Naçizane

MOTORSPORLARINDAN ORTAYA KARIŞIK

5 Mins read
Naçizane

MOTORSPORLARINDAN ORTAYA KARIŞIK

5 Mins read

   Aslında bu sayıda motorsporlarının belli bir dalındaki 2009 yılı gelişmelerini yazmak istiyordum fakat motorsporlarının bu yıl her alanında yeni gelişmeler olduğu için ortaya karışık yaparak bahsetmek istiyorum.

   İlk önce motor sporlarının küresel mali krizden nasıl etkilendiği hakkında biraz konuşmak istiyorum. Bilindiği üzere motor sporları, sporun çoğu branşına göre pahalı bir spor. Her ne kadar bazı kesimler bu dalı spor olarak görmese de pilotların yarışlara hazırlanmasıyla, takım çalışmasıyla sporun tipik özelliklerini taşımaktadır. Bu ayrı bir tartışma konusu olduğu için asıl konumuza dönelim. Motor sporları kullandığı teknoloji, yakıt ve insan kaynağı ile yüksek maliyetli bir spor dalıdır. Konuya sadece yarışan araçlar açısından bakmak yanlış çünkü bu araçların yarıştığı pistler de büyük paralarla işletilmektedir. Böylesine büyük giderlere sahip bir spor dalında olmazsa olmazlardan biri sponsorlardır. Şu an yaşadığımız krizle firmaların ilk yaptığı kesintilerden biri ayırdıkları reklam giderleri oldu. Bu sadece motor sporları değil bütün spor dallarını etkilemiştir. Motor sporlarında yer alan firmalar, takımlar ya da şirketler hem kendi özkaynaklarındaki azalma hem de  sponsor gelirlerindeki azalmadan dolayı bazı kısıtlamalara gitmişlerdir. Bunlardan birkaçını söylemek gerekirse araç geliştirme giderlerinin azaltıldığını, pilot ücretlerinin düşürüldüğünü, bir sezonda yapılan yarış sayısının azaltıldığını ve buna benzer birçok önlem alındığını söylemek mümkün. Pist yönetimleri de zor günler geçirmektedir. Yapılan yarış sayısının azalması, sponsorların desteğinin küçülmesi ve yarışlara gelen seyirci sayısının azalması pistleri zor duruma sokmuştur ama motor sporlarından desteğini çekmeyen sponsorlar sayesinde yarışlar yapılmaktadır.

   Şimdi, motor sporlarının dallarından bahsetmeye ilk önce dünyada büyük bir hayran ve izleyici kitlesine sahip olan Formula 1 ile başlayalım. Formula 1’de 2009 sezonunda devrim niteliğinde birçok büyük değişiklik oldu. Bunlardan en göze çarpanları ise küçültülmüş arka kanatlar, büyütülmüş ön kanatlar ve oluksuz lastiklere geri dönüş. Bunlar gördüğümüz birçok değişiklikten sadece birkaçı. Yenilikleri inceleyip sizleri ayrıntılar içinde boğmak istemiyorum. Bu yeniliklere bazı takımlar çok iyi adapte olurken bazı takımlar ise uyum sorunu yaşamaktadır. Bu takımların arasında Ferrari, McLaren, Renault, Bmw gibi büyük fabrika takımları da yer almaktadır. Grid’in flaş takımı ise Honda takımını satın alan Brawn Gp takımıdır. Sezonun ilk dört yarışından üçünü  tecrübeli pilotları ile kazanan Brawn Gp, göstermiş olduğu bu üstün başarı ile rakiplerine kolay lokma olmadığını göstermektedir. Çin Grand Prix’ini kazanarak “Ben de varım.” diyen Red Bull takımı, genç Sebastian Vettel’e ve tecrübeli pilot Mark Webber’e çok güveniyor. Eğer Red Bull takımı bu hızını sezon sonuna kadar sürdürürse üst sıraları zorlayacağa benziyor. Grid’in güçlü takımlarından Toyota ise sıralama turlarında rakiplerine oranla oldukça başarılı olan bir takım ama bu başarısını henüz yarışlara yansıtabilmiş değil. Toyota takımı da yarışlarda varlık göstermeye başlarsa  izleyenler zevkli bir  Brawn Gp, Red Bull ve Toyota  kapışmasına tanık olacaktır. Her zaman Formula 1’de bir söz vardı: ”Sezon Avrupa’da başlar.”. Sıradaki yarış İspanya Grand Prix’i ve takımlar bu yarış için esas 2009 araçlarını çıkartacaklar. Bu yarışla mücadeleye büyük takımların da dahil olacağına ve zevkli yarışlar izleyeceğimize inanıyorum.

   Türkiye’de de motor sporları krizden etkilendi. Seyircilerin ve bağımsız olarak yarışlara katılan sporcuların ilgilisi azaldı çünkü bu spora ayıracakları kaynakları ya azaldı ya da şu an için dondurma kararı aldılar. Motor sporlarındaki en bireysel maddiyata dayanan ve benim yakından ilgilendiğim dallardan biri olan Oto Drag (kalkış) yarışlarından bahsetmek istiyorum. Bu yarış türünün nasıl doğduğunu ve tarihçesini anlatarak canınızı sıkmak istemiyorum. Bu yarışın nasıl yapıldığı kısaca anlatayım: Aynı kategorideki iki aracın yan yana kalkarak 402 metre uzunluğunda dümdüz bir piste yarışmasıyla olmaktadır. Dünyadaki standartlarda 402 metre olan bu mesafe Türkiye’de yarışılan birkaç pist haricinde mevcut olmadığından daha kısa mesafelerde yarışılıyordu ve araçlar motor hacimlerine, turbo ya da atmosferik olup olmadığına ve iki çeker ya da dört çeker olup olmadıklarına bakılıyordu. Ancak bu sene kurallar değiştirildi ve gerçek Drag yarışları yapılabilmesi için yarış kurallarına uyan pistler yapıldı. Bu pistler Konya, Akhisar (Manisa) ve Ödemiş (İzmir)’dedir. Bu pistlerin özellikleri 402 metre yarış mesafesine sahip olması, 350 metre frenaj mesafesine sahip olması ve genişliğinin 11 metre ve daha fazla olmasıdır. Yeni kurallara göre kategoriler de değiştirildi. Eskiden 10 kategoride yapılan yarışlar artık 7 kategoride yapılacak ve bu kategoriler araçların 402 metreyi geçtikleri mesafeye göre belirlenecek. Sınıf 1 (Street): 15 saniye üstü, Sınıf 2 (Super Street): 13-15 saniye arası,  Sınıf 3 (Amerikan Street): 14 saniye üstü, Sınıf 4 (Super Amerikan Street): 12-14 saniye arası,  Sınıf 5 (Drag): 13-15 saniye arası, Sınıf 6 (Pro Drag): 11-13 saniye arası, Sınıf 7 (Super Pro Drag): 11 saniye altı. Bu dereceler yarıştan önce yapılacak sıralama turları ile belirlenecektir. Yarışmacılar için sıralama turlarında yaptıkları derecelerini 0.25 saniyeye kadar geliştirmelerine müsaade edilmiştir. Tolerans payının altında kalan 0.25 – 0.50 saniye için 0.50 saniye, 0.5 – 1.0 saniye için 1.0 saniye zaman cezası uygulanır. Eğer zaman toleransının 1 saniyeden fazla altında kaldı ise yarışmacı yarıştan ihraç edilir. Bu kurallar Ulusal Oto Drag yarışları için geçerlidir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: