Naçizane

SURİYE SINIRI: DUYGU VE DÜŞÜNCELERİMİZDEKİ MAYINLARI KALDIRALIM

1 Mins read
Naçizane

SURİYE SINIRI: DUYGU VE DÜŞÜNCELERİMİZDEKİ MAYINLARI KALDIRALIM

1 Mins read

 

Geçen sene bu zamanlar Suriye’deydim. Farklı bir kültür, farklı bir ülke görmeye gitmiştim. Ama göremedim. Farklı bir şey yoktu çünkü. Suriye ile Türkiye arasında bir fark yoktu. Hele güneydoğu illerimizi dolaşıp geçerseniz sınırı, Suriye’ye geçip geçmediğinizi bile anlamakta zorluk çekersiniz. Halep, sanki bir Türk şehri. Gaziantep’ten taksi dolmuş kalkıyor Halep’e. 20-25 TL galiba… Halep’ten sonra yol sizi alıp götürür; Hama, Humus, Şam… Ayrı ayrı keyifler ama hep bizden bir şeyler.

 

Seyahat yazısı yazmak ayrı bir beceri gerektirir. Öyle bir isteğim ve iddiam yok. Yalnız sınırımızdaki mayın tartışmaları sırasında Fatih Altaylı’nın bir köşe yazısına denk gelince bunları hatırladım. Şöyle diyor Altaylı[1];

 

“Özay Şendir (Habertürk yazarı) Suriye’ye gidince izlenimlerini sordum;

 

– Suriye, Türkiye’nin eyaleti gibi. Tam bir eyalet. İç işlerinde tam bağımsız. Dış işlerinde Türkiye’ye bağlı. Hafız Esad da sanki Türk kökenli eyalet valisi… Türkiye’ye müthiş bir ilgi, müthiş bir sevgi…
Sokaktan yönetimin en üst kademesine kadar.”

 

Benzer şeyleri ben de hissetmiştim. Sürekli “Nerda Osmanlı nerda…” diyen rehberimizden tutun da, kiliselerde kucaklaştığımız ve Türkçe sohbet ettiğimiz, zamanında bizim topraklarımızdan göç etmiş Ermeni yaşlılarına kadar.

 

Sonuç: İnsan her yerde insan. Kültür hayata anlam, zenginlik katan şey. Önyargılarımız sadece bizlerin hayattan keyif almasını engellemekte. Ülke sınırları, duygu ve düşüncelerimizde de sınır oluşturmak zorunda değil.

 


[1] http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=10441

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: