55. SayıAraştırmaKapak

Porter’ın 5 Kuvveti ile Sektör Seçimi

5 Mins read

Modern ekonomi ve piyasa anlayışı, geleneksel sisteme göre çok farklı,  eskisi gibi firmalar sadece kâra odaklı çalışmamakta, üret sat mantığı işlememektedir. Müşteri hem bilinçli hem de aktif ve söz sahibi hale gelmiş ve fiyat belirleme yetisi kazanmıştır.  Tedarikçiler, aracılar, pazarlayıcıların önemi günden güne artmış, pazarlık konusunda daha iyi hale gelmiş durumdalar.  Sektörler daha çok çeşitlenmiş ve firmaların rekabet anlayışı tamamen değişmiştir.

Bu sayıda bu yeni anlayış üzerinden giderek Micheal Porter’ın yatrım yapılacak veya girilecek endüstri için değerlendirilmesi gereken 5 kuvveti sizlerle paylaşacağız. SWOT analizinden farklı olarak Porter’ın beş kuvvet analizinde firmanın salt kendisini değil, girmek istediği sektörler arasında etkin olan unsurları rahatlıkla beş kuvvetle kıyaslama yapabilmektedir.

Rekabet  Davranışı

Porter’ın 5 kuvvetinden ilki sektördeki rekabeti anlamaya yönelik olan “Rekabet  Davranışı – Competitive Rivaly”. Bu kuvveti iki farklı şekilde yorumlamak gerekiyor. Bir tanesi incelediğiniz sektörün içine kendinizi koymaksızın biraz sonra sıralayacağımız kriterler uyarınca sektörü yorumlamanız, diğeri ise bu sektörde olduğunuzu varsayıp mevcut kriterlere karşı sizin tepkinizin ne olabileceğini ön görmeniz ve yorulmanız.

Sektördeki rekabetçi davranışı yorumlarken kullandığımız başlıca kriterler; Sektörün yoğunluğu, çıkış bariyerleri, sabit maliyet ve katma değer, endüstrinin büyümesi, ürünlerin farklılığı, değişim maliyetleri, ürün ve marka kimliği, rakiplerin farklılıkları,  aralıklı kapasite aşımı, şirket destekleri.

Sektörün Yoğunluğu: Sektördeki rakip firma sayısı, bunların pazar payları; aynı hedef kitleye yönelik ve benzer kaynakların kullanımından dolayı rekabeti kolaylaştıracak veya zorlaştıracaktır. Rekabetin daha da yoğun olduğu sektörlerde benzer pazar payına sahip olan firmalar pazar liderliği için ekstra çaba göstermesi gerekecektir o yüzden sektör yoğunlu dikkate alınması gereken önemli bir konudur.

Sektörün Büyümesi: Sektörün mevcut büyüklüğü kadar büyüme hızı ve büyüme ivmesi sektördeki rekabetin şiddetini öngörme adına önemlidir. Büyümenin hızlı olduğu sektörlerde genel pazar hacminin büyümesinden dolayı firmaların kazançları da büyüyecektir.

Yüksek Sabit Maliyetler: Ölçek ekonomisinin uygulandığı yüksek sabit maliyetler rekabeti kızıştırır. Toplam maliyetin büyük bir bölümünü sabit maliyet oluşturduğu takdirde, firma kapasitesini kadar üretimi mümkün olduğu en düşük birim maliyete yapması gerekecektir. Çünkü firma ancak sattığı ürün başına kazandığının birim maliyetten farkıyla ayakta kalabilir. Ne kadar fazla ürün üretilip satılabilirse o kadar güç sahibi olunabilir.

Depolama Maliyetleri ve Ürünün Dayanırlığı: Ürünün depolanma süresi firmalar için önemli bir gider kalemidir, özellikle bu ürünler bozulabilir ürünler ise depolama süresi uzadıkça ürünün atıl duruma düşmesi söz konusu olacaktır, bu da firmaya ekstra bir mali yük getirmektedir.  Sadece üretilen değil, tedarikçilerden alınan ürünleri de düşünmek gerekir.

Değişim Maliyeti: Ürünlerinizi kolaylıkla başka bir ürüne tercih edilebiliyorsa, ya da rakip firma pazarlama stratejileriyle rahatlıkla firmalarını tercih ettirebiliyorsa bu değişim maliyetinin yüksek olduğu anlamına gelir buda sektör içindeki rekabeti artıran öğelerden biridir.

Marka kimliği ve Farklılaşmama: Ürün sabitliği ya da değiştirilemezliği rekabeti artırmaktadır. Ürünü farklılaştırma diğer rakiplerin ürünlerinden üstün kılma daha fazla tercih edilebilir hale getirebiliyorsa fakat sizin sektörünüzde üretilen ürünler buna izin vermiyorsa rakiplerinizden üstün olmak için daha farklı yollar tercih etmeniz gerekecektir.

Çıkış Bariyerleri: Genelde pek fazla dikkate alınmayan kriterlerden biridir çıkış bariyerleri,  bir sektöre giriyorsanız ondan niye çıkmayı düşünesiniz ki. Bu kanı yanlış bir kanıdır, ürettiğiniz ürünün tutulmaması veya rekabetin ağırlaştığı zamanlarda sektörü terk etmeye çalıştığınız zamanlarda hem hukuksal açıdan hem de ekonomik açıdan zorluklarla karşılaşabilirsiniz.  Makine ve arazilerinizin çok düşük bedele gitmesi ya da ikinci ellerinin tercih edilmemesi gibi hadiseler çıkış bariyerlerini yükseltmektedir. Özellikle riski yüksek, rekabet yoğun olan sektörlerde dikkate alınması gereken bir konudur çıkış bariyerleri.

Rakiplerin Ayrılığı: Farklılaşmadan farklı bir konu olan rakiplerin ayrılığı; firmaların tarihsel, kültürel ve kurumsal felsefesi açısından farklı olması sektöre zaman zaman zarar verebilmektedir, bu da sektörde başıboşluğa, güvensizliğe neden olmaktadır.

Çalkantılı Sektörler: Belli dönemlerde hızlı bir şekilde sektörün büyüdüğü ve birçok firmanın iştahını kabartarak girdiği sektörlerin tercihi sektörü olduğundan kalabalık hale getirebilir.  Sektörün büyüme hızı düştüğünde sektör doygunluk seviyesine ulaşır. Buda yoğu rekabet, fiyat savaşları ve şirket iflaslarına neden olabilir.

İkame Tehdidi

Porter’ın modeline göre firmanızın içinde bulunduğu sektörün dışındaki bir sektör tarafında sizin yaptığınız ürünün yaptığı işin benzerini yapan, ya da sizin ürününüzün yerine geçebilecek ürünler üreten sektörler bir risk ve tehdit unsurudur.  Bu sektördeki ürün, fiyat, kullanılabilirlik, çevreye etkisi yönünden avantajlar taşıyorsa sizlere ikame tehdidi oluşturacaktır.

Alıcı Tehdidi

Alıcı tehdidi, tüketicinin üretici sektör üzerindeki etkinliğidir. Genel olarak bu durum sektörün yoğunluğu, pazar büyüklüğü, pazardaki firmaların hacmiyle ilişkilidir. Firma sayısı yüksek fakat alıcı sayısı azsa,  alıcının ürünü kendisi temin etme şansı varsa, alıcı bir seferde büyük miktarda alım yapabiliyorsa bu durum alıcının satıcı üzerinde bir baskı kurmasını sağlayabilir.  Aynı zamanda hedef kitlenin bilinçli ve seçici olması da üreticinin işini zorlaştırmaktadır.

Tedarikçi Tehdidi

Alıcı tehdidinde geçenlerin tersi tedarikçi tehdidini oluşturmaktadır. Sektörünüze ürün tedarik eden firmalar azsa veya alıcı firması normalden fazlaysa bu durum tedarikçinin elini güçlendirmektedir.

Giriş Tehdidi

En önemli kuvvetlerden birisidir, giriş tehdidi.

Devlet Bariyerleri: Özellikle liberal ekonomiye sahip olmayan devletlerde büyük sorun teşkil etmektedir giriş bariyerleri. Devletin adilliği korumak adına aldığı kararlar bazı sektörler için firmaları sınırlamaktadır.  Yüksek vergiler, izinler ve çeşitli bürokratik işlemler sektöre girişler için aşılması güç bariyerler oluşturmaktadır.

Patentler ve Tescil: Bir ürün patentli ya da başka bir firmanın ya da şahsın adına tescilli ise bu firmaya bir maliyet getirecektir.  Aynı zamanda gireceğiniz sektör hakkında bilgi sermayeniz yoksa buda sizin için bir maliyet ve tehdit oluşturacaktır.

Yatırım Harcamaları: Girmek istediğiniz sektörün ön yatırım harcamalarının yüksek olması, bunun için yeteri kadar sermayeniz yoksa rekabet gücünüzü düşürecektir.

Organizasyonel Ölçek Ekonomisi: Firmaların sektörde rekabet edebilir güce sahip olabilmesi için en önemli ve öncelikli hedef maliyeti azaltmaktır. Birim maliyet ne kadar azaltılabilirse firmanın piyasada rekabet gücü ve kâr oranı o kadar artar. Bu duruma terim olarak “Minimum Etkin Ölçek “ (MEÖ) denmektedir. O yüzden rekabetin yoğun olduğu ve benzer ürünü rakiplerinden daha fazla satarak fazla kâr edebilmesi için firmanın MEÖ sü en düşük seviyede olmalıdır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: