62. SayıNaçizane

İSTİRHAM

2 Mins read

Ben burada neyi bekliyorum? Sabahın bu saatinde üstelik evimden bu kadar uzakta ne işim var? Nasıl soru bu? Dün söz vermedim mi eliden geleni yaparım diye. Verdim ya hemen bugün, ilk iş olarak ilgilenmem mi gerekirdi? Eminim Emin dahi benim kadar aceleci davranmıyordur bu konuda. Şaşılacak ne var ki bunda? Onun için sıradan bir işlem bu. Benim içinse her zaman karşıma çıkmayacak bir fırsat. Onun bu işin hallolmasından çıkarı yarın bir gün başının ağrımasına engel olmakken benim çıkarım… Ah! Zor geldi değil mi bu işten çıkarını birden itiraf etmek? Öyle vallahi.

Şu meseleyi en başından almak gerek. Emin kim oradan başlamalı belki. Emin bizim ofiste iki ay önce çalışmaya başlayan bir arkadaş. Ama ne arkadaş. O gelinceye değin yarı zamanlı çalıştığım  yeri hiçbir zaman sahiplenmemiş olan bana bizim ofis dedirten bir arkadaş. Emin benim ilk platonik aşkım. Emin, hislerimi açıklamaktan çekinecek kadar etkisinde kaldığım ilk insan. Arkadaşlarıma sorsanız Emin benim ona olan ilgimi fark edip bunu kullanmak için her fırsatı değerlendiren biri. Bana göre ise ona yakınlaşmam için sürekli bana fırsatlar sunan anlayışlı bir insan. O denli anlayışlı ki ondan hoşlandığımın farkına daha tanışmamızın ikinci haftasında vardı. Yine o kadar anlayışlı ki aramızdaki ilişkiye zarar vermeden zamana yaymak ve her şeyin rayında gitmesini sağlamak için elinden geleni yapıyor. Emin ona gösterdiğim tüm ilgiyi sonuna kadar hak ediyor.

Bir an evvel bu işi halledip ofise uğramalı, Emin’e detayları anlatmalıyım. Bakarsın birlikte yemek de yeriz. Onun yanındayken yemekler daha bir lezzetli oluyor. Üstelik öyle ilginç şeylerden bahsediyor ki tüm sıkıntımı atıyorum onunla yemek yerken. O kadar farklı şeyi nereden buluyor da anlatıyor merak ediyorum. Bir insanın bunca şeyi öğrenmek için ne kadar okumalı kimbilir. İlginçtir bir kez olsun elinde kitap, dergi, gazete namına bir şey görmüşlüğüm yok. İş çıkışı arkadaşlarıyla buluştuğunu görüyor, hafta sonlarını kimi zaman şehir dışında değerlendirdiğini duyuyorum. Bu kadar yoğunluğun arasında beni her defasında şaşırtacak kadar bilgiyi toplamasına hayret etmemek elde değil.

İşte, Ahmet Kalender nihayet geldi. Ofisine geçmeden önce sekreterine sonra bana sonra tekrar sekreterine göz attı. Benim orada ne aradığımı merak etmiş olsa gerek. Etsin. Biraz meraktan zarar gelmez. Nasılsa birazdan sekreter hanım beni içeri davet ettiğinde öğrenecek sebebi ziyaretimi. Belki de öğrenemez ama. Bilmiyorum ki boğazı kesildikten sonra insanın bilinci açık oluyor mu? Emin olsa bilirdi. Şu ricasını yerine getireyim, sorar öğrenirim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: