Naçizane

NAZIM HİKMET’İN DÖNÜŞÜ

4 Mins read
Naçizane

NAZIM HİKMET’İN DÖNÜŞÜ

4 Mins read

Dönüşünü bile kuşkuyla karşılar olduk ustam. Bu ülkenin bir parçası olmak isteyip istemediğini bilemiyorum. Artık bizden birisin. Manzaralarını yazdığın insanlar ve onların seçtikleri seni tekrar aralarına kabul ettiler. Elbette hüzünlü olan geçen zaman değil sadece. Daha muhtaç, daha güçsüz bir ülkeye uygun gördüler seni ustam. Gariptir, en uykulu zamanımızda çağırdılar seni belki de.

 

Kimileri senin birilerini susturmak adına çağırıldığını söylüyor; oysa bilirim mezarından kalkasın yoktur, bilirim bizim ora işi ayakkabı burada da kalmamıştır ne yazık ki. Senden özür dileyeceğimize, seni teselli edercesine sana hepimizden çok hak ettiğin bir şeyi geri veriyoruz., hem de onu hiç hak etmediğin kadar yok etmiş, hiç hak etmediğin kadar kirletmişken.

Her kafadan bir ses çıkıyor Nazım. Kimse dönüp bir şey demeye yanaşmıyor. Kimse gerçek fikrini söylemiyor. Demokratik ağızlar kullanıyorlar, kirlenmiş bir çift çorap gibiler. Hani komünistler seni yeterince komünist olmamakla, devlet vatan hainiyle suçluyordu ya, pek bir şey değişmedi.

Kırmızı bir renk olarak hala cüretkâr. Onlar senin şiirlerinle sesleniyorlar çocuklar ölmesin diye; ama bilmiyorlar yazdığın mektubu çocuklarını para karşılığı yolladı diye Adnan Menderes Hazretleri’ne. Bakalım neler yazmışsın Nazım Usta?

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
iki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.

25.06.1959

İlk önce naz yapsalar da sonradan SEVE SEVE çıkadıkları tezkerelerini hatırladım bir tek Erdoğan ve Kabin(l)esi’nin. Sonra Doğu’ya bakıyorum. Nice politikacı görüyorum Nazım, senin fikirlerini konuşmuş; ama seni bize geri verememiş. Üzülüyorum Nazım, şiirlerin karşı çıktıklarının dudaklarında.

Seni yeteri kadar özümseyemedik sanırım. Balaban gibi yan koğuşunda olabilseydim keşke, Orhan Kemal gibi izleyebilseydim uykunu, yürümeni,yazmanı, çizmeni. İsterdim senin gibi yürüyebilmeyi. Senden sonra bu devlete kafa tutanlara,daha doğrusu devleti becerenlere baş kaldıranlara idam cezaları verdiler. Yaşlarnı büyüttüler, öldürdüler. Orduyu devreden çıkarttık. Biliyoruz ki düşman ta kendimiziz. Polis Devlet olduk Nazım. Manisalı Gençler büyüdü. 10’lu yaşlarındaydılar ve cinsel organlarında hissettiler  devletin sevgi dolu coplarını.

Yaşadıklarının bedeli 20.000 lira idi Nazım. Paralar çok değişti. Kimlerin resimleri basıldı bir bilsen. Hak edeni de var, hak etmeyeni de. Ben senin resmini parada değil bir özgürlük parkında görmek istiyorum Nazım, ben senin adını taşıyan parkta sevdiğim kadına "Seni seviyorum." demek istiyorum.

Senin ölümünden sonra bir şair geçti bu topraklardan. Attila İlhan. Senin şiirlerin yüzünden başı derde girenlerden sadece biri. O da göçtü, gitti. Türk Şairler listesine almamışlardı bir iki sene öncesine kadar. Sanırım ölmesini beklediler.

Sizden geriye birkaç kişi kaldı sanırım. Dönenler ve devam edenler diye ikiye ayırmak isterdim. Dönenler veya unutturulmak istenenler oldunuz sanki. Seni ders kitaplarına aldılar. En azından bu oldu Nazım. Bilmen lazım. Senin "Saman Sarısı" şiirini okutuyorlar. Elbette şu da var: "Dört nala gelip Uzak Asya’dan…"

Biz senin isyanını duyuyoruz. Milliyetçi hezeyanlarla yorumlayabildikleri şiirlerini, popülist politikalarına alet ettiler. Şiir fena halde ucuzladı, iyi yazanlara deli gömleği veriyorlar ya da yapıştırıyorlar ibne ya da komünist sıfatını.

Tiyatro mu? Muhalif tiyatro kalmadı. Kadın erkek ilişkilerini yazıyoruz çoğu zaman. Bilirim ne güzel aşk şiirlerin vardır; ama mücadelen değil miydi o aşkları bu denli unutulmaz kılan.

Böyle bir Türkiye’ye "Merhaba" diyeceksin Nazım. Allah’tan seni altında yatıracak çınarımız var. Getirmek isterlerse seni elbet; ama bu ülkede  hala mezar soyuyorlar, dikkat et Nazım.

Seni bizden almasınlar!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: