Naçizane

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ve SESSİZLİK

4 Mins read
Naçizane

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ve SESSİZLİK

4 Mins read

Kadına yönelik şiddet evrensel bir sorundur. Dünyanın her yerinde benzer olayları, yanlı yargılama süreçlerini veya tarifsiz bir sessizliği görebilirsiniz. Zaman zaman belli kadın çevrelerinin isyanıyla kısmi kazanımlar elde edilse de kadına yönelik şiddet durdurulamaz. Her gün gazeteyi açtığınızda yeni bir haberle içiniz sızlar. Bir kadın tecavüze uğramıştır, cinsel istismara maruz kalmıştır, dövülmüştür veya öldürülmüştür.

Dünyada bu konuda pek çok çalışmalar yapılıyor, projeler oluşturuluyor ancak edinilen kazanımlar gelişmiş bir ülke ile gelişmemiş bir ülke arasında o denli fark ediyor ki ülke kalkınmasının kadın hakları üzerindeki etkisi apaçık görülüyor. Son zamanlarda ABD’nin Illinois eyaletinde alınan bir karar dünyada yankılandı. Bu karar ile cinsel ilişki sırasında kadın, erkeğin durmasını isterse fakat erkek durmazsa tecavüzcü sayılacak ve o suçlama ile yargılanabilecek. Ülkemizde çok basit temel haklar için bile büyük engellerle karşılaşırken böylesine bir yasal düzenlemeyi hukuk sistemlerine dahil edebilenleri kutlamalıyız. Öte yandan Pakistan da kadın hakları açısından önemli bir adım attı. Tecavüzün ve zinanın şeriat yasalarınca yargılandığı ülkede bu konular medeni kanun çerçevesine alındı. Böylelikle kadınlar uğradıkları tecavüzü kanıtlamak için dört erkek şahit bulmak zorunda kalmayacaklar. Eskiden bu uygulamada yeterli şahit bulunamazsa kadın kurban zina suçundan yargılanıyordu. İki örneğe baktığımızda kadın hakları ve gelişmişlik düzeyi hakkında önemli karşılaştırmalar yapabiliriz.

Gelelim Türkiye’ye… Ülkemizde kadına yönelik şiddet kronikleşmiş durumda, ceza yasalarının ilgili hükümleri çok değil sadece beş sene önce AB uyum süreci kapsamında değişikliğe uğradı; ancak hala sorunlar çözülemiyor. 2004 yılına kadar “namus cinayetleri” vakalarında “tahrik” sebebiyle ceza indirimi uygulanıyordu. Tecavüze uğrayan kızını, karısını, kız kardeşini öldüren bir kişi bu indirimden yararlanabiliyordu. 2000–2005 verilerine göre kayıtlı (kayıt dışı bilgilere ulaşmak çok zor, pek çok töre cinayeti intihar süsü verilerek kapatılıyor, yok sayılıyor) yaklaşık 500 kadın töre cinayetlerine kurban gitti. AB uyum süreci içinde hazırlanan yeni yasalarla tecavüz suçu Kamu Ahlakı ve Aileye karşı Suçlar bölümünden Kişilere karşı Suçlar bölümüne alındı. Kadına yönelik şiddet beraberinde pek çok sorunu da getiriyor: ölüm, intihar, ruhsal bozukluklar, cinsel hastalıklar… tüm bu konulara kalıcı çözümler getirmek bazı koşullarda oldukça zor olabiliyor. Pek çok kurban yaşadığı şiddeti sineye çekiyor, ilgili kurumlara bildirimde bulunmuyor. Bunun en büyük sebebi ise toplumsal dışlanmadan duyulan korkudur. Bir diğer koşul ise evlilik içi şiddet; toplum baskısı, aile baskısı kadını gördüğü şiddeti susarak çözmesi gerektiğine inandırıyor. Bu koşullarda olayları saptamak, etkin bir çözüm arayışına girmek oldukça zor olabiliyor.

Türkiye’de yaşanan bu sorunlarda çoğu defa ataerkil düşünce yapısıyla hareket edildiğini görüyoruz. “Eğer evlilik dışı cinsel yaşamınız varsa, yabancıysanız, açık giyindiyseniz tecavüzü hak etmiş oluyorsunuz”. Her yaz yaşanılan turiste tecavüz veya yazlık yerlerde, bar veya diskolarda sözlü veya fiziksel tacize uğrayan yabancı turistlere olan yaklaşım hep aynı. Bu yazıyı okurken gözlerinizde canlanacak sahneler olduğundan eminim. Son günlerde gündeme düşen acı bir olay da bu kanıyı ispatlıyor. İtalyan barış gelini Pippa Bacca (Gisepina Pasqalino de Morineo) tecavüz kurbanı oldu. Sayesinde konuşmaktan kaçınılan sorunlar yeniden gündeme geldi. Birkaç yıl önce bir mankenin yaşadığı tecavüz olayını anımsarsak, evlilik dışı bir cinsel yaşamının olması bir suçmuş ve bu tecavüzü hak etmiş gibi davranıldı. Gazetelerde hep en açık kıyafetlerle verdiği pozlar yayınlandı ve sanki bir porno film izlermiş gibi uğradığı tecavüzü herkes izledi. Utanç verici ama gerçekten oldu tüm bunlar.

Bugün yine aynı sorunlar masada duruyor. 78 yaşındaki “aşırı dinci” Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez 14 yaşındaki bir kıza tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanıyor. Onu herkes koruyor ve bu olayın bir komplo olduğunu savunuyor. Şimdi söyler misiniz böylesine maço bir düzende kadına yönelik şiddet nasıl durdurulur? Tecavüzcülerin sırtlarını sıvazlayıp göklere çıkartarak şiddete maruz kalmış kadınların seslerini çıkartmalarını nasıl bekleyebiliriz? Sevgili Illinois kadınları siz ilerlemeye devam edin biz de susmaya devam edeceğiz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: