Naçizane

GRİ GÖKYÜZÜ

2 Mins read
Naçizane

GRİ GÖKYÜZÜ

2 Mins read

Bu sabah günü yakalamak için erken kalktım. En sakin halimle odamın penceresinden gökyüzündeki gri bulutları izlemeye koyuldum. Güneşin o can alıcı sarı rengi solmuştu, bu gri gökyüzünün içinde. Tüm sessizliğine rağmen gri gökyüzünün yalnızlığını bozmaya başlıyordu, güneş.

Güneşin renginin solduğunu görmek, seslerin dağılması mıydı bir ırmağın sürükleyici dalgalarında?

Aşk nedir? Kaçış, hüzün, sevgi, yalnızlık…

Çayın içine şeker koyarsın ya, erir yok olur ya… Aşk budur. Yok olmak…

Gökyüzünü, sokakların sessizliğinde izlemek istedim. Arka sokakların birinde yürürken sabahın pürüzsüz toprak kokan havasında çöp kutusunun yanında tek başına duran kediyi fark ettim. Kedinin yeşil gözlerine bakarken fark etmeden kalbimdeki yaraları ve sonsuzluğa dalmış gözlerimi hayattan silmeye başladım.

Birden içim üşümeye başladı. Isınmak için kendime sarıldım. Sarıldığımda anladım ki ben değil, bir başkası sarılıyordu, bana. Her rüyamda gizlice uyuyordum, belki de… Bu, ıssız sokaklarda gölgene basıp sendelemek gibiydi.

Gökyüzünün aydınlığı akşama dönmeye başladı. Bulutlar karanlık tarafından ele geçiriliyordu. Bulutların gri rengi siyah ve lacivertin tonlarına bürünmeye başlamıştı.

Artık bir şey yapamazdım.

Gökyüzü seslenmeye başladı. Yağmur bastırdı. Şiddetini nerden almıştı, bu yağmur? Kış yorgunuydu parktaki ağaçlar.

Şemsiyem yanımdaydı, ona sığındım; yağmurun şiddetinden korunmak için.

Yağmur gece de hiç durmadı. Koltuğa oturup arkama yaslandım. Yağmurun yağışını izlerken eskiden karaladığım yazıları okudum.

Önceden okuduğum bir şiir geldi aklıma. Karaladığım yazıların arasına onu da not ettim.

“Yenilenir gökyüzü
Boşalır bardaktan bir yağmur
Gülüşün,
Düşer bir akşamüstü,
Peşime, ansızın…
Gülüşün,
Isıtır içimi
Işıtır karanlıklarımı
Islatır kuruyan göz bebeklerimi…”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: