Naçizane

MİLİTAN DEMOKRASİ

2 Mins read
Naçizane

MİLİTAN DEMOKRASİ

2 Mins read

Militan demokrasi nedir?

İlk önce bunu tanımlayalım. Dilimize geçtiği sözcüklerden ötürü yanlış anlamaya neden olabilecek, bu yüzden de önyargıyla yaklaşılabilecek bir kavramdır bu.

Militan demokrasi kavramı ilk kez Batı Avrupa’da totaliter akımların yıkıcı etkilerinin kendini hissettirdiği yıllarda, siyaset bilimcisi Karl Lowenstein tarafından kullanılmıştır. Karl Lowenstein Militan Demokrasi ve Temel Haklar”  adını verdiği makalesinde faşizmin özgürlükleri tehdit edişini ayrıntılı bir biçimde ele almıştır. Özellikle liberal demokratik rejimlerde özgürlüklerin mutlaklığı, geçmişte kimi akımlar tarafından antidemokratik amaçlar için kullanılmış, bu yüzen bazı Avrupa ülkelerinde demokratik rejimler, karşı devrimlerle totaliter rejimlere dönüşmüştür. Bu durum liberal demokratik rejimlerin esas değerlerinden olan mutlak özgürlükçü düşüncenin yeniden ele alınmasını sağlamıştır.

Bunun sonucunda militan demokrasi doğmuştur. Militan demokrasi anlayışı, özgürlükçü demokratik düzeni korumak amacıyla demokrasi karşıtlarının bazı özgürlüklerine sınır koymayı amaçlar. Örneğin anayasamızın 26. maddesinde belirtilenDüşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” veya yine anayasamızın 34. maddesinde belirtilen “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” vb’ne sınır koyma… Militan demokrasi anlayışı sadece özgürlükçü demokrasilerde gündeme gelebilir. Zaten liberal demokrasi dışındaki diğer siyasal rejimlerde özgürlükler konusunda sınırlamalar getirilmiştir. En yakın örnek olarak anayasamızı ele alırsak birçok hak ve hürriyetin kullanılması koşulu 14. Madde’de belirtilmiştir. (Ek. 1)

Militan demokrasinin uygulanma yöntemi de çok önemlidir. Lerner’e göre militan demokrasi azimli bir gayrettir ve olumsuzluk değil, olumluluk içinde kendine sonsuz güveni içermelidir. Bu nedenle aksiyoner bir tavır gerektirir. Bu açıdan bakarsak demokrasilerde en ölümcül tehlike hareketsizlik ve karşı koymamadır. Ancak vurgulamak gerektiği gibi militan demokraside mücadeleyi sadece yasal ve askeri tedbirler olarak değil toplumun tüm kesimlerinin birlikte gerçekleştireceği girişimler olarak algılamak gerekir.

Uluslararası alanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi’nde militan demokrasi anlayışı benimsenmiştir. Sözleşmenin 17. maddesinde özgürlüğü yok etme özgürlüğü olamayacağını belirterek bu anlayışın en basit ve anlaşılabilir tanımını yapmıştır. Ayrıca militan demokrasi anlayışı anayasal düzeyde 1949 Bonn anayasasında yer almıştır.

Yazımı Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın sözleriyle tamamlamak istiyorum.“İrtica ve bölücülükle ancak militan demokrasi anlayışını benimsemiş aydınlar ve hukukçular savaşabilir.”

(Ek. 1) : III.  Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,  Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: