SENİNLE

Kulağımda nereden geldiğini bilmediğim bir melodi… Ve gecenin karanlığında yine yalnızlığımla baş başayız… Hiçbir şey düşünmeden dinliyoruz ya da çok şey düşünerek…

 
Ne kadar da kararlı basıyor notalara piyanist, kelimelere dökemediği duygularını anlatmakta inatçı ama dinleyene yeter be, dedirtmeyecek kadar da yumuşak ve anlamlı. Hayat karşısında olmak istediğim gibi uzun lafın kısası.
 
Derken yalnızlığım sesleniyor aradan "Bak" diyor, "Oradayım"… Beni anlatıyor her bir nota darbesiyle. Bak duyuyor musun, isyanlarda şu anda? Senin gibi… Nasıl da şiddetlendi melodi… ama bak kabullendi şimdi de, her insan isyanlarda gördün mü, ama da kabullenmekte sonun başlangıcında benimle olmayı…
 
Sus diyorum, ben kabullenmek istemiyorum ki seni… Alıştım sana ama kabul etmek istemiyorum bu alışkanlığı.
 
Sigara gibi değil… Alışkanlık işte… deyip geçebileceğim… O bile yavaş yavaş akıtır zehrini bedenime, fark ettirmez… Ama sen! Öyle misin ya? Hep fark ettirirsin varlığını! Varlığın bir bulut olup sarar her bir yanımı, üşütür… ama sonra dedim ya, alışkanlık… Isınırım.
 
Hani olur ya, kış günü yeni serilmiş çarşaflara buz gibi yatarsın, titrer her bir yanın ama huzur bulursun o serinlikte bile, ısınırsın sonra… Yine de kabul etmek istemezsin bir sonraki gün de üşüyerek yatağına gireceğini ama kaçamazsın, katlanırsın.
 
Katlanırım…
 
Alışılmışlıktan gelen garip bir huzur verir varlığın…
Sonra varlığınla uykuya dalarım…
Kulağımda bilmediğim bir melodiyle,
                                     bilinmez diyarlara…
 
                                                                     Seninle…

Bir Cevap Yazın