55. SayıNaçizane

KADINDAN KIZINA MEKTUPLAR-II

4 Mins read
55. SayıNaçizane

KADINDAN KIZINA MEKTUPLAR-II

4 Mins read

Beş yıl ve dokuz ay geçmişti ‘’Kadın’’ ebedi hayata göçeli. Parlanın dedesi pastayı almış mumları üzerine özenle dizmişti beş yıldır aksatmadan sürdürdüğü bu geleneği yineleyeceklerdi, küçük Parla artık yedi yaşına gün itibariyle basmış bulunmaktaydı.

Geçen yıllarda Parla anaokuluna gitmiş okumaya denemez ama harfleri ard arda sıralamaya başlamıştı. Zekiydi her küçük çocuk gibi, hayata mutlu mutlu bakan açık mavi gözleri ve tombul tombul yanakları ısırmaya davet edeyirdu kendisini bir hamburger misali.

Annesi öldükten sonra büyükbabası ve büyük annesi ona gayet iyi bakmış bir dediğini iki etmemişlerdi ancak dolduramadıkları anne ve baba özlemi vardı ki Parlanın gündüzler geceleri zamansızca doruklara çıkan anne ve baba özlemini dindiremiyorlardı.

Parla annesi babası sorulunca uzaklarda, çok uzaklarda demekle yetiniyor bunun ötesini kendisi bile bilmiyordu.

Parlanın 7. Yaşını kutladığı o gecenin sonraki günü bir mektup anneciğinin son yolculuğuna çıkarıldığı eve ulaşmıştı. O evden ölüme uğurlanan kadının evine mektuplarıyla dönüşün ilk günüydü o 7. yaş günü. Mektup büyükbaba tarafından eve getirilmiş ve Parlaya okusak mı okumasak mı tartışmaları sonrasında minik Parla’nın kulaklarına anneciğinin kelimeleri çalınmaya başlamıştı.

‘’Meleğim,

Sen 7 yaşına ulaştığın bugünde yanında olamasam da, umarım heceleye heceleye okuduğun bu mektup (muhtemelen babam ya da annem okuyordur sana) birazcık olsun yanında hissettirir anneciğini.

Uzaktayım sevgili kızım, çok uzaktayım ve bu acıyı, bu uzaklığı istemedim. Tek suçum sevmekti ve seni herşeyden çok severken anlatılamayacak derecede uzak kalmak senden çok zor. Parlam seni çok seviyorum, nice seneler biriciğim ilk ve son göz ağrım.

Annen ‘’

Bu ilk mektup çok kısaydı kızını yormamak aklını bulandırmamak için bundan sonraki bir kaç mektubunu da kısa tutmuş ayrıca annesinin ve babasının mektupları gizlemesinden korktuğundan mektuplarında kimseyi suçlayıcı olmuyordu. Elbette kendisini savunacağı kızına gerçeklerden bahsedeceği mektupları da vardı ama şu anda zamanı değildi. Küçük Parla biraz daha büyümeliydi.

Bir yıl daha geçmiş ve 8. yaş gününde Parlanın ikinci mektubu gelmişti annesinden,

‘’Meleğim,

8. Yaş günün kutlu olsun, meleklerin yardımıyla sana bu mektubu yolluyorum ışığım. Ve o meleklerin yanında olmama rağmen en güzel melekten uzakta olmak içimi acıtan.

Canım kızım seni çok seviyorum, şimdi anlayamasanda beni, unutma canım kızım anneciğin sen çok seviyor. Getirdiğin papatyalar için çok teşekkürler meleğim.

Biriciğim ağladığını gördüm bazı zamanlarda, yanıma gel anne diyordun. Gelemem sevgili kızım buna gücüm yetmez. Bu mektuplar işte bu yüzden her yeni yaşında sana gelecek anneciğini birazcık olsun yanında hissetmen için. Baban konusuna gelince biriciğim o konuyu hiç açmasak daha iyi henüz bunları anlayamazsın biriciğim. Evcilik oynamaya çalıştık babanla ve büyüyemedik ve de seni büyütemedim canım kızım. Zamansız gittim ve zamanı geldiğinde anlayacaksın beni..

Annen’’

İlk mektuptan sonra Parlayı mezarına getirecekleri düşüncesiyle mektubunda papatyalar için teşekkür ediyordu ve gerçektende öyle olmuş ilk mektuptan bir ay sonra büyükannesi Parlayı alıp annesin mezarına götürmüştü.

Mektuplar bu şekilde gelmeye devam etmekteydi özlem belirtmeleri, küçük anılarla içi içe geçirilerek düzenlenmiş kısa yazılardı bunlar. Mektupların daha detaylı olması için Anneanne be büyükbaba okumasından kurtulup artık Parla’nın mektupları alıp okuması gerekmekteydi. Bunun sağlanması için de 12. yaş günün milat seçmişti.

‘’Meleğim ,

12. Yaş günün kutlu olsun. Altı mektuptur seni ne kadar özlediğimi, ne kadar sevdiğimi söylüyorum canım kızım. Bu mektubumda da bunları söyleyeceğim . Artık büyüdün meleğim kocaman kız oldun ve bu büyüyen daha az ağlayan mis kokan güzel kızı ben çok seviyorum.

Dedim ya büyüdün diye canımıniçi.Sorunlarında seninle beraber büyüyordur, anneannen çok iyi dert dinler sır tutar canımıniçi ondan saklama, herşeyini paylaş meleğim. O seni korur, korur, gözetir.

Derslerin çok iyiymiş canımıniçi, haberlerini alıyorum burada. Annenannen seni okula götürmeyi bırakmış olmalı, artık tek başına çıkıyorsun o merdivenleri. Dikkat et meleğim yağmurlu zamanlarda kaygan oluyor oraları anneannende yok yanında düşmeyesin.

Bir sonraki yaş gününde yine mektubumla yanında olacağım meleğim… Koşa koşa gel al postacının elinden…

SENİ ÇOK SEVEN

Annen’’

Kadın bu mektubunda sinyalini vermiş ve meleğinin bir an once postacıdan mektubu alarak okumasını istemişti. Parla bir yıl sonra koşa koşa gitti annesiyle bir yıl ve üç ay yaşadığı anne kokan o eve ve postacıyı bekledi. O ev ki bir süre kiraya verilmiş bir kaç ay öncesinden ise tekrardan sahipsiz kalmıştı. Artık küçük Parla o evi dolduracak ve bir daha kiraya verdirmeyecekti. Tüm bunlar bir sonraki mektupta yazılanlar sonrasında gerçekleşecekti.

13. Yaş mektubu Parla’nın beynine doğru saplanan bir kaç beton çivisi içermekteydi ve bugünlerine kadar onu yetiştiren anneannesi ve büyükbabasının anneciğinin gözünde nasıl gözüktüklerini öğrenecekti.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: