Naçizane

GEL, SEN DE KOPAR BİR PARÇA..

2 Mins read
Naçizane

GEL, SEN DE KOPAR BİR PARÇA..

2 Mins read

Karanlık sokakların ardındayım bu gece. Uyanmak istiyorum bu derin uykumdan. Boş bir sokakta buluyorum kendimi. Sokak lambaları üstüme geliyor sanki. Bu sokakta seni istemiyoruz diyorlar gizlice. O sokaktan, senin gülüşünü düşünerek hızlıca uzaklaşıyorum. Senin gülüşünü düşünmesem oradan kaçabilir miydim sanki?

Ben koşarken adımlarımdan rahatsız olan bulutlar hareketlenmeye başlıyor. Yağmur damlaları bu yoğun sessizliğin içinde yavaşça yeryüzüne iniyor. Islak toprak kokusu kaplıyor beynimin hücrelerini. Yağmur damlalarının yüzüme çarpmasına aldırmadan, eski köprünün yakınındaki bir evin kuytu köşesine doğru yürüyorum. Yağmurun dinmesini beklerken karşıdaki ağacın yapraklarından yere damlayan su tanesinin içinde buluyorum kendimi.

Yağmurdan sonra sis kaplıyor içinde kaybolduğum sokakları. Eski köprüye doğru yürüyorum bu gizemli sisin içinde. Eski köprünün üstünde onu görüyorum. Gözleri çok uzaklara dalmış. Neleri düşünüyor, hiç bilmiyorum. Kaybolmuşluğuma hüzün de ekleniyor. Saçları dalgalanıyor ayın buğulu ışığında. O beni fark etmeden oradan uzaklaşıyorum. Yalnızlığıma geri dönüyorum.

Her yeri ayaz kaplıyor. Tan vaktini beklerken çimlerin arasındaki banka oturuyorum. Benim de gözlerim uzaklara dalıyor. Düşünüyorum. Aylardır ruhumun alaca karanlık dehlizlerinde büyüleyici yolculuklara çıkamıyorum. “Şimdi ayakta kalma zamanı”, diyerek durmadan çevremdeki insanları düşünüyorum. O paramparça, o bölük pörçük, o hep eksik kalan, hep aşık olduğumda sonsuz acılarla yıkılan ve her yıkılışında büyük hazlar yaşadığım ruhumla değil, yıllardır küçümsediğim gündelik hayatın sorunları karşısında ezilen dostlarım için ayakta kalmaya çalışıyorum.

Neye dokunsam sonsuz birikmiş gözyaşı… Neye dokunsam sonsuz birikmiş yaşama özlemi… Neye dokunsam hep geç kalınmışlık, hep eksik yaşanmışlık… Yaptıklarımız hata olabilir, bunu kabul edebiliriz ama bunca bilinmezliğin ortasında yine de direnip duruyoruz. Artık anlasın bizi ve bir kez olsun eğilip alnımızdan öpsün bu hayat!”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: