Naçizane

SON NEHİR KURUDUĞUNDA

5 Mins read
Naçizane

SON NEHİR KURUDUĞUNDA

5 Mins read

Cümle beynelmilel ve milel matbuat ve neşriyyat, kıymet-i âbı havadis eylemekde, ikaz-ı beşeriyyeti vazife telâkki edip neşirlerinde mes’ele-i âbın bir mes’ele-i idâme-i hayat-ı beşeriyyet-ve’l-hayvanât-ve’d-dünya olduğunu idrâk eyleyerekden hâll-i mes’ele-i âb’a azm-û-ikdam etmekdedir. Düvel bu meselenin hâlli içün muhtelif zücûr-u iktisâdî tatbiyk eylemekde ve recâ-i hâll-i mes’ele eylemekdedir.

Efendim,

Yazımızın girişine tam muhalif bir biçimde, amacımız su ve kuraklık sorunları üzerine herkesin anlayabileceği, ağdadan ve teknik ayrıntılardan kaçınılmış bir dille birkaç söz söylemektir. Öyle sanıyorum ki bizden iki yüzyıl önce yaşayan cedd-i-Osmaniyye’miz yukarıdaki satırları Takvim-i Vakâyi’den ve yahut Tercümân-ı Ahvâl’den okumuş olsaydı biz bugün tahmin edemeyeceğimiz kadar iğrenç, kuru, çorak bir dünyanın neferleri olacaktık, çünkü iki yüzyıl sonra torunlarımızın dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş sıkıntılar çekeceğine bütün ulema mutabıktır.

“Encamı fenadır bu gidişatın.” diyen şaire, hâl âleme beyan olsa da encam âlime ayan olur, diyelim mi? Dedik. Serde akıl olmazsa serencâma tezekten gayrısı düşmez. Çocuklarımızı seviyorsak hepimizin çok akıllı olması gerekmektedir, çünkü torunlarımızın bize emaneti olan yerküreyi mahvederek zavallı evlatlarımıza okkalı bir tezek yağmuru hazırlamaktayız.

Bildiğiniz gibi küresel ısınma denen bir illet dünyamızın başına musallat olmuş durumdadır.

Hayır hayır, bu son cümlede olduğu gibi küresel ısınma ve kuraklık sorununda modern insanın yaşam alışkanlıklarının, üretim ve tüketim manyaklığının, insanın tabiata gem vurma sapıklığının suçlu olduğunu ve küresel ısınmanın büyük sermayelerin sahibi olan ülke, şirket ve kişilerin ilk elden sebep olduğu bir mesele olduğunu örtbas edip, bize “Bir beladır geldi başa/ Kapitalizm çok yaşa” allegro usulüyle tertip edilmiş marşını sunan sözde doğa sevgilisi çürük zihinlerden kaçınmak, bu ciddi meselenin çözümünde ilk olarak görülmesi gereken bir mihenk noktasıdır. 

Türkiye’nin birçok ilinin birkaç yıl içinde susuz kalacağı ortaya konmuştur. Belediyeler ise batmakta olan Titanik’te yolculara batışı çaktırmamak için icra-ı musikisine ara verilmeyen orkestra gibi, bu sorunlu dönemde hala her tarafa çim ekmekte, geceleri çimlere tanker tanker su boca etmektedirler, biz şehir sakinleri sabahleyin gözümüzü açtığımızda güzel bir şehirle iç içe olalım diye. Süslü pislik yemek sözü bu duruma tam uymaktadır. Çimin ne kadar çok su tükettiği bütün şehir planlama birimleri ve belediyelerce elbette bilinmektedir ama âh o demokrasi yok mu, seçmene tozpembe bir tablo sunup seçimlerde semere toplama çabası… Dünyaya, vatana, devlete ne olursa olsun, yeter ki parti belediye seçimini kazansın. Sonra elbet bakılır küresel ısınmanın da çaresine! 

Seçimlerde mevcut belediyemize soralım: Neden refüjlere, parklara daha az su tüketen ve daha çok su tutup daha çok oksijen üreten çalılıklar değil de daha güzel görünen ama suyun anasını ağlatan çim denen canavarları ektin? Neden şehrimin suyunu süs ve oy malzemesi olarak kullandın da bitirdin, a insafsız? Güzel şehir eşittir bol ışıklı, çok elektrik tüketen şehir anlayışını inatla sürdürmenin sebebi nedir? Neden şehirlerimiz dünyanın sağlıklı günlerinde olduğu gibi sade, sağlıklı ve temiz olmak yerine şaşaalı, debdebeli birer rezilhane haline getirilmektedir? Gösterişin sırası mı şimdi? Ayranımız yok içmeye… 

Dur bakalım insan, sıra sana da geldi. Hemen devlete, hükümete, belediyeye suçu atıp sıvışmak yok! 

Söyle bakalım, evinde kullanmadığın ışığı söndürdün mü? 

Kısa mesafeleri arabayla katetmek yerine azıcık yorulma pahasına yürümeyi tercih ettin mi? 

Mümkün olduğunca araba yerine belediye otobüsü kullanmaya özen gösterdin mi? 

Tıraş olurken suyu tasarruflu kullandın mı? 

Ellerini yıkama ve banyo yapma esnasında sabunlanırken musluğu kapattın mı? 

Klimanı az süre ve uygun ayarda kullandın mı? 

Abdest alırken ayaklarını kova kova suyla banyo yaptırmak yerine hafifçe mesh ettin mi? (Ah Ehl-i Sünnet, anlat bu icazetleri ve sünnetleri çocuklara Kur’an kurslarında…) 

Önceleri günlük banyo yaparken artık bu gidişle muayyen bir müddet sonra hiç banyo yapamayacağının farkına varıp banyo sıklığını iki-üç günde bire azalttın mı? 

Arabanı hortumla değil de kovayla yıkadın mı, hatta arabanı parlatmanın mevcut durumda çok da lazım olmadığını görüp bu temizliği azalttın mı, hatta arabanı şu güzelim dünyanın ömrü için garajına uzun müddetlerce koyduğun, kullanmadığın oldu mu? 

Hayır, hayır, hayır!.. Bunların hiçbirini yapmadın çünkü ya zenginliğine güvenip su faturasını ve benzin masrafını her halûkârda ödeyebileceğini düşündün, ya ahmaksın, ya sapık, ya boş vermiş, ya bencil, ya da bunlardan birkaç tanesi birdensin! Belki de seni tarif edecek hakaret henüz hiçbir argoda söylenmedi! 

Ey insan, tuvaletten kalktığında ardında bıraktığın pislik kütlesine bak ve övün! Övün, zira senin ortaya koyabildiğin ancak budur, türlü amaçlarla el attığın dünyayı da bir pislik kütlesine çeviren sensin! 

…ve boğul bu kurumuş pisliğin tadını ve kokusunu en derinlerinde hissederek!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: