GÜZEL AYAKKABILI KADIN

Adı değişmiş ama adresi aynıymış hâlâ.
Dudak heceleri boyamış gözlerimi.
Yarım ezgileri tamamlamış belleğim.

Bacak bacağa sürtündü önce
Ahşap yollar gölgesiyle arkadan gelmekte.
Zarif kadın adımlarıyla ayaklarını sürtüyor
Yere düşen ses, kulakta yankı oluyor.

Güneş kokulu saçlarıyla yürüyor kadın.
Adımına ihtişam katıyor, geçtiği yerde müziğin keskin sesiyle ışıklar açılıyor.

Ve son ışık yüzüne vuruyor.
Arka sokaklardan bir yüz…
Kalın uzun kirpikleri bir inip, bir çıkıyor.
Onu bekleyen adam yine o keskin müzik sesiyle kadına dönüyor.
Eli kadının yüzünde, ayaklarını sürüyerek kendi etraflarında dönüyorlar.
Kadın yüzünü birden aşağıya çeviriyor.
Donuk, bir o kadar da duygu dolu bakışlarla…
Birbirlerine arkalarını dönüp giderken ışıklar bir bir sönüyor; onlar ne kadar uzaklaşırsa…
Müziğin en keskin yerinde kadın nefes alamaz oluyor.
Adam, yüzüne vuran ışık sönmek üzereyken geri dönüyor.
Güneş kokulu kadını yakalıyor.
Güzel ayakkabıları usulca ona çekiyor bedenini.
Adamın ayak seslerinin çabukluğuyla müzik devam ediyor.
Zarif beden, arşeye dost dönüşlerle eteklerini alkışlatıyor.
Boynundaki gümüş kolyesi savruluyor güneş saçlarıyla.

Beden bedeni çekiyor o an.
Kadının eli adamın saçlarına geçiyor.
Öylece kalan kadına, adamın ellerindeki ağırlığın artması ekleniyor.
Güzel ayakkabıları birbirine sürtüyor, zarifliğinin…
Müzik daha hızlı akıyor, ışıklar daha parlak.
Köşedeki ahşap sandalyede oturan çellist arşesini masaya koyuyor.
Tam o sırada kadının boynundan kolyesi düşüyor.
Güzel kırmızı boyalı dudaklarına dokunuyor, adamınkiler.
Kirpikleri aralanıyor ve tek bir arşe oynamasıyla ahşap yollarda ayrılık tamamlanıyor.

Bir Cevap Yazın