SEN BİTTİYSEN…

Masum değiliz. Sen de suçlusun, ben de… Patavatsızca sarf edilen sinir yüklü kelimelerin yıktığı bir şehiriz. Artçı sarsıntıları takip eden depremin yerle bir ettiği, yaşam belirtisinin kalmadığı, ölüme teslimiyetini ilan eden nefessiz bedenleriz.

Sıcaklığını yitirmiş sevgimiz; yerini kızgınlık, kırgınlık, acılar ve acıların bıraktığı derin yaralar almış… Birbirimize artık fazla geliyorduk. Tüketmiştik; ballandırarak kelimeleri anlamsız kılan aşkımızı. Oysa ben seni ben gibi sevmiştim…

Çok kısa sürede bitirdik birbirimizi, oysa bir ömüre yeterdik. Hatta seni sevmeye bir ömür yetmez bana diyordum. Yanılmışım. Oysa yanılmayı en son dilediğimdin. Şimdi ayrı odalarda, ayrı hayatlara çıkmak için bavullarımızı hazırlıyorduk. Ne garip değil mi? Özlemek bile anlamsızlaşırdı yanında, sevgimizi sözcüklere sığdırmaya çalışmak keyifsizleşirdi. Suskunluk düşerdi zamana…

Şimdi ise bedenlerimize sonbahar değdi. Rüzgar yapraklarımı bir bir koparıyor… Hava soğuk, saracak kolların yoksa… Gözlerin karşımda değilse, gözlerimin olması manasız… Oysa ben sevginle sarmalanırken ölmeyi dilemiştim. Sen kokarken… Nefesim nefesime karışırken… Sen bendeyken… Ben sendeyken… Ömrümüm bittiği yerde bitmek istedim sende…

Bir şans daha dilemeden, gidiyorum. Kaç şans verdik hayatımıza bilmiyorum. Sanırım biz; biz olamadık. Eksik kalacak yaşantımız biliyorum. Biliyorum da, durdurunca neyin değişeceğini bilmiyorum. Sanırım bu saatten sonra sen benim, ben senin hayatında devam etmemiz, hayatlarımızı törpülemekten başka bir işe yaramayacak. Bitmek en iyisi gibi…

Artık eve döndüğümde kapıda beni kahve ile karşılamayacaksın. Oda kokuna esir düşmeyecek, aksine buram buram yalnızlık kokacak, sensizken ben de yarımlaşacağım. Alışkanlığımdın, yalnızlığımda alışacağım. Ama kimseyi yalnızlığım dahil sen gibi sevmeyeceğim. Çünkü sen bile bittiysen, herkes biter bende can tanem…

Bir Cevap Yazın