56. SayıNaçizane

NE VEDAYMIŞ AMA!..

3 Mins read
56. SayıNaçizane

NE VEDAYMIŞ AMA!..

3 Mins read

Öncelikle seçkin yazar kadrosu, güncel ve kaliteli yazılarıyla 6 yıl ve 55 sayıdır bizimle birlikte olan TÜRK E-DERGİ ailesinin en yeni üyesi olarak tüm okurlarımıza merhabalar diyorum. Bu güne kadar düşüncelerin özgürce paylaşıldığı, bilgi ve kültür yayıncılığının harmanlanarak okuyucuların bilgisayarları başında keyifli ve düşündürücü dakikalar geçirmesini sağlayan e-dergimize bundan böyle elimden geldiği kadarıyla renk katmaya çalışacağım. Herkese şimdiden keyifli dakikalar diliyorum.

Türkiye ekrana kilitlendi son bir aydır. Malum ülkemizin üzerinde gezinen kara bulutlar, insanları şaşkına çeviren konuşmalar ve bunların dışında kendi piyasasını oluşturmuş “Alın verin ekonomiye can verin!” sloganına yoldaşlık eden dizi piyasası bizleri yeterince bağımlı yaptı kara kutulara. Başımızı nereye çevirsek bir karakterin kullandığı çanta, giydiği elbise hatta ve hatta kokusunu ekranlardan alarak ürettikleri parfümleri bunların yanında ise çoğumuzun yüreğini dağlayan şehit cenazelerini görüyoruz. Veda etmekle meşgul olduğumuz bu günlerde bir türlü kavuşamadığımız hedeflerimizin nereye kaybolduğunu bilen veya gören -elbette az sayıdaki- çağdaş insan ise bildiklerinden dolayı haksız durumlara düşüyor; sadece bilinçli insanların fark edebileceği utanç verici sorunlarla karşı karşıya bırakılıyor. Çünkü veda etme modasına uymaları gerekiyor veya bekleniyor. Veda etmekten bitap düştüğümüz alışkanlıklarımız nasıl oluyorsa gelip bizi buluyor sonunda. İçimize sinmişse bir kere o nefes, o huy vazgeçmek ne kelime tutkuyla bağlanıyoruz ona.

Bir dizi veda etti bizlere bu aralar, bilmeyenimiz yoktur. Milyonlar ekranları başına kilitleniyor ve bekliyor, önce bir özet geçiliyor sonra gerçekte olması durumunda haber programlarında flaş gelişme olarak aktarılan vaziyetlerin tartışması başlıyor. Erman Hoca’nın karışmaması şaşkınlıklar içinde karşılansa da binlerce yoruma açık olan bu vedayı başka hiçbir veda gölgede bırakamıyor. 17 yaşında bize ve çok sevdiği ülkesine veda eden kardeşimiz BUSE SARIYAĞ’ın vedası ancak birkaç yaşlı gözle, birkaç tepkiyle ve birkaç tanıdık söylemle gerçekleşiyor. Çok acıdır ki Busenin reytingi 45 saniye ile hesaplanırken en kısa fragmanı 1.30 dakika olan dizilerimiz tıklanma ve paylaşma rekorları kırıyor. Bir de bilgi paylaşayım sizinle: Buse kardeşimizin moderatörlüğünü yaptığı “O Masmavi Gözlere Bir Kez Olsun Bakabilmek için Nelerimi Vermezdim ki!” sayfası Busemiz’i daha baharında ailesinden ve vatanından koparan küstahların saldırılarına da maruz kalmıştır. Sayfaya sahip çıkan az sayıda duyarlı vatandaşımız gece gündüz nöbet tutarak çirkin gönderileri sayfadan uzak tutmaya çalışıyorlar. Masum bedenlerden isteklerini alamayan kirli beyinler bu asil düşünceden bile korkar olmuşlar belli ki.

Veda ederken salladığı mendili gün geçtikçe ıslanan bu halk nasıl oluyor da dizi karakterlerinin ilişkilerine duyduğu ilgiyi başka konulara yönlendiremiyor HAYRET! Geçmişi olmayan Ezel’e dikkat kesilen bu insanlar tarihe sığmayan geçmişi nasıl unutuyor HAYRET! Gün geçtikçe solan çiçeklere, açmadan koparılan tomurcuklara kahrolmayanlar Yaprak Dökümü’ne acılar içerisinde üzülüyor HAYRET! Neye veda etmesi gerektiğini hala göremeyenler size de HAYRET! Bizler aydın insanlarımıza veda ettikçe daha pek çok kıymetli ve eşsiz değere de veda etmeye hazırlanıyoruz onların miraslarına sahip çıkmayarak. Madımak Oteli katliamı 17 yıl önce zihniyetin ne yönde olduğunu bizlere göstermiş; barış elçileri, aydınlar, bilim insanları ve masumlar aramızdan uçup gitmişlerdi. Yakılan bedenlerin yeni ruhlara bir Anka kuşu gibi yerleşmesini umarak ilk yazımın sonuna geliyor b-ve son kez sesleniyorum Kuva-i Milliye ruhunu taşıyan tüm vatanseverlere: Niye kenetlenemiyoruz HAYRET!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: