SIRADAN BİR SOHBET (RADIOHEAD)

Tarih; 20 Ekim 2007 Yer; İngiltere Oxfordshire’da sıradan bir park:

Sıradan bir fotoğrafçı yine sıradan görünen beş kişilik bir topluluktan birkaç kare alıyor. Konumlar değişiyor. Sonra birkaç kare daha… Dikkati en ufak tefek olanı çekiyor. Nedense sol gözü kapalı gibi. Saçlarını tarayış biçimi değişik bir trendi çağrıştırıyor. İçlerinde en çok güleni o.Yerinde duramıyor sağa sola laf yetiştiriyor. Onun yüzünden birçok fotoğraf yanıyor. Yine de fotoğrafçı durumdan memnun gibi…

Yarım saat süren çekimlerden sonra beş kişilik grup kısık gözlünün kullandığı bir Fiat Punto’ya biniyor. Aralarından en uzun boylusu şoföre; “Neden bu ufacık arabayı kullanıyorsun anlamıyorum..” demekten kendini alamıyor. Kısık gözlü; “ Çevreyi en az kirleten bu…” diyor. Araba Central Oxford’un dar sokaklarında seyrediyor ve nihayet küçük bir apartmana yanaşıyor. Grup aralarında gülüşerek kısık gözlünün dairesine çıkıyor. Kapıyı güzel bir kadın açıyor. Adı Racheli. Kısa adam Rachel’ın dudağına bir öpücük konduruyor. Adları Agnesii ve Noahiii olan iki yumurcak kısa adamın üzerine atlıyor. Adam çocuklarıyla ilgilenirken diğerleri yani; Ediv, Philv, Colinvi ve Jonnyvii ortasında kocaman bir hindinin buharlar çıkararak durduğu sofraya oturuyorlar. Rachel, çocuklarla ilgilenen erkek arkadaşına; “Thomviii, salatanı soslu mu istiyorsun?” diye soruyor. Thom; “ Fark etmez, yeter ki içinde et olmasın..” diye cevap veriyor. Ed nedense o gün Thom’a vejetaryenliği hakkında takılmıyor.

Yemekten sonra artık bu evde klasikleşen sohbetlerine başlıyorlar. Colin; “ Bu gerçekten çok iyi bir albüm oldu. İlişkilere dair içimizde ne biriktirmişsek kustuk. Başta “In Rainbows” adını çok benimseyememiştim ama şimdi albüme bundan daha uygun bir isim düşünemiyorum.” Thom atılıyor;” Bence de! Bu albüm bizi tamamen yansıttı… Bu bizim klasik albümümüz, Revolver’ımız, Transformer’ımız, Honky Dory’miz ixoldu.” Jonny; “ Thom’un sesinin ön planda olması çok iyi oldu. Zincirlerini zaten solo albümü “The Eraser” la kırmıştı…”

Tarih; 10 Eylül 2005, yer; Central Oxford, aynı küçük daire:

Rachel odasında çizimleriyle meşgul. Thom ise, oturma odasında kucağında dizüstü bilgisayarı, kafasında kocaman kulaklığıyla ilk ve tek solo albümü olan “The Eraser”ın “Harrowdown Hill” şarkısına söz yazıyor. Şarkı Amerikan hükümeti tarafından düzenlendiği düşünülen Dr. David Kelly suikastı hakkında. Thom, Rachel’ın ünlü sütlü çayını ilk defa kaşları çatık bir şekilde yudumluyor. “Batı kanadı”na karşı içinde biriktirdiği nefret oturma odasını çevreleyen bir auraya dönüşüyor. Dr. David Kelly Amerikan hükümeti için çalışan çok yetenekli bir nükleer silah uzmanıydı. Ve yine Amerika’nın ortadan kaldırdığı yüzlerce tehditten biri oldu. II. Körfez Savaşı sırasında araştırma için defalarca Irak’a gitmiş ve 22 Mayıs 2003’te adı Andrew Gilligan olan bir BBC muhabirine, Irak’ta nükleer silah bulunmadığını söylemişti. Kısa zaman sonra da Oxfordshire’da Harrowdown Hill isimli tepede ölü olarak bulundu. İntihar ettiği bütün gazetelerde duyuruldu. Fakat resmi otopsi raporları durumun kesinlikle bir intihar olmadığını ispatlar derecesindeydi.

Yeniden Thom’un evindeki sohbete dönüyoruz. Colin;” Creep’den beri çok yol kat ettik. Bu dünyadaki görevimizi hakkıyla yapıyoruz. Bir şeyler üretiyoruz ve eleştirmenlerden gelen tepkiler genelde pozitif.”

Tarih 1992 Eylül’ü Yer; Birleşik Krallık.:

İsmini, 1986 yılında piyasaya sürülen “Talking Headsx” albümü “True Stories”in altıncı parçası (radio head) ndan alan alternatif rock grubu “Radiohead”,”Pablo Honey” adlı ilk albümünün ilk kırk beşliği olan “Creep”i yayınlıyor. Bir İngiltere radyosu olan “Radio 1” parçayı, çok depresif bulduğundan çalma listesine almıyor. Belli bir zaman sonra parça o kadar çok seviliyor ki “Radiohead” bu şarkıyla anılmaya başlıyor. Ve 2005 Martında, müzik dünyasında çok saygın bir yere sahip olan “Q Magazine” dergisi “Creep”i “gelmiş geçmiş en iyi gitar şarkıları” listesinde on beşinci sıraya yerleştiriyor.

Yer Thom’un dairesi. Söyleşi devam ediyor. Phil; “ Pablo Honey’den sonra yaptığımız “The Bends” albümü… Biliyorsunuz, her zaman benim favorimdi. Sistemi eleştirmeye o zaman başladık. “Fake Plastic Trees” ve “Street Spirit” albüme hükmetmişti. Jonny; “ “Street Spirit”i ne zaman ansak aklıma aynı şey geliyor… Thom’un şarkı için yaptığı o röportaj. İyi gizem katmıştın parçaya(gülümser)…” Thom( Gülümseyerek) ; Eminim, “bu şarkıyı ben yazmadım” deyişimden bahsediyorsun(gülümser). Hissettiklerimi söyledim sadece… Biliyorsunuz şarkıyı on dakikada yazdım. Yani yazmışım. Bitirdiğimde, gerçekten bütün benliğimle “bunu ben yazmamışım” gibi hissettim.(gülümser). Ed; ”Eğer kronolojik sohbetimize devam edeceksek, OK Computer deyip bahsi açıyorum!(gülümser)”. Ed’i dinledikten sonra Thom’un bakışları anlamsızlaşıyor. Belli ki dalıp gidiyor o an; “Evet” diyor. “Evet. Doruk noktamız…” cümlesini bitirirken gülümsüyor…

Tarih 24 Mayıs 1998 Yer. REMxi solisti Michael Stipe’ın Amerika’daki evi:

Thom, 12 Temmuz 1997’de üçüncü stüdyo albümleri “OK Computer” yayınlandıktan sonra ağır bir depresyon yaşamıştı. Oysa albüm birçok eleştirmene göre gelmiş geçmiş en iyi albümdü. O yıl düzenlenen Grammy Ödülleri’nde en iyi alternatif müzik albümü ödülünü almıştı. Kayıt, çağımızın bunalımlarını içli bir şekilde anlatan bir konsept eserdi. Thom hayatında iki trafik kazası geçirdi. Birisinde neredeyse ölüyordu. Bu sebepten ; “Airbag” parçasında hayatta kaldığı için şükretti. “Paranoid Andrroid” te paranoyağım ama en azından insanım, bir robot değilim dedi, “Suterranean Homesick Alien” da dünyadaki acılardan bunalıp uzaylıların onu yanına almasını diledi, “Exit Music” te Romeo olup Juliet’i evinden kaçırdı ve ailesine lanet okudu, “Let Down” da belediye otobüslerindeki insanların yüzlerinden, anakent düzeninin sebep olduğu bunalımı gözlemledi ve onlar için ağladı , “Karma Police” te sevmedikleri işlerde çalışan insanların yavaş yavaş ölen ruhlarını konu aldı, “Fitter Happier” da bencilliğe küfretti, “Electioneering” de IMF’i hedef seçti, “Climbing Up to Walls” da sevdiğine senin “içindeyim” diyerek teminatların en büyüğünü verdi, “No Surpsises” da bıktım hepinizden deyip evine huzuru bulmaya gitti, neyse ki “ Lucky” de şansı döndü ve “Tourist” ile de “yavaş yavaş” eserini bitirdi. Sorun çok iyi bir iş çıkarmaları ve dolayısıyla burunlarının havaya kalkmasıydı. Diğer üyeler bu sıkıntıyı kolay atlattı fakat Thom’un durumu daha ağırdı. Şimdi olduğu Thom, gerçek Thom değildi. Böbürlenen havalı birisi olmuştu. Bir anda bulutların arasına yükselmiş, bu tutumunun sonuçları gözünün önüne serilince de bir o kadar hızlı yere çarpmıştı. O gün, uzun sohbetlerden sonra, Stipe Thom’a; “Yeniden ayağa kalkıp koşmalısın! Bana söz ver…”dedi.

Bir buçuk iki yıl sonra Thom içindeki insani değerlerine yeniden kavuştu. Sanatçı ego’sundan tamamen sıyrıldı. Bir röportajda muhabirin; “Thom, insanlar seni çok seviyor. Ne düşünüyorsun?” sorusuna yüzü kızarmış kafası önde, gülümseyerek;” Defol git başımdan!”dedi. Yeniden beş yıllık eski deri montunu giyerek Oxfordshire’da tek başına dolaşmaya başladı. İşin ilginç yanı hayranları da Thom’a onun istediği gibi yaklaşıyordu. Thom’a sokakta tek başına rastladıklarında çığlıklar atarak üstüne atılmak yerine, iyi günler deyip yanından geçiyorlardı. Thom gerçekten de ayağa kalmış koşmaya başlamıştı, “küçük bir açı kırılmasıyla” ileriye.

Radiohead Bir “gitar grubu” olmaktan sıkılıyordu. Eline her gitar alanın albüm yapıp MTV’ye çıkması bunun nedenlerinden biriydi. 2000 yılına gelindiğinde ellerinde 21 yeni şarkı vardı. Bu şarkıları bir yıl arayla iki albüm olarak yayınladılar. Kid A (2000) ve Amnesiac (2001). Önceki üç albümdeki rock parçaları yerini emprovize, deneysel, synthezizer ağırlıklı parçalara bıraktı. Satışlar çok iyi gitti. Amnesiac’ dan sonra çalışmalara çok az ara verip 2003 ‘te tamamen politik içerikli “Hail to the Theif” albümünü yaptılar. Bu albümde de elektronik altyapıyı terk etmediler.

Bütün bunlar Thom’un kafasından Ed’e cevap verdikten hemen sonra birkaç dakika içinde geçti. Biraz durakladı. Sonra; “her şeye değerdi!”dedi. “Her şeye değerdi. TV de ilk kez, bir konserinde Brain Mayxii’i gördüğüm andan itibaren müzik yapmak istiyordum. Bunu gerçekleştirdim. Evet, bu her şeye deydi.” Diğer grup üyeleri bir süre Thom’a gülümseyerek baktılar.

Herkes susmuşken birden Rachel atılıyor: “Thom geç kalacaksın..” Thom;” Biliyorum hayatım..”diyor. Arkadaşlarına şimdi Londra’ya doğru yola çıkacağını söylüyor. Thom uzun zamandır bir sivil toplum kuruluşu olan “Friends of the Earth”ün en önemli sponsoru. Bu kuruluş yıllardır İngiltere hükümetine küresel ısınma ile ilgili yasa çıkarması için baskı yapıyor. Bir nevi çevreyi koruma örgütü. O gün Thom düzenlenecek toplantıda konuşacak.

Kısa adam kız arkadaşını ve çocuklarını öpüyor ve grup evden çıkıyor. Giyimleri çok sıradan görünen grup kısık gözlünün arabasına varmak için caddeyi geçiyor. Sokakta hiç kimse gruba bir dönüp bakmıyor bile. Kısık gözlü, arkadaşlarını evlerine bırakıyor. Sonra Londra’ya doğru yola çıkıyor.

Birkaç saat sonra, Londra Underwood Sokağı’ndaki “Friends of the Earth” merkez konferans salonu…

Toplantı başlıyor. Kürsüdeki sunucu; ”Şimdi dostlarımızdan biri geliyor. Thomas Edward Yorke!”. Arka koltuklarda oturan sıradan görünümlü bir adam ayağa kalkıyor. Gülümseyerek kürsüye doğru yürüyor. Saçını tarayış biçimi değişik bir trendi çağrıştırıyor. Nedense mütemadiyen göz kırpıyor. Basamaklardan çıkıyor ve inecek gibi görünmüyor…

Not: Bu öyküde, yazarın yaptığı karakter tasvirleri, bu karakterlerin özel düşünceleri ve hareketleriyle birlikte öyküde gerçekleşen olaylar ve tarihiten alıntılar tümüyle gerçektir.

i Rachel Owen; Thomas Edward Yorke’un hayat arkadaşı. Oxford Printmakers’ Cooperative de grafiker olarak çalışıyor.
ii Agnes; Rachel ve Thom’un 4 yaşındaki kızları.

iii Noah; Rachel ve Thom’un 7 yaşındaki oğulları.
iv Edward John O’Brien;Radiohead’in ritim gitaristi ve yardımcı vokalisti.Kullandığı diğer enstrümanlar;, perküsyon.
v Philip “Phil” James Selway; Radiohead’in davulcusu.
vi Colin Charles Greenwood; Radiohead’in basisti. Ayrıca Jonny Greenwood’un kardeşi.
vii Jonathan “Jonny” Richard Guy Greenwood; Radiohead’in ses efektleri uzmanı, gitaristi ve Colin Greenwood’un kardeşi. Kullandığı diğer enstrümanlar; organ, synthesizer, piano, recorder.
viii Thomas Edward Yorke; Radiohead’in frontman’i. Aynı zamanda grubun söz yazarı, gitaristi, piyanisti.
ix Sırasıyla The Beatles, Lou Reed ve David Bowie’nin yaratıcılıklarının doruğunda çıkardığı albümler.
x Punk akımının öncülerinden olan New Yorke’lu müzik grubu.
xi Amerikalı Alternatif rock grubu.
xii Efsanevi Queen grubunun lead gitaristi.

 

 

Bir Cevap Yazın