Naçizane

KAZA, DEPREM, KRİZ, DİRENİŞ VE KAVGA: HEPSİ GEÇTİĞİMİZ AYDA

5 Mins read
Naçizane

KAZA, DEPREM, KRİZ, DİRENİŞ VE KAVGA: HEPSİ GEÇTİĞİMİZ AYDA

5 Mins read

Geçmiş sayılarda bu köşede yazdıklarıma baktığımda hep moral bozucu yahut can sıkıcı olaylardan bahsetmiş olduğumu görüyorum. İsterdim ki bu sayıda bir değişiklik yapayım ve bir tane dahi olsa güzel haber iletebileyim sizlere. Ne var ki geçtiğimiz ay kişisel meseleler dolayısıyla hayli yoğun olduğum için bu köşede bahsetmem gereken haberleri not almayı ihmal etmişim ve şimdi aklıma gelenler arasında hiç de öyle güzel bir haber yok, maalesef. Bu nedenle bir sonraki sayımızda bu köşede yine ben olursam güzel haberler de aktarmayıümit ederek geçen aydan aklımda kalanları sizlerle paylaşmaya başlıyorum.

Ocak ayının, dolayısıyla yeni yılın benim açımdan ilk çarpıcı haberi Bilecik’te meydana gelen tren kazası oldu. İstanbul ile Eskişehir arasında sefer yapan Eskişehir Ekpresi’nin iki yolcu treni 3 Ocak 2010 Pazar günü Bilecik Vezirhan istasyonu yakınlarında çarpıştı. Yolcu trenlerinden birinin kırmızı ışık ihlali dolayısıyla diğerine çarptığı kazada trenlerden birinin makinisti hayatını kaybederken on iki kişi de yaralandı. Kazaya sebebiyet verenin ne olduğuna dair yetkili ağızlardan net bir açıklama gelmezken kaza sonrası can kaybı ve yaralılara dair yapılan açıklamaların tutarsızlığı gelecek açıklamanın ne kadar tatmin edici olacağına dair ayrı bir soru oluşturdu zihinlerde. Bu yazıyı kaleme alırken yaptığım araştırmalarda olayla ilgili soruşturmanın ne durumda olduğuna dair herhangi bir bilgiye ulaşamadığım için konuyu burada kapatıp yeni bir üzücü habere geçiyorum.

Bu haberi yazmaya çalışırken kullandığım kelimelerin hiçbiri facianın boyutlarını anlatmak için yeterli olmadı. Dağarcığımdaki kelimelerin yetersizliği dolayısıyla insanlığa karşı suç işlemiş olmamak ve vicdan azabı duymamak için sadece olayı aktarmaya karar verdim. Bu durum için sizlerden ve faciada ölen, yaralanan ve evsiz kalan herkesten özür diliyorum. 12 Ocak Salı günü Haiti’de yerel saate göre 16:53’te 7.0 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Deprem resmi kayıtlara göre  212.000 kişinin ölümüne, 240.000 ile 450.000 arasında kişinin yaralanmasına ve yaklaşık 1.200.000 kişinin evsiz kalmasına neden oldu. Zaten yoksul olan Haiti’yi iyice vuran bu afetten sonra yaraları sarmak için dünyanın dört bir yanından yardımlar giderken deprem haberi Türkiye’de yeterince ilgi görmedi, zira biz o dönem Koltuk Kriziyle yatıp kalkıyorduk.

O dillere destan hassasiyetimizi, iyilik severliğimizi, garip gurebanın yanında oluşumuzu bize unutturan şu meşhur Koltuk Krizi neydi hatırlayalım. 12 Ocak’ta ajanslara düşen bir haber dolayısıyla Türkiye’de yer yerinden oynadı. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u meclisteki bürosunda ağırlarken kendisininkinden alçak bir koltuğa oturtmuş ve bu olay İsrail ile Türkiye arasında diplomatik bir krizin patlak vermesine neden olmuştu. Geçtiğimiz yıl Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki çıkışıyla başlayan diplomatik gerginlik yıl içinde dizi krizleri, Türkiye-Suriye ortak tatbikatı gibi çeşitli olaylar dolayısıyla iyice artmıştı ve bu olay İsrail’in Türkiye’ye misillemesi olarak algılanmıştı. Türkiye’nin yoğun tepkisi üzerine Ayalon ertesi gün Türkiye’nin dışişleri bakanlığına diplomatik nezaket kurallarına uymayan davranışından ötürü özür dilediği resmi bir mektup gönderse de olay bir müddet daha gündemdeki yerini korudu ve bizler Haiti’deki insanlık dramından ancak sular durulduktan sonra haberdar olabildik.

Yurdum insanı 14 Aralık’tan beri TEKEL işçilerinin özlük hakları için yapmış olduğu greve tanıklık ediyor. Başlarda pek fazla kişinin haberdar olmadığı direniş artık göz ardı edilemeyecek boyutlara varmış durumda. 19 Ocak itibariyle açlık grevine de başlayan işçiler soğuğa ve kara aldırmadan sürdürdükleri eylem için destek olarak sadece seslerinin duyurulmasını istiyorlar.

TEKEL işçilerinin grevi gündeme ilk olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı’nın desteklerini açıklamalarıyla geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni işçilere kulak vermemekle suçlayan Onur Öymen’e iktidar partisi tarafından Karşıyaka Belediyesi’ne bağlı Kent A.Ş.’de işten çıkartılan işçiler hatırlatılarak cevap verildi. İktidar partisinin de anamuhalefet partisinin de demagoji yeteneği hayli fazla olduğu için bu konu bir şekilde sümen altı edildi uzun süre için. Sonrasında Başbakan’a direnişe dair ne zaman soru sorulsa yahut kendisinin ne vakit konuyla ilgili bir şey söylemesi gerekse TEKEL işçileri yatarak para kazanmak istemekle, tüyü bitmemiş yetimin hakkını gaspetmeye çalışmakla, dış güçlerin oyununa gelmekle itham edildiler. Edoğan’ın bir Kasımpaşa delikanlısına yakışmayacak şekilde “Bizi TEKEL işçileri iktidara getirmedi kiaa!” nidalarına Hayati Yazıcı “Cinlere şeytanlara benziyirsen/ Ecayip heyvanlara benziyirsen.” türküsüyle eşlik etti. Her fırsatta mağduriyet edebiyatı yapmaktan geri durmayan iktidardakilerin –ki kendilerine hak verdiğim zamanlar çoktur- onca insanın mağduriyetini görmezden gelmesi, hatta suçlaması en hafif ifadeyle samimiyetsizliğinin apaçık göstergesidir benim gözümde.

Son olarak eskiden sıklıkla tanık olduğumuz fakat birkaç yıldır nadiren karşılaştığımız bir olaydan, mecliste milletvekili kavgasından bahsedeceğim. 2 Şubat Salı günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkındaki gensoru önergesinin görüşmeleri esnasında Milliyetçi Hareket Partisi Kırıkkale milletvekili Osman Durmuş Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup bazı milletvekillerinin Tayyip Erdoğan için peygamber ifadesini kullandığını söyleyince ortalık birbirine girdi. Erdoğan’ın cevap vermek için söz almasının ardından AKP ve MHP milletvekilleri arasında yaşanan sözlü atışmalar kavgaya dönüşünce Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu Erdoğan’ın konuşmasını yarıda kesip oturuma ara verdi. Kavgadan yansıyan görüntüler arasında en akılda kalıcı olanı Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Tutmayın küçük enişteyi.” sözünü hatırlatan fotoğrafıydı. Ne diyelim, Yeşil Vadi kimin hakkıysa ona kalsın. Yok ki bir hakiki Tosun Paşa, Seferoğulları’nı da Tellioğulları’nı da saf dışı etsin, bizi de bu beladan kurtarsın.

Kazasız belasız bir ay diliyorum herkese.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: