Naçizane

MATEMATİK

5 Mins read
Naçizane

MATEMATİK

5 Mins read

Bir matematikçi sanmaz, bilir. İnandırmaya çalışmaz, ispat eder.

Henri Poincaré

 

Matematik*, şu anda dünya üzerindeki bütün fen bilimlerinin ve bazı sosyal bilimlerin temelini oluşturan bilim dalıdır. Bugün dünyadaki bilim disiplinlerinden ya da bütün üniversite bölümlerinden matematiği çıkarın, geriye pek bir şey kalmaz. Bütün mühendislik dalları problem çözerken matematiği kullanır. Bilgisayar mühendisliğinde her şey demek olan kodlama ve modern bir konu olan kriptografi, temeli Soyut Cebir olan konulardır. Lineer Cebir bilmeden bir bilgisayar mühendisi olamazsınız. Endüstri mühendisliğinin omurgası, matematiğin Optimizasyon adı verilen konusunun yine matematik çerçevesinde şekillendirilmiş bir çeşidi olan Yöneylem Araştırması’dır. Diğer bütün mühendislik dalları da matematiği tek problem çözme yöntemi olarak kullanır. İktisat, sosyoloji bazlı olan kısımları hariç, tamamen matematik kullanarak ilerler. Mikroiktisatın arz-talep dengelerinden makroiktisatın GSMH hesaplarına, piyasalar arası etkileşimlere kadar her şey matematikle ve grafiklerle anlaşılır. Bugün deneylere ve anketlere fazlasıyla rağbet eden bilim disiplinlerinin başvurduğu analiz yöntemi olan istatistik bilimi, matematik üzerine kurulmuştur.

Matematikte kaydedilecek her hangi bir teorik gelişme bu bilim dallarından en az birine muhakkak bir katkı yapar. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, bu bilimler gelişebilmek için matematiğe büyük oranda muhtaçtır.

İşte matematik eğitiminin öğrencilere kazandırmayı amaçladığı şey, bütün bu bilimlerin temelini oluşturan teorik bilgi ve analitik düşünme yeteneğidir.

Matematik okuyup işsiz kalmak gibi bir durum, elbette bazı istisnalar dışında, mümkün değildir. Matematik bölümünden mezun olan bir kişi “düşünebilmeyi” öğrendiği için çalışmaya başladığı bütün işleri herkesten daha kısa sürede öğrenip onlardan daha başarılı biçimde kendini geliştirebilir.

ABD’de yapılan bir araştırmada teorik eğitim alan öğrencilerin örneklerle eğitilen öğrencilerden daha başarılı olduğunun ortaya konulduğunu okumuştum. Matematik eğitiminde çok az somut örnek görebilirsiniz. Tamamen soyut kavramlar üzerinde çalışırsınız. Hiç bir matematik problemi elma, armut, enflasyon, entropi gibi somut örnekler içermez, sırf bilinmeyen x, y gibi kavramları kullanarak soru çözmeyi öğrenirsiniz. Soyut kavramlarla soru çözmeyi öğrenen bir kişi daha sonra bu x, y yerine elma, armut, enflasyon, entropi kavramlarını yerleştirerek onlarla ilgili soruları da rahatlıkla çözebilir. Matematikçinin bu özelliği girdiği her alanda o alanı okuyan kişilerden daha başarılı olabilmesini sağlar. Bir bütün problemlerinde arz-talep kavramlarıyla düşünme yetisini sınırlayan bir iktisatçı düşünün, bir de x, y kavramlarını hiç bir somut şeye endekslemeden genel çözümler üretmeyi öğrenen bir matematikçi. Bir matematikçi, x-y yerine arz-talebi koyarsa bir iktisatçıdan daha iyi bir iktisatçı, atom sayısı-bağ kuvvetini koyarsa bir kimyacıdan daha iyi bir kimyacı, sıcaklık-entropi kavramlarını koyarsa bir fizikçiden daha iyi bir fizikçi olabilir. Elbette o bilim dallarının öz yapılarını da iyi öğrenerek mümkün olur bu.

Biraz da pişmanlık açısından düşünelim. Üniversitede okuduğu bölümden memnun olmayan pek çok öğrenci tanırız. Bilgisayar mühendisliği okuyan biri iktisat okumadığı için, iktisat okuyan biri fizik okumadığı için, işletme okuyan biri matematik okumadığı için pişman olup üniversitenin ikinci yılında tekrar ÖSS’ye girerek eski streslerini tekrar yaşayabilmektedir. Matematik bölümünde okumanın bir diğer avantajı, bu pişmanlığı ortadan kaldırır. Matematik okuduktan sonra iktisat, işletme, endüstri ve bilgisayar başta olmak üzere birçok mühendislik, fizik gibi birçok bölümde yüksek lisans yaparak istediğiniz bölümde iş bulma fırsatı yakalayabilirsiniz.

Matematik okumanın en büyülü ve en değerli kazanımı -ki beni de büyüleyen esas bu yönüdür- bilim denen şeyin tam kalbinde durduğunuzu hissetmenizdir. Bilimin ne anlamı ve ne kıymeti varsa siz bunu tam anlamıyla yaşadığınızı hissedersiniz. Yaptığınız her çalışmanın dünyada net ve kalıcı birşeylere yaradığını bilirsiniz.

Dünyada son zamanlarda giderek popülerleşen disiplinler arası kesişimlerde matematik oldukça ilgi görmektedir. Benim de akademik ilgi alanlarımdan biri olan Biyomatematik bu tür disiplinler arası bölümlerin en dikkat çekici olanlarından biri. Bu alanın doğuşuyla insan sağlığından plankton popülasyonlarının gelişimine kadar canlılarla ilgili olan bütün araştırmalara matematik yöntemleri dahil edildi. Matematikçilerin sahip oldukları soyut problem çözme yetenekleri canlılıkla ilgili meseleler üzerinde somutlaştırıldı, biyologların temel bilgisiyle birleştirilip son derece güçlü bir disiplin elde edildi. Matematik okuyup bilim adamı olmaya karar verirseniz bu tür sentezler yapabilmenin gururunu da yaşayabilirsiniz.

Sonuç: Platon’un zamanında söylediği gibi, matematik bilmeyen giremez ya da matematik bilenlerin bilimde ve felsefede sınırsız geçiş hakkı vardır. Matematik bölümünden mezun olmanın avantajını şu an yapmakta olduğu bilimsel araştırmalarda yaşayan biri olarak öğrenci arkadaşlarıma üniversitede matematik okumalarını en ufak bir şüphe duymadan tavsiye ederim.

* Matematik bölümüyle ilgili can alıcı bir noktayı açıklamak için buraya mim koymak istedim. Üniversitedeki matematik eğitimi lisedekinden oldukça farklıdır. Aslında lisede matematik öğretilmemektedir. Lise 4’teki matematik konuları; türev, integral, seriler, diziler, üniversitedeki matematiğe giriş niteliğinde konulardır. Üniversite matematiğinin konuları, lisedekinden kat kat daha zordur. Ancak bu durum kimsenin gözünü korkutmasın, üniversitede konuların bir bilim adamı gibi ele alınış şekli bu zor konuları çok eğlenceli, büyülü ve kolay hale getirmektedir. Aşağıda verdiğim kısa okuma listesine bir göz atanlar bu konu hakkında doğru fikirlere ulaşabilirler.

1. Matematiğin Aydınlık Dünyası, Sinan Sertöz, TÜBİTAK.

2. Matematik Sanatı, Jerry P. King, TÜBİTAK.

3. Genç Matematikçiye Mektuplar, İan Stewart, Profil.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: