca işin içine format girmekte ve bu format nedeniyle araya paravanlar sokulmakta, bir atraksiyon yaratılma çabası, bir merak uyandırma gayesi içine girilmekte. Formata eyvallah ama en can sıkıcı nokta, oradaki kişilerin birbirlerine sordukları sorular. Açıkçası o sorular onlara yapım ekibi tarafından mı verilmekte merak etmekteyim.

  Evlendirmece programları hakkında  Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet  Bakanı  Nimet Çubukçu, televizyonlardaki evlendirme programlarını sağlıklı bulmadığını belirterek ‘’Aşık olarak evlenen çiftler bile boşanıyor. Bu insanlar ise birbirini hiç tanımıyor. Bu programlar vasıtasıyla evlenenlerin mutlu olup olmayacağını merak ediyorum.’’ dedi.

   Sayın bakan olaya açıkçası biraz yuvarlak bakmış. Aşık olmaktan ziyade oradaki insanlar karşılarına gelen taliplerine  "Paradan haber ver!" havası dışına henüz çıkmadılar. Tek kaygıları bu adam ya da kadın beni geçindirebilir mi? Karşımdakinden bir şeyler elde edebilir miyim? Bunlar bilinç altlarındaki sorular, bu soruların programdaki şekli ise "Kendinize ait  eviniz var mı? Maaşınız ne kadar? Beni nasıl geçindireceksiniz?" gibilerinden haller almakta. 17 Şubat 2009da Star televizyon kanalında yayınlanan "İzdivaç" adlı programda gördüğüm bir olay: 93 yaşında bir dede programa katılmış, talibini aramakta. Ona talip olan bir bayan geldi, 67 yaşında. Paravan açılana kadar hoş sohbet ettiler ve sonra paravan açıldı. Kadın soru sormaya başladı. Sorusu aynen şu: "Sizinle evlendiğim zaman bana ne gibi teminat verebilirsiniz? Güvence olarak ne sunabilirsiniz?". Sonrasında da ekledi: "Geçen programda beş evim var demiştiniz, birini üzerime yapabilir misiniz?" (Bu sorulardan sonra yazı amacıyla dahi olsa programı izlemedim çünkü alacağımı aldım, göreceğimi gördüm.)

    İnsanlarım kolay yoldan para bulma sanatını icra ederken böyle programlar sayesinde yeni yeni yollar denemekteler, kısa yoldan köşeyi dnemeseler bile yaşlıca bir koca ya da zengin bir kadın bulma hevesi, evlilik gibi bir kurumu dahi güvenilmez hale sokmakta. Tabirim biraz ağır kaçabilir, affınıza sığınarak bu programların bende uyandırdığı his aynen şu: "Bu kadar param, malım, mülküm var, kendime karı/koca aramaktayım, parası neyse veririm. Program olarak siz de buyrun p.z.v.nklik işinizi yerine getirin.’’ şeklindedir.  Böyle programları yayımlayanlar, yayına hazırlayanlar ve sunan kimseler, belki iyi amaçla bunu yapmaktadırlar (Röportaj yapabilsek kesin iyi bir amacımız var, evlilik ne kadar güzel ne kadar kutsal, derler.). Ancak görülen  o ki bu programların  iyi niyeti (varsa tabi ki) kullanılmaktadır.

  İki günde evlilik kararı gibi jet bir uygulamayı da bu program sayesinde gördüm, tanıdım. Pazar akşamı tanıştırılan bir amcayla teyze pazartesi akşamki yayında "Evleniyor musunuz?" sorusuyla karşı karşıya kaldılar. Kısa süre zarfında evlilik gibi zor bir kararı vermeleri istenmesi  ve bu kararlar sonucunda izleyicilere "Evet, bir çifti daha evlendirdik." mesajı verilmesi  gerçekten şaşırtıcı.  

  İsteyerek ya da istemeyerek bu tip programlar, izleyicilerinin bilinç altına kötü mesajlar pompalamaktadırlar. Kötü mesajdan kastım "Sevgiden ziyade para daha önemlidir." temasını bolca işlemeleridir. Topluma zarar verdikleri, kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızdadır.

   Elbette konuya el atmışken bu programların larva dönemi hakkında da birkaç cümle yazmak istedim. Önceki versiyonlarında ise bir eve kapanma dönemi mevcuttu. Biri Bizi Gözetliyor’un evlilik versiyonu şeklinde bir yarışma programı havasında Evcilik Oyunu vardı. Yazıyı yazma dönemlerimdeki araştırma sürecinde fark ettim, bu tip bir program varmış, Yabancı Gelin adında. Yabancı uyruklu hatunları doldurmuşlar bir eve, damat adayları ve analarını da yanlarına salmışlar, değişik bir şey deniyorlar. Biraz da izledim programı -hatunlar güzelmiş, tengri sahiplerine bağışlasın- ancak fikrim değişmedi. Bu tip yarışma programlarında sevginin yetişebileceğini zannetmiyorum. Dışarıda millet para için birbirini boğazlarken oradakiler para uğruna birkaç aylığına evcilik mi oynayamayacaklar?

Bu tür programların sayısını azaltmak  için yapılabilecek tek bir şey var, o da bilinçli izleyici kitlesi yaratmak. Gereksiz programları izlemeyen, prim ve reyting vermeyen izleyici kitlesi. Televizyon izlemeyi bilen, ayrıca kitap, gazete, dergi vs. okuyan, vizyonu geniş kimselerin egemen olduğu bir toplum elde etmek bu tip gereksiz programların sayısını azaltır (Aynı zamanda sevgiye değer verilmeli.). 

Dünya üzerinde  önemli sorunlar dururken kişilerin paralarıyla karı/koca bulmalarını sağlayan görsel medyamıza, yaptıkları değerli hizmetler nedeniyle içten bir küfrü borç bilirim. Uyutulmaya çalışılan insanların yaşadığı bu coğrafyada kişiler uçkurları peşinde malları mülkleriyle koşmaya devam etmekteler, bunu bir kez daha bize gösterdikleri için yine bu programlara teşekkürü bir borç bilirim. Uyutulan insanlarımıza gelince… İyi rüyalar dilerim. Umarım rüyalarınıza kriz uğramaz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: