Naçizane

KILIÇDAROĞLU NEDEN KAZANAMAZ?

4 Mins read
Naçizane

KILIÇDAROĞLU NEDEN KAZANAMAZ?

4 Mins read




19 Şubat 2009 tarihinde yayınlanan Genç Bakış programına bakarak kazanamayacağını iddia ettiğim başkan adayıdır Kemal Kılıçdaroğlu. Önce övmek lazım kendisini zira kim ne derse desin öncelikle AKP’nin merkezde yer alan 2 adamını iddiaları ile devre dışı bırakmış ve bugünlere gelmiştir. Buna bağlı olarak da Melih Gökçek’i berbat duruma düşürmüştür canlı yayında. Elinin bu konuda güçlü olma sebebi bellidir, zira belgelerle konuşuyor. Eline bu belgeler nasıl geçiyor bilemiyorum ama "düello"larda karşı tarafı bir şekilde yıkıyor. Lakin eleştiri aldığı iki nokta var:

Bunlardan birincisi çamur siyaseti yaptığına dair söylemler. Bunu şu şekilde alalım: Elde belge var, savcılığa gitmemiş. Savcılık da bu konuda pekala bir şeyler yapabilecek durumda. Ama savcılar kıpırdayamıyor. Bunun sebebi meçhul. Komplo teorilerinden biri AKP kadrolaşmasının yargıya sızdığı ve savcıların bu konularda bir şey yapamadığı yönünde. Yargının bağımsızlığı apayrı bir konu. Zira AKP yandaşları da karşıtları da yargının bağımsızlığından bahseder ama iki taraf da bu durumda yargının işleyişine müdahale eder. Ortada bir güven sorunu var ve bu güvensizliğin kime karşı olduğu da meçhul. İki taraf da yargının karşı tarafın tekelinde olduğunu iddia ediyor. Bu kısmı burada bırakalım zira bu başka bir tartışmanın konusu.

Öte yandan SSK genel müdürlüğü sırasında, AKP’liler tarafından öne sürülen yolsuzluk iddiaları var. Bu konuda AKP, tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu gibi karşısına bir vekil çıkartıp açıklamasını isteyebilir. Yani eğer gerçekten varsa böyle bir durum, sıkıştırılabilir ve iddia edildiği üzere kendisinin balon olduğu ortaya çıkartılabilir. Ama nedense AKP böyle bir girişimde bulunmamakta. Yasal yollar da var ama resmi olarak hiçbir ağızdan yargıya başvurulmadığı da bilinmekte. Bu durumda çamur siyasetine maruz kaldığı düşünülebilir.

Evet İstanbul’a gelirsek eğer, Kılıçdaroğlu’nun neden kaybedeceğini kendi düşüncelerimle açıklamaya çalışayım. Öncelikle AKP’nin kökleşmiş bir oy potansiyeli var İstanbul’da. Bu yadsınamaz. Bugün İzmir’de AKP oyları nasıl anlamsız bir şekilde yükseldiyse İstanbul’da aynı şekilde AKP oyları düşmez hiç bir şekilde. İç göç bunun en belirgin sebebidir. İç göç nedeniyle İstanbul’da yaşayanların büyük kısmının vereceği oy bellidir. Bunu değiştirmek güçtür. Zira ne kadar Kadir Topbaş kahraman ilan edilip başarılı gösterilse de gerçek durum şudur: 70’lerin devrimcilerinin yarattığı gettolarda bugün din büyük yer tutar. Bunu Marksistlerin gözüyle açıklayabiliriz, 70’lerde büyük şehirlerin çevresine örülen gecekondu yerleşimlerinin devrim potansiyeli vardı zira umut vardı. Umudun olduğu yerde de devrim olur. Ancak 80 darbesi sonrası, burada yönetime sadık kalıp, öbür dünyada cennete kavuşacakları düşüncesi yüceltildi. Bundan dolayı da bugün bu bölgelerin CHP’ye oy vermesi çok zor.

Bu noktada açıkça görülen bir gelişme var ancak. Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmalarında CHP’den bağımsız olarak lanse etmekte kendisini. Bu da CHP’ye oy vermeyen seçmen üzerinde etkili olabilir ama ne derece olur meçhul. Yine de buradan vurmak istiyor, başarıp başaramayacağını göreceğiz 29 mart gecesi.

Bunun haricinde Genç Bakış’ta çok düzgün bir şekilde, sosyal demokrat yönetime endişeyle bakıldığı belirtildi. Zira Sözen döneminden ağzı yanmış ve bunu unutmayan bir İstanbul var karşısında. Bunu ne şekilde silip atar bilemem. Bunun üzerine RTE’den beri sosyal demokratlar şöyle yaptı böyle yaptı diye tanımlanmaktalar. Devamlı bir pekişme sonucu İstanbul halkı Kemal Kılıçdaroğlu’na güvenememekte tam olarak. Bunu kırması zor, imkansız değil ama. Yine de zaman daralıyor, her yere uğraması lazım. Zira 94 seçimlerinde Refah Partililerin kerhane ve meyhanelere bile gitmiş olması büyük bir açılımdı ve zor gibi görüneni başardılar; Refahlı RTE’yi başkan yaptılar İstanbul’da. Zaten belli oy potansiyeli var CHP’nin ama insanlar tarafından dışlanmış kitlelere ulaşmak seçimin sonucunu belirleyebilir. Yine de CHP’lilerin ne derece umurunda olur buralar bilinmez. Yakın geçmişte Sinop’ta AKP’nin tek oy farkla kazandığı düşünülürse 1 oyun bile ne derece önemli olduğu görülebilir.

Halkın bir kısmı kendisine huzur bozan insan gözüyle bakmakta. Kendisi son bir ayını bu insanları iknaya vermeli kanaatimce. Zira yüz yüze görüşme ikna oranını artıran bir durum. Bu konuda referansım Paul Lazarsfeld olacaktır zira bana kalırsa en başarılı yöntemi kendisini okuyanlar çözecektir. Ek olarak artık CHP’nin oy deposu diye tabir edilen bölgeleri değil de, hâlâ kendisine soğuk bakan bölgeleri yüz yüze görüşme yöntemi ile ikna etmesi gerekmektedir.

Tüm bunlardan sonra AKP ile başa baş giderse şanslıdır. Son anketlere göre arada hâlâ büyük bir uçurum var. Kazanırsa her açıdan çok başarılı bir dönem geçirmiş olduğu kabul edilmelidir. Çünkü aradaki büyük farkı eritmesi kolay olmayacaktır. Aksi takdirde Baykal ve Erdoğan’ın ortak isteği gerçekleşmiş olur ve seçimi kaybeder.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: