Makale Kıvamında Bir Yazı: Kısa Öykülerin Anatomisi

Herkese selamlar… Uzun süren bir sessizlik sonrası yine aranızdayım.

Bu yazım İngiliz Edebiyatı hakkında. Size, bir kısa öyküyü (short story) oluşturan öğeleri, işin içine kendi yorumu katarak anlatmaya çalışacağım. Fakat paragrafın başında belirttiğim gibi bu yazıyı, aldığım İngiliz Edebiyatı dersi sayesinde yazıyorum. Türk Edebiyatı’nda bu öğelerin tanımları değişiklik gösterebilir.

Futbolu anlamak için ofsayt (genellikle erkekler bilir), taç, faul gibi terimleri bilmemiz şartken, aynı şekilde bir kısa öykü hakkında konuşmak ve onu analiz etmek için bazı terimleri bilmemiz gerekir. Yazarın isteğine göre bu unsurlardan bazıları diğerlerine nazaran daha az vurgulanır ya da hiç kullanılmaz.

İlk öğemize geçelim:

“Suspence”–  Bu öğe, okuyucuda merak, heyecan uyandırmaya dayanır. Bazı öyküler daha ilk cümlesiyle merak uyandırır. Mesela yazar, öyküsüne şöyle başlayabilir; “ Karşımda kocaman balta girmemiş bir orman var ve duyduğum tek şey beni buraya kadar sürükleyen fırtına. Şimdi bu adada yapayalnızım…”  Kişi bu adaya nasıl düştü? Peki, şimdi ne olacak? İlk cümleyi okuduktan sonra okuyucunun zihninde hemen buna benzer sorular belirir ve okuyucu kitaba bağlanır. Yazar bu soruların cevaplarını kitabın ilerisinde verir.

“Conflict” – Bir kısa öykünün merak uyandıracak bir gerilim ile devam etmesinin sebebi, öyküde kişiler arasında yaşanan itilafın, her yaşanan olay sonrası daha da büyümesidir. Kişiler arsında yaşanan bu itilafa “Conflict” ( çatışma, savaşma)  denir. Kısa öykülerdeki “conflict” ler çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Bunlar, insanın insana karşı, insanın doğaya karşı,  insanın kendisine karşı ve insanın topluma karşı olduğu “Conflict” ler olarak 4 tanedir.

“Conflict” ler iki türe ayrılır. Bunlar; içsel (internal) ve dışsal (external) “Conflict” olarak adlandırılır. “External” başka bir deyişle; “Physical”( fiziksel) “conflict” leri fark etmek oldukça kolaydır. Bir macera öyküsündeki karakterin fiziksel mücadelesini düşünün. “Internal”(içsel) “conflict” ise biraz gizlidir. Yine bir öyküde bir suç işleyecek olan karakterin korkusuyla ya da vicdanıyla olan çatışmasını düşünün. En iyi öyküler, içinde hem “Internal” hem de “External” “Conflict” barındıran öykülerdir.

Peki, bu yaşanan “Conflict”ler kimler arasında geçer? Tabii ki “Protagonist” ve “Antagonist”arasında. “Protagonist” öykünün başkahramanıdır ve her zaman ruhu iyi, saf ve temizdir. “Antagonist” ise anti- kahramandır. Tahmin ettiğiniz gibi genellikle kötü kalplidir. Sonunda kazanan taraf öykünün türüne göre değişir. Daha çok genel okuyucu için hazırlanmış popüler öykülerde(Commercial Stories) hep iyi taraf kazanırken, daha seçici okuyucuların talep ettiği ciddi edebiyat eserlerinde (Quaility Stories) her zaman iyi taraf kazanmaz. Bu tip öyküler gerçek hayatı yansıtan çalışmalardır.

“Forshadowing” –  Yazar bazen okuyucuyu daha sonra meydana gelecek olan olaylara hazırlar. Bunu da geleceğe dair küçük ipuçları vererek yapar. İşte buna “forshadowing” denir. Bu sayede öykünün devamında, bir karakterin okuyucuya anlamsız gelen davranışı, okuyucu bu ipucunu zihnine çağırdığı takdirde anlamlı gelecektir.

“Plot”- “Plot” bir kısa öykü yazarken yazarın izlediği plandır. Öykü, “Protagonist” in hayati bir sorunla yüz yüze gelemsiyle başlar. Bazen bu aşamada “Antagonist” de tanıtılır. Fakat gerilim, öykü boyunca aynı seviyede olmayacaktır. Bu yüzden, yeni sorunlar oluşturulur. “Protagonist” in amacına ulaşması ilk başta zor görünebilir ya da “Antagonist” umduğundan daha zorlu biri çıkabilir. Yani, yeni bariyerler oluşturulur ve bu yüzden başkahraman yeni kararlar verir. Başkahraman bu sorunlarla uğraşırken okuyucu kendini giderek büyüyen bir aksiyonda bulur ve bu aksiyon ve gerilim, sonunda bütün öykünün üstüne kurulduğu “Climax” noktasına ulaşır. “Climax” öykünün en dramatik andır. Tabii ki öykü burada bitmez. Son olarak “Dénouement” bölümü gelir. Bu çözüm bölümünde öykünün çıktısı ortaya çıkar. Sonuçta ya bir zafer vardır, ya da yenilgi. Belki de en nihayetinde bir sır çözülür. Fakat bazı öyküler, aynı gerçek hayattaki gibi kesin bir şekilde sonuçlanmaz.

“Theme”- “Theme” bir kısa öykünün ana fikridir. Genellikle “Plot” ile karıştırılır ama bunlar birbirlerinden tamamen farklıdır. Yazar bazen ana fikri öyküsünde belirtir, bazen de okuyucunun onu bulmasını ister. Mesela;  “Hayat her zaman adil değildir”, “ Bir şeyi ancak çok istersen elde edersin” cümleleri “Theme” e örnek olarak verilebilir.

“Character Portrayal”- Yazarlar karakterlerini yaratmak için birçok yola başvururlar. 1. Karakteri fiziksel ve kişisel olarak tanımlamak 2. Bir karakteri başka bir karakterin ağzından tanıtmak. 3. Karakterin konuşması ve diyaloglarını yazmak. 4. Karakterin kafasındaki düşünceleri belirtmek. 5. Karakterin davranışlarının belirtmek. 6. Karakterin diğer karakterlere veya herhangi bir olaya olan reaksiyonunu belirtmek. 7. Bunlardan birkaçını birden kullanmak. Burada çok dikkat edilmesi gereken bir husus var. “Plot” ile “Character Portrayal” arasından çok büyük bir bağ vardır. Bir “Plot” ancak karakterler doğal bir şekilde canlandırılırsa inandırıcı olur. Okuyucu karakterlere inanmazsa “Plot” a da inanmaz.

“Setting and Atmosphere”- “Setting” öykünün geçtiği zaman ve yerdir. Tabii ki seçilen her zaman diliminin ve yerin kendine has özellikleri vardır. Yazar yarattığı karaktere uygun bir yer-zaman seçer ya da seçtiği yer-zaman için karakter yaratır.

“Point of View”- Bir yazar öykü yazarken iki tane “Point of View” den birini kullanır;

1. “First Person Narrator” (Author Participant): Bazı öyküler herhangi bir “minor” ya da “major” karakterin ağzından yazılır. “Dedim”, “Gittim”, “Yaptım” ifadeleri bu tür “Point of View” aracılığı ile yazılan öykülerde görülür. Böylelikle öykü sadece bir kişinin bakış açısından anlatılır.

2. “Third Person Narrator” (Author Omniscient): Eğer yazar okuyucuya, bir kişinin bakış açısı ile verilecek bilgiden daha fazla bilgi vermek isterse. Öyküyü “Omniscient”  yani “her şeyi bilen, gören” tarzında yazar. Böylelikle, bütün karakterlerin ne zaman ne yaptığını ve ne düşündüğünü okuyucuya belirtebilir.

Yazar, bazen “Third Person” ile bir öykü yazarken karakterlerin iç dünyasına, düşüncelerine inmez. Buna “Objective” yazı tarzı adı verilir.

“Symbol”- Bu terim adından da anlaşılacağı üzere sembollere dayanır. “Symbol” terimi sayesinde, herhangi bir obje, bir kuruluşu veya bir olguyu temsil eder. Mesela “haç”, kiliseyi sembolize eder ,“bayrak” ise milliyetçiliği, vatanseverliği.

“Tone”- “Tone” yazarın konusuna veya karakterlerine yaklaşırken, yani onları anlatırken kullandığı tavırdır. Bu tavır, duygusal, ironik, sempatik, öfkeli vs… olabilir. Kullandığı kelimelere dikkat ederek yazar, “Tone” unu oluşturur, böylece okuyucunun hangi karaktere nasıl bakacağını belirler.

“Exposition”- En son terimimiz Exposition. Bazı öykülerin hemen başında yazar küçük bir paragrafta, birkaç ana karakteri tanıtır, şu andaki duruma gelinceye kadar neler yaşandığını kısaca özetler, öykünün “Setting” ini verir ve “Tone” unu vurgular. İşte bu paragrafa, İngiliz Edebiyatında “Exposition” denir.

Bir kısa öyküde bulunması  gereken öğeler bunlardır. Bu makale tarzı yazımın, siz okuyucular için herhangi bir kısa öyküyü daha derin analiz etmek, öykünün yazarını daha iyi anlamak, tanımak ve arkadaşlar arasında öykü hakkında daha kapsamlı bir münazara yapmak için oldukça faydalı olacağını umuyorum.

“Makale Kıvamında Bir Yazı: Kısa Öykülerin Anatomisi” üzerine 2 yorum

  1. Ben teşekkür ederim.Buradaki amacım kendini geliştirmenin yanında elimden geldiği kadar faydalı yazılar yazmak. Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana..

Bir Cevap Yazın