ArşivNaçizane

SAKLAMBAÇ

2 Mins read
ArşivNaçizane

SAKLAMBAÇ

2 Mins read

Düğmeye bastı. Göz kırptı lamba. İkincide yanması gerekirdi, yanmadı. Üçüncü göz kırpışında tutuşacak gibi oldu, patladı. Cebinden çakmağını çıkardı. Çekmecelerin birinde el feneri olacaktı ama hangisinde. Hatırlamaya çalıştı, olmadı. Rastgele açmaya başladı çekmeceleri. Bunda değil, şunda da değil, onda… Onda bir muma rast geldi, almadı. Aradığı mum değildi. Mum da işini görürdü belki ama fener daha gerekliydi. Hem onun canı fener istiyordu. Feneri bulamama ihtimaline karşı mumun olduğu çekmeceyi iyice belledikten sonra aramaya devam etti. Bunda değil, şunda değil, onda… değil. Nerede bu lanet olası fener? Düşündü, en son ne için kullanmıştı? Hiç kullanmış mıydı? Birkaç kez niyetlenmişti ama vazgeçmişti. Öyleyse nereye konduysa ilk defa orada olmalıydı. Düşündü, düşündü, düşündü… Nerede bu Allah’ın cezası fener?

 

Elinde çakmakla gezmekten sıkılmaya başladı. Mumu yakıp feneri aramaya öyle devam etmeyi düşündü ama vazgeçti. Mumun da bir gururu vardı nihayetinde. Öyle feneri bulunca mumu söndürmek olmazdı. Mum ışığında fener aramaksa iyiden iyiye ayıp olurdu. Ya çakmağa? Çakmağa bir bok olmazdı canım. Çakmak hep onunlaydı, hep yanında, hep yakınında. Sigarayla dostluğunu da kıskanmıyordu zaten. Çakmağa bir bok olmazdı, hayır.

 

Yeniden aramaya koyuldu. Fenerin ilk konulduğu yer neresi olabilirdi? Çalıştır saksıyı çocuğum, zorla kendini biraz. Yok. Tüm ihtimalleri gözden geçirdi ama yok işte. Demek ki fener oyun oynamak istiyordu. Fakat onun oyun oynayacak vakti yoktu. Demek ki feneri oyundan vazgeçirecekti. Fakat fenerin oynamadan ortaya çıkmaya niyeti yoktu. Demek ki oynayacaktı. Elma dersem çık armut dersem çıkma. Armut. Armut. Armut. El… armut. Armut. Armut. Armut. Armut. Elmaaaaaa! Bekledi, bekledi, bekledi. Yemedi fener, çıkmadı. Gördüm, kalem kutusunun içindesin. Ne işin var orda? Kalem kutusunun içinde değildi. Çanak çömlek patladı ama fener yine çıkmadı. Pes, dedi, tekrar yumuyorum. Yirmi üçe kadar saydı, gözlerini açtı. Yüze kadar saymak gerekmezdi.

 

İşe önce mumdan başlamalı. Hangi çekmeceydi? Hah, şu. Ana, mum yok! Nereye gider ulan buradan? Mum dediğin ayaklı değil ki canı sıkılsın da çıkıp gezsin. Hadi niyetlendi diyelim çekmeceyi nasıl açtı eşşeoğlu eşek? Oradan çıkarıp başka yere koymuş olabilir miydi? Düşündü, düşündü, düşündü… Hayır, onu öylece orada bırakmıştı. Demek ki mum da oyun oynamak istiyordu. Fakat onun oyun oynayacak vakti yoktu. Demek ki…

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: