Naçizane

İYİ Kİ

3 Mins read
Naçizane

İYİ Kİ

3 Mins read

Bu sevgiliye yazılmış bir mektup edasında bir hikayedir. Herkes için gerçek olması dileğiyle…

 
19 yaşıma kadar aşık olduğumda birine “Sana aşığım.” demedim, diyemedim. Her aşkı kendi içimde yaşadım, kendi dünyamda sevdim. Ama seni gördükten ve seni tanıdıktan sonra “İyi ki öyle yapmışım, iyi ki kendi içimde yaşamışım.” dedim. Başkasını senin kadar sevmemişim ki onun yanına gidip seni seviyorum dememişim. Sen benim ilk aşkımsın ve son aşkım olacaksın. Seni tanımadan önce sanki hiç doğru bir şey yapmamışım, seni tanıdıktan ve senin beni sevdiğini anladığımdan beri her şey doğruymuş gibi. İyi ki yanına gelip sana “Sizin bilgisayarınız internete giriyor mu?” diye sormuşum. İyi ki senin bilgisayarında Linux yüklüymüş, iyi ki Linux kullanmayı bilmiyormuşsun çünkü her bilmediğin şey ve senin sorduğun her soru bana senin yanında kalma ve senin güzel gözlerine bakarak sorularını yanıtlama fırsatı veriyordu. Bir işletim sistemi bir insanın hayatını bu kadar mı değiştirir ya? Artık beni gördüğün her an bana selam verişin ve bana gülüşün beni çok mutlu ediyordu. Belki de o gülüşler bana sana çay ısmarlama cesaretini verdi. Yine o tatlı gülüşünle çay teklifimi kabul ettin. İyi ki ikimizin de üst üste iki dersi boşmuş ve iki saatin sonunda seni sınıfa ben götürmüşüm; iyi ki sen sınıfa girerken kulağına yaklaşıp “Sana aşık oldum galiba!” demişim. Sen bir şey demeden derse girmiştin o zaman. Belki de kulağına söylediğim şeyi anlamamıştın ya da bana kızmıştın veya benimle bir daha hiç görüşmeyecektin. Ben derste hep bunları düşünmüştüm. Neyse… Ders bitmişti. “Çıksam mı, çıkmasam mı? Yanına gelsem mi, gelmesem mi?” diye düşünürken yanımdaki boş sandalyeye oturup, kulağıma “Ben de sana aşık oldum galiba!” deyip muzır bir çocuk ifadesiyle benden bir yanıt bekleyişini ama benim sana bakakalışımı ve adını söylerken kekeleyişimi hiç bir zaman unutmayacağım. Ancak bu unutmayacaklarımın başlangıcı. Daha neler unutmayacağım neler. Hele şu benimle itişmelerini… Özellikle “Sizin bölüm mü zor, bizim bölüm mü?” itişmesi. Benim sana geleceğin rehberi demem, seninde bana bilgisayarcı demen… Senin ısrarla “Ben mütercim tercüman olacağım.” demen, benim de sana “Ben de bilgisayar mühendisi olacağım, bilgisayarcı değil.” demem. İkimiz de bu itişmeler sonunda ellerimizi birbirine kenetler, göz göze bakar ve sohbet ederdik. Ben ellerim terlediği için ellerimi çekmek istediğimde “Sorun etme! Ben senin beni ne kadar heyecanla sevdiğini anlıyorum.” derdin. Senin beni bu kadar çok ve bana göre eksilerimle sevişin beni sana daha çok bağlıyordu. Ben sana “Dünya Güzeli” derdim. Sen bana “Yapma Egemen! Göz var nizam var!” derdin ama benim için dünya güzeliydin. O kıvırcık saçların, o koyu kahverengi gözlerin, en önemlisi o güzel kalbinle sen benim dünya güzelimdin. Bazen sana göre lüzumsuz şeyleri kafama taktığımda bana destek oluşun, ailemi özledim dediğim her an bana Antalya’ya gitmeme ve aileme kavuşmama kaç gün kaldığını, benim Antalya’ya gittiğimde senin de beni çok özleyeceğini söyleyişini unutmayacağım, zaten unutamam. Bir de şu derginin çıkacağı ve sınav geceleri beni her yarım saatte bir çaldırışın, bana destek mesajları çekmen ve mesajların sonuna s.ç.s. (seni çok seviyorum) eklemen beni daha çok hırslandırıyordu. Daha çok çalışıyordum. Her gece yatağıma yattığıma yattığım zaman Allah”a şükrediyor, “Ne sevap işledim de seni bana gönderdi?” diyordum. "Sizin bilgisayarınız internete giriyor mu?” deyişimin 96. günü , “Sana aşık oldum galiba!” deyişimin 81. günü… Bugün 14 şubat 2005 ve bugün başka bir şey daha diyeceğim sana (Kurtlar Vadisi’nden alıntı bir söz olacak ama) BEN SENİN  İÇİN YAŞAMAYI GÖZE ALDIM – S.Ç.S.
 
 
 
İlk yayınlanma : Şubat 2005

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: