JUAREZ KADINLARI

         Meksika’nın Amerika Birleşik Devletleri sınırındaki önemli bir şehridir Ciudad Juarez. Stratejik önemi, 1994 yılında ABD, Meksika ve Kanada arasında imzalanan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ile daha da arttı. Bu tarihten sonra, bu sınır şehrinde “maquiladoras” adı verilen yabancı şirketlere ait montaj atölyeleri kurulmaya başladı. Maquiladoras’larda üretim ucuz iş gücü hesabıyla yapıldığından şirketler bu atölyeler sayesinde inanılmaz kâr elde ediyor. Peki bu ucuz iş gücünün kaynağı ne? Juarez kadınları…

       Maquiladoras’ların vazgeçilmez kaynakları, zor durumda olup sendikalaşma konusundan bihaber olan Juarez kadınları… Bu kadınlar oldukça zor çalışma koşulları altında günde en fazla 3.40$’a büyük şirketlerin köleliğini yapıyorlar. Üstelik insanlık dışı uygulamalara maruz kalıyorlar. Zorunlu doğum kontrol uygulaması bunlardan en önemlisi. Her ay, adet dönemlerinde kullanılmış pedlerini göstermek ve hamile olmadıklarını kanıtlamak zorundalar. Peki ne için? Kim için? Bu kadınların yaşam koşulları öyle içler acısı ki hiçbiri çalışma koşulları konusunda sesini yükseltemiyor. Onlara göre bu şekilde çalışmak bile işsiz kalmaktan daha iyi. Juarez kadınları genellikle “colonia” adı verilen barakalardan oluşmuş şehir dışındaki yerleşim alanlarında oturuyor. Colonia’larda elektrik ve su bulunmuyor; üstelik buralar hiç de güvenli olmayan savunmasız yerleşim yerleri. İşte tüm bu sebeplerden dolayı Meksika ile ABD arasında ciddi bir sorun doğuyor: Yasa dışı göç. Göçün faturası ise tabi ki Juarez kadınlarına çıkıyor. Sınırdan geçerken yaralanıyor ya da öldürülüyorlar. En iyi ihtimalle çektikleri cehennem azabı devam ediyor yani Meksika’ya iade ediliyorlar.

       En azından para kazandıklarını düşünüp konuyu kapatabilirdik. Ne de olsa dünya genelindeki pek çok kadından bu konuda daha öndeler; ancak bu kadınları tehdit eden çok daha önemli bir sorun var: Kadına yönelik şiddet! Maquiladoras’larda kadınların işe alınması işsiz kalan birilerini kızdırıyor: Juarez erkeklerini. Kapitalist üretim sisteminin üstüne bir de geleneksel ataerkil baskıyı koyunca Juarez kadınlarının karşılaştığı tablo: Şiddet, tecavüz ve ölüm! 1993 yılından beri yüzlerce kadın kaçırıldı, öldürüldü, yüzlercesine tecavüz edildi, sayısızca kadının organları alındı! Bu korkunç tablo karşısında Meksika hükümeti ticari ilişkilerinin zarar görmemesi için hiçbir şey yapmadı, yapmıyor. Öyle ki Juarez başsavcısı kadınları ölümlerinden sorumlu tutuyor ve “Yağmurlu bir gecede dışarı çıkarsanız, ıslanırsınız.” gibi ilginç bir cümleyle tutumunu belli ediyor. Juarez’de bir kişinin kayıp olarak bildirilmesi için 72 saat geçmesi gerekiyor. (Türkiye’de 24 saat) bu saatte indirim yapmayı kesinlikle reddeden polis, kaybolan kadınların 72 saatlik bir işkenceyle öldürülmesine neden oluyor. Kısacası Meksika makamları Juarez kadınlarını sapıklara, katillere elleriyle sunuyorlar.

       Juarez kadınlarını korumak o kadar da zor değil. Colonia’lara sokak lambaları koymak, güvenilir ulaşım ağlarını sağlayıp kadınları evlerine ulaştırmak gibi oldukça basit çözümlerle kısmi koruma sağlanabilir ama asıl önemlisi suçluların bulunması ve adil bir şekilde yargılanmasıdır. Şimdiye kadar yaşamını yitiren ve çöplüklere atılan, çöle gömülen yüzlerce kadın ancak bu şekilde huzur bulacaktır.

Bir Cevap Yazın