Naçizane

ŞAKA GİBİ

2 Mins read
Naçizane

ŞAKA GİBİ

2 Mins read

Bugün 1 Nisan. Şaka gibi bir gün benim için.

Günün ilk şakası hiç de 1 Nisan gibi 1 Nisan olmamasıydı. Son birkaç yıldır kimseye özel olarak şaka yapmak için uğraşmadığım gibi kimsenin de bana şaka yapmak için uğraştığını hatırlamıyorum, ama yine de günün şaka günü olduğunu hatırlatırdı insanlar birbirlerine. Bugün ise hiç kimsede öyle bir hava görmedim. Sanırım hepimiz giderek daha meşgul ve bu yüzden daha dalgın oluyoruz.

Günün ikinci şakasını kendi kendime yaptım. Girişimcilik Becerileri sınavına bir saat geç gittim, sınav bitmeden on dakika önce çıktım. Sınava çalışmadan girince böyle oluyormuş demek ki.

Elbette günlük tutma niyetiyle yazmıyorum bu yazıyı. Yine de girişi böyle yapmakta sakınca görmedim çünkü benim için şaka gibi bir şeyden, İzmir’den, bahsetmek istiyorum. Başıma gelen onca şaka gibi olaya rağmen çok sevdiğim bir şehir İzmir ki bu şehri hala seviyor olmam da şaka gibi bir şey zaten.

İzmir ilk şakasını daha ikinci gelişimde cüzdanımı kaybetmemle yaptı bana ki tam yedi yıl boyunca kahvaltı için yurt yemekhanesine inerken dahi cüzdanını eşofmanının cebinde taşıyan ben minibüste cüzdanı cebime koymadığımı fark etmemiştim. Çeşmealtı’nda geçirdiğim iki yıl uzun süren, oradayken yaşadıklarımdan bir çoğu nisbeten kısa süreli şakalardı. Tanıdığım şaka gibi insanları ve onların bende meydana getirdikleri şaka gibi değişiklikleri anlatmaya kalkarsam birkaç cilt kitap yazmam gerekebilir bu yüzden -aslında bunu yapabileceğimden de emin olmadığımdan- o kısmı geçiyorum. Aklımdan şüphe etmeme neden olan bir gönül macerasını ise hiç dillendirmiyorum.

İzmir benim için ne ifade ediyor, tüm aksiliklere rağmen bu şehri neden seviyorum? Bu soruyu birkaç kez sordum daha önce ve her defasında farklı cevaplar aldım. Bugün yeni bir cevap vermeden eski cevaplarımı bir veya iki cümle ile özetleyerek bir derleme yapmayı düşünüyorum.

Cevapların ilk sırasına “rahatlık”ı koyabilirim sanırım. Atalet ile umursamazlık arasında bir duruşu var bu şehrin ki bana çok benziyor bu konuda. İkinci bir neden ideolojileri benimkiyle taban tabana zıt bunca insanın arasında olmama rağmen bunun beni rahatsız etmemesi olsa gerek. Bu da İzmir’in havasından kaynaklanıyor sanırım. Hava demişken, henüz yazları burada kalmadığım için olsa gerek İzmir’in havası da bu şehri sevmemin bir nedeni. Suyunu değilse de Kordon boyunu, ondan daha çok Karşıyaka-Bostanlı arasındaki sahil yolunu seviyorum. Bazen tersine rast gelsem de çok zaman vapurda, otobüste, parkta, sokakta insanların yüzünde gördüğüm tebessümü çok seviyorum. Bir de unutmadan, bundan sonra kullanacaklarımla birlikte (başlığı saymazsak) toplam 19 adet “şaka” ve 10 adet “şaka gibi” ifadesinin geçtiği bu şaka gibi yazıya tahammül eden insanları seviyorum.

Not: Bugün 1 Nisan, şaka günü demiştim. Bugünün bir başka özelliği de “şaka gibi bir adam”ın doğum günü olması. Doğum günün kutlu olsun “şaka gibi adam”.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: