NİL KIYISINDA OLGUNLAŞMAK




Nil Karaibrahimgil’i nasıl bilirsiniz? Eğlenceli, şımarık, hareketli, pozitif… Biliyorum, aklınıza hep iyi şeyler geliyor. Dinlerken gerdan kıvırasınız geliyor. Nil Dünyası, Nil FM, Tek Taşımı Kendim Aldım derken Nil eğlence ile özdeşleşiyor, arada slowlarla güzelleşiyordu. Yeni bir Nil albümü hiç beklemediğim bir haftasonunda düştü kucağıma. Kapağı gördüğüm an çarpıldım. Bu kadın ilk kez kendine en çok yakışan, kadın yanını yansıtan renklerde bir kartonetle merhaba diyordu dinleyiciye. Ekonomik kriz devrinde “Al beni, pişman olmazsın!” diyordu.

Benim pis bir adetim var. Bir albümü almadan önce sözlükten herkesin görüşünü okuyorum. Nil Kıyısında, hakkında bir şey okumadan, daha doğrusu önyargı edinmeden okuduğum ilk albümdü. Albümde ilk dikkat çeken Ozan Çolakoğlu’nun olmaması. Bu da albümün biraz daha olgun bir müzikal anlayışa gebe olduğunun işaretiydi. Ozan Çolakoğlu’nun yetenekli bir müzisyen olduğuna kalıbımı basarım; ancak fazla “POP” işler yaptığı da ortada. O’nun koltuğunda Alper Erinç’i görmek de oldukça rahatlatıcıydı. Nil gibi bir hammadde doğru işlenirse ortaya muhteşem şeyler çıkabilirdi ve doğru ustayla çalışıyordu bu sefer Nil.

Albümü 8. şarkıdan dinlemeye başladım: Kırık.

Kırık açıkçası en çok beklentim olan slow’du. Niltakipte.com’dan aldığım bilgiye dayanarak bu şarkıdan başlamıştım ve beklentilerimi karşıladı sayılır. Ağlatmadı ancak yaraladı. Özellikle kadınlar tarafından dinlendiğinde daha anlamlı olacağını düşündüğüm bir şarkı olmuş.

Sırada “Aşkımız Her Zamanki Gibi Tehlikede” vardı. Hızlı, futbol tezahüratı tadında, eğlenceli bir şarkı bu da…

Elbette burada şarkıların teker teker analizini yapmak isterdim; ancak albümün genel kimliğinden bahsetmekte daha büyük fayda görüyorum.

“Yalnız Kalpler de Atarlar”, “Kırık”,”Aşkımız Her Zamanki Gibi Tehlikede”, Mazhar Alanson vokaliyle şenlenen (Leonard Cohenvari) “İlla” albümün bana göre en’leri. Bu arada “Çok Canım Acıyor” ve “Ne Garip Adam” Nil FM ve Nil Dünyası tadında şarkılar. Eski besteler olma olasılıkları yok gibi olsa da eski besteleri andırdıkları kesin. Ayrıca Serdar Erener-Nil ilişkisi sanırım oldukça çalkantılı geçiyor yıllardır. Ayrılık, sitem dolu bir albüm olmuş.

Sanırım Göksel ve Yasemin Mori soundlarıyla da benzeşen bu albüm Nil Karaibrahimgil için yeni bir dönemin hayatında ve sanatında başlangıcı anlamına geliyor. Nil doğru insanlarla doğru işler yapacak gibi duruyor, bize de bunun keyfini çıkarmak düşüyor. "Eminim Sevmediğine"nin sözlerini koyalım yazının sonuna doğru:

Kendimi senin yerine koydum n’olcak?
Ben dipdeyim sen seyirde!
İstediğin gibi değil de buysam n’olcak?
Ben alelade, sen nadide!

 

Nil’in XL’deki "Onun aşkı bana XL." hâlinden, "Ben buyum kardeşim." formuna geçişine bakılırsa bu şarkı bir nevi Nil’in kendine geri beslemesi sayılabilir.

Kendine gelen bir Nil’i ben daha çok sevdim. Siz de dinleyin, siz de sevin!!!

 

Bir Cevap Yazın