63. SayıNaçizane

MERHABA!

1 Mins read
63. SayıNaçizane

MERHABA!

1 Mins read

Es-Selamu Aleyküm!..

Benim için yeni bir yol, yeni bir tecrübe, yeni bir tebessüm kapısı aralama şansı. Herkese merhaba…

Heyecanlı olduğumu varsayalım; çünkü hayatta her adım özeldir, her yaptığınız yenilik size bir şey ya da şeyler
katar. Mutlu olmak için bahane aramaya gerek yok, yahut heyecanlanmak için… Hemen
ilk yazıdan gıcıklığım tutsun istemiyorum. Gıcık da sayılmam pek. Beni çok seversiniz.

Yaşımın verdiği
toyluk, acemilik ve cahilliğin kuru cesaretiyle söylemek istediğim, söylenmesi
gereken ve söylenirse iyi olurları kendi çapımda saygı çerçevesinde dile
getirmeye çalışacağım. Allah’ın izniyle…

Şimdi bir giriş
yapma zamanı…

Madem bu bir giriş,
o halde her insanın hayata nasıl girdiğini düşünelim derim. ‘Bebeklik…’  (Yan odada ağlayan bir bebek olduğu için bu
konuyu seçmem kolay oldu)

O bir  dünya… Yalnızca dokuz aylık bir oluşma evresinin neticesinde güneşe gözlerini
açan, ilk bakışının tedirginliği ve bulunduğu ortamı yadırgamanın verdiği
huysuzluk ile gözyaşlarını kullanmadan ağlayan biricik dünya özeti… Bu mucizenin
ötesidir. Eti ile kemikleri ile bir canlıdır. Canlıların en masumu, en
savunmasızı getirilip elinize verilir.

Ahh o nokta… Bebek ya da evlat ne derseniz; emanettir… Biricik Yaradanın bize verdiği
emanet. Yalnızca ona iyi bakıp, fıtratını müdafaa edebilelim, onu hayata en
hakikatli şekilde hazırlayalım diye…

Günahsız, masum ve tertemiz… Yüzünde bir yol
haritası gizli. Satır satır takip edip, satır satır yürümek için. Bakan göze,
gören göze verilen yol haritası… Yürümek isteyen?..

Dünyama hoş geldin
biricik yeğenim ve hoş geldiniz Türk e-dergi …

Dipnot: Saf iman, 20 günlük bir bebeğin Kur’an-ı Kerim
okunduğunda yüzünde beliren tebessümdür…

About author
1992 yılında, Ağustos'tan bir gece yarısı dünyaya geldi. Bebekliğinde çok sakin ve rahattı.Büyüdükçe konuşmaya başladı, büyüdükçe çok, çok, çok konuştu... Küçük bir çocuk iken kendine ait birden fazla dünyası vardı ve o, en çok cenneti sever... Mutluluk ve huzur çocukluk felsefesiydi, o yıllarda en çok etkilendiği kitap ''POLLYANNA''dır... İlkokulun son yıllarına doğru eline bir ajanda geçse kendi çapında bir roman yazmaya kalkmıştır. (Hali hazırda bu huyundan vazgeçebilmiş değil.) Günün birinde kendini hakkıyla ifade ettiği romanlar yayımlayabileceğine inanıyor. Hatta bu sevdası onu hayatında çok değerli bir yere sahip olan çok değerli hocası, yol göstericisi, gönül dostu Gülşen ÖZER ile irtibatlanmasına vesile kılmıştır. Onunla tanıştıktan sonra yazarlık konusunda daha emin adımlar atmaya başlar. Henüz liseyi bitirmemişken ailesiyle İstanbul'dan Gebze'ye taşınır. Orada yazılarını yayımlama dürtüsü artar ve yerel bir gazetede yazmaya başlar... Bir buçuk yılın sonunda bazı resmi konular neticesinde gazeteden ayrılır ve boş durmamak adına kendi kendine dertlenir... Sonunda Turk e-Dergiyi keşfeder. Bir yılı (henüz) aşkın süredir buradadır. Sadece, doğrucu ve hakikati savunan bir yazar olma derdindedir. Hayattaki en büyük amacı DOSDOĞRU olmak... Bütün enerjisini bu doğrultuda harcayabilir. 2012 yılında ise hayatına bir insan dahil oluverir. Böylece, şimdiye dek tek başına kat ettiği yolları iki kişilik yürüyecektir.
Articles
Related posts
70. Sayı

BİR BAKIŞ İŞTE!..

1 Mins read

Yazar ResmiYazar ResmiHani bakarsın ya bazen semalara, uzaklara…
Ne kimseler bilebilir gördüklerini, ne gözlerin şekil verebilir onlara.
Ama sen görürsün o uzaklara bakarken zihninde dolaşan düşünceleri, hayalleri…

Baktığın uzak diyarlar gibi hayallerinde uzaktır çoğu zaman sana.
Bazen yaklaştığını hissedersin onlara, bazen de imkansızlaşır aklında yer ettikçe.
Ve o bakış belirler çoğu zaman gideceğin yolu, atacağın her adımı…

Hatta kimi zamanlarda o da çaresiz kalır, kafan karışır.
Bakışına engel olmaya başlar göz kapakların.
Ve kapanır bazen hayallerine giden bütün yollar.

Bir bakış işte…
Kimi zaman şair eder aşığı; ak sayfasına bakarken düşündükleriyle, kimi zaman deli eder insanı aynaya bakarken canlanan korkularıyla.

Yunus LEKESİZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: