Naçizane

Okan Bayülgen Uçuracak mı Uçacak mı?

3 Mins read
Naçizane

Okan Bayülgen Uçuracak mı Uçacak mı?

3 Mins read

 

Okan Bayülgen, eleştirilere tahammül edebilen biri olmalı ki, üst üste yaptığı üç program da (Sürpriz, Hacı Yatmaz ve Kanal D’deki tasarım programı) vasatı aşamamış olsa bile kamera arkasından spotların altına geçmiyor. Yenilenme bir pop ikonu için doğal olarak gerekli bir süreç. Bugün Tarkan’ın popülerliğinin sadece gazete sayfalarıyla sınırlı kalıp İsmail YK’nın daha büyük bir kitleye etki etmesinin sebebi neyse, Okan Bayülgen’i de diğerlerinden ayırıp bir süre sonra tekrara düşmeye itecek budur: “HEDEF KİTLE!”.

 

Sözlük gençliği olarak betimleyebileceğimiz kitleyi kendine takipçi seçen OB (43) kendini solcu olarak tanımlayanlardan. Yani kurulu düzen çoğumuzu olduğu gibi O’nu da muhtemelen rahatsız ediyor. Kenan Evren’i, Turgut Özal’ı, Ecevit’i, Demirel’i yaşayanlardan sadece biri belki; ama aldığı hukuk eğitimi, bir dönem elinde bulundurduğu “Devlet Tiyatroları’nın en genç yönetmeni” ünvanı gibi şeyler bile bir gazete küpüründe karşımıza çıkınca bu adamda var bir şey diyoruz.

 

Kendisi için açılan başlıklarda Atatürk de dahil olmak üzere bütün siyasetçilerden daha çok yorum olan bu adam bu günlerde garip bir tutumla bizi olabildiğince kendinden saklıyor; ama elinden kalemi, kağıdı bırakmıyor olacak ki her gün yeni bir projeyle geçiyor insanların karşısına. Sanırım unuttuğu bir nokta var: Türk televizyon izleyicisinin yapısı. Kendisi bir röportajında “Televizyon hastalar ve yaşlılar içindir” demişti. Ne yazık ki internet çağı olarak adlandırılan çağımızda bile biz gençler obezite ve türlü rahatsızlıkların pençesinde hiçbir şey yapmayışımıza televizyonu meze ediyoruz. Buna bağlı olarak Sürpriz’in ya da Hacıyatmaz’ın izleneceği saatlerde kumandaya biz gençler hükmediyoruz.

 

Biz Gülben Ergen’i, Hülya Avşar’ı, Deniz Seki’yi görmek istemeyen nesiliz. Popüler kültürün eskimiş cikletlerini yenileriyle değiştirmek isteyen, yani popüler olanı değiştirenleriz. Bugün Türkiye’de en çok satanların etnik müzik albümlerinden sonra pop albümler yerine rock tabanlı albümler olmasını da Türkiye sanırım bize borçlu. Doğal olarak bizim talebimiz önem kazanıyor. Alternatif olan, farklı olan ilgi çekiyor. Ve bunca senedir bizi ekran başına kilitleyen adam “Sürpriz” programının yapımcısı olunca davayı satmış muamelesi görüyor. Tarafından uçurulmak bile bir onur kaynağı olan adam bir anda onlardan biri oluveriyor.

 

Televizyon izleyicisi ve popüler kültür tüketicisinin merhametli olmadığı tüm dünya ülkelerinde bilinen bir gerçek. 1995’in manşetleriyle günümüz manşetleri arasında konu olarak büyük bir fark olmasa da isimlerin değiştiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Okan Bayülgen kalıcılığı yakalayamamış ve tekrara düşmüş işler yapan bu insanları bazen konuk etti bazen eleştirdi. Eminim kısa zamanda onlardan biri olmamak üzere harika bir dönüş yapacaktır. Özlediğimiz o yüzü, yeni çıkan hafif göbeği ve sakallarıyla karşımıza çıkarıp bizi rahata erdirecek, Cumartesi’ye renk katacak olduğuna eminim, ya da emin olmak istiyorum. Aksi halde, kimin kimi uçuracağı pek belli olmaz.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: